• Kaynak menüsünden dosya indirebilmek istiyorsanız lütfen forum kullanım bilgisini okuyunuz

23 NİSAN Konuşma Metni

Katılım
12 Mar 2009
Mesajlar
1,114
Beğeniler
2
Puanları
38
#1
.................................................................LİSESİ
23 NİSAN 2009-ULUSAL EGEMENLİK VE ÇOCUK BAYRAMI’NA İLİŞKİN KONUŞMA METNİDİR!

Saygıdeğer Müdürüm, Kıymetli Öğretmen Arkadaşlarım ve Cumhuriyetin mirasçısı siz “Sevgili Gençler!”

Bugün burada atalarımızın ve başta Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere devletimizi kuranların manevi huzurunda, TBMM’ nin açılışının 89. yıldönümünü kutlamak için toplandık. Yıllar önce sabrımızı, gücümüzü, azmimizi gösterdiğimiz yedi düvele, bu defa birliğimizi, dirliğimizi, sevgimizi göstermek için toplandık. umhuriyetimizi kuranlara, TBMM’ni açanlara, şimdi toprağın altında ya da üstünde olanlara şükran hislerimizi ifade etmek için toplandık. Bayramımız hepimize kutlu olsun!

Halkın kendi iradesini yansıtmak demek olan TBMM’nin açılışını anlatmadan önce, bu günlere nasıl gelindiğinden bahsetmek istiyorum. Şairin:

“Kalk yiğidim! Yine dağ başını duman aldı;
Parçalandı bir kıtanın toprakları
Aslan payını aslan olmayan aldı” diye haykırdığı günlerden geldik...

Osmanlı Devleti’nin son dönemleriydi… Büyük devletlerin “Şark Meselesi” adını verdikleri plan gereği, Türkler Balkanlardan, Anadolu’dan çıkarılacak ve İstanbul Türklerden alınacaktı. “Hasta adam” olarak nitelendirilen Osmanlı Devleti’ni bir hamlede yutmak mümkün değildi. Öyleyse yapılacak olan belliydi. Önce bölüp parçalamak, sonra da yutmak… Bu amaçla hareket eden büyük devletler önce Balkan Savaşları ile Rumeli topraklarını bizden kopardılar. Sonra bunu, bozgun ve binlerce insanın yurtlarını terk etmesi, acılar ve yoksulluklar izledi. Daha Balkan Savaşları yeni bitmişken, Birinci Dünya Savaşı başladı. Mondros Ateşkes Antlaşması gereği yurdumuz İngilizler, Fransızlar İtalyanlar ve Yunanlılar tarafından işgal edildi. Ölümü tutsaklıktan üstün gören Türk Milleti, Mustafa Kemal Paşa önderliğinde topyekûn bir Kurtuluş Mücadelesi’ne girişti. 19 Mayıs 1919’da Samsun’da yanan bu meşale dalga dalga tüm yurda yayıldı. Kadın-erkek, yaşlı-genç herkes düşmana karşı kahramanca savaştı.

23 Nisan 1920’de ise ilk Türkiye Büyük Millet Meclisi açıldı. T.B.M.M’ nin, Türk Milleti’nin gerçek temsilcisi olduğu belirtildi. Böylece Cumhuriyete giden yolda önemli bir adım atılmış oldu.

Batı Cephesi’nde Yunanlılara, Güney Cephesi’nde Fransızlara ve Doğu Cephesi’nde Ermenilere karşı ordumuz şanına yakışır zaferler kazanıyordu. Sakarya’da Başkomutan Mustafa Kemal, Türk ordusuna “hatt-ı müdafaa yoktur, sath-ı müdafaa vardır. O satıh da bütün vatandır. Vatanın her karış toprağı vatandaşın kanıyla ıslanmadıkça bırakılamaz” diyordu. Dumlupınar’da ise “Ordular! İlk hedefiniz Akdeniz’dir, ileri!” emriyle bir büyük destan daha yazılıyordu. Nihayet Türk yurdu düşmandan temizlendi.

Askeri başarılar tamamlandıktan sonra, Mustafa Kemal, “Süngüyle, silâhla, kanla elde ettiğimiz zaferlerden sonra, kültür, ilim, fen ve ekonomi gibi alanlarda zafer kazanmak için çalışacağız. Bunun sağlanması ise bir şarta bağlıdır. O da milletin, doğrudan doğruya kendi egemenliğine yine kendisinin sahip olmasıdır!” diyordu. Bu doğrultuda Saltanatı kaldırıp, Cumhuriyeti ilan etti ve bu mirası Türk çocuklarına ve Türk gençliğine emanet etti. Bu yüzden, yeni açılan birinci TBMM’NİN tarihimizde ayrı bir yeri bulunmaktadır. İşte şu an açılışının 89.yılını kutlamakta olduğumuz TBMM, Meclisli bir yönetime geçmemiz ve millet iradesi açısından oldukça önemli bir sahiptir.

Açılan bu meclis milli bir meclisti; idealistti, demokratikti; Gazi bir Meclis’ti… Zira Kurtuluş Savaşı’nı gerçekleştirmişti. Toplumun her kesiminden üyesi bulunmaktaydı. Bu yönüyle Meşrutiyet Meclislerinden farklıydı. Bu meclisin öncelikle bir amacı vardı, o da Misak-ı Milli’yi gerçekleştirmek...
Meclis üyelerinin her biri de kahraman ve fedakârdı… Öyle ki Sakarya Savaşı sırasında top seslerinin Ankara’dan duyulması üzerine, meclisin taşınması gündeme gelmiş bunun üzerine, Erzurum milletvekili Mustafa Durak Bey kürsüye çıkmış ve: “ Millet bizleri buraya kaçmaya göndermedi, hepimiz burada kalacağız ve gerekirse vatan uğruna öleceğiz. Buraya vatan için, kanımızı canımızı feda etmek için geldik,”demiştir.

Artık Türk Gençliği, işgal yıllarını geride bırakmış ve günümüzde dünya barışına katkı sağlayan devletlerarasında yer almıştır. "Yurtta barış, dünyada barış" ilkesi ışığında Türk Çocukları, dünya çocuklarına kardeşliği, barışı, özgürlüğü, milli egemenliği en iyi şekilde göstermektedir.
Bizlere bu cennet vatanı armağan ve emanet eden, istiklalimizi temin eden, başta ulu önderimiz M. Kemal Atatürk, tüm şehitlerimiz ve gazilerimizin mekânları cennet ruhları şad olsun!

Bu duygu ve düşüncelerle, sözlerime İstiklâl marşımızın, Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk’ü en çok etkileyen mısralarıyla son vermek istiyorum:

“Hakkıdır, hür yaşamış bayrağımın hürriyet
Hakkıdır Hakk’a tapan milletimin istiklâl…”

Sevda Dıraga CANBAZ
Uzm. Tarih Öğretmeni
 
Üst Alt