Bu Sayfayı Paylaş

  1. Hanımeli Usta Üye

    Katılım:
    12 Mart 2009
    Konular:
    356
    Mesaj:
    1,114
    Alınan Beğeniler:
    0
    Ödül Puanları:
    36
    ...............................................................Lisesi
    29 Ekim 2008 Cumhuriyet Bayramı Konuşma Metnidir


    Saygıdeğer Müdürüm, Kıymetli Öğretmen Arkadaşlarım ve Cumhuriyetin mirasçısı siz “Sevgili Gençler”,

    Bugün burada atalarımızın ve başta Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere devletimizi kuranların manevi huzurunda, milletimizin en büyük gününü kutlamak için toplandık.

    Yıllar önce sabrımızı, gücümüzü, azmimizi gösterdiğimiz yedi düvele, bu defa birliğimizi, dirliğimizi, sevgimizi göstermek için toplandık.

    Cumhuriyetimizi kuranlara, şimdi toprağın altında ya da üstünde olanlara şükran hislerimizi ifade etmek için toplandık. Kısacası Cumhuriyetin 85. yılını kutlamak için toplandık…

    Bayramımız hepimize kutlu olsun !

    Halkın kendi kendini idare etmesi demek olan Cumhuriyeti anlatmadan önce, bu günlere nasıl gelindiğinden bahsetmek istiyorum. Şairin:

    “Kalk yiğidim! yine dağ başını duman aldı;
    Parçalandı bir kıtanın toprakları
    Aslan payını aslan olmayan aldı”
    diye haykırdığı günlerden geldik ...

    Osmanlı Devleti’nin son dönemleriydi… Büyük devletlerin “Şark Meselesi” adını verdikleri plan gereği, Türkler Balkanlardan , Anadolu’dan çıkarılacak ve İstanbul Türklerden alınacaktı. “Hasta adam” olarak nitelendirilen Osmanlı Devleti’ni bir hamlede yutmak mümkün değildi. Öyleyse yapılacak olan belliydi. Önce bölüp parçalamak, sonra da yutmak…

    Bu amaçla hareket eden büyük devletler önce Balkan Savaşları ile Rumeli topraklarını bizden kopardılar. Sonra bunu bozgun ve binlerce insanın yurtlarını terk etmesi, acılar ve yoksulluklar izledi. Daha Balkan Savaşları yeni bitmişken, Birinci Dünya Savaşı başladı. Başlangıçta tarafsızlığını ilân eden Osmanlı Devleti, Almanya’nın yanında savaşa girmek zorunda kaldı. Bütün imkânsızlıklara rağmen Türk Milleti Çanakkale’de büyük bir destan yazdı. Çanakkale’nin geçilmez olduğunu bütün dünyaya ilan etti.

    Bu zaferin kazanılmasında en önemli pay, Türk Milleti’nin kaderini belirleyecek ve Cumhuriyete giden yolları açacak olan Anafartalar Kahramanı Mustafa Kemal Paşa’ya aittir. Nitekim bu büyük komutan o gün askerlerine “ben size taarruzu değil, ölmeyi emrediyorum” demiştir. Türk Milleti bu savaşla hem bağımsızlığı seçmiştir hem de kendi liderini…

    Çanakkale’deki bu zafere rağmen, diğer cephelerdeki yenilgiler Osmanlı Devleti’nin sonunu getirdi. Mondros Ateşkes Antlaşması gereği yurdumuz İngilizler, Fransızlar İtalyanlar ve Yunanlılar tarafından işgal edildi. Ölümü tutsaklıktan üstün gören Türk Milleti, Mustafa Kemal Paşa önderliğinde topyekün bir Kurtuluş Mücadelesi’ne girişti. 19 Mayıs 1919’da Samsun’da yanan bu meşale dalga dalga tüm yurda yayıldı. Amasya Genelgesi’nin yayınlanmasının ardından, Erzurum ve Sivas, ev sahipliği yaptığı kongrelerle milli mücadelenin yeşerip filizlendiği merkezler oldu. Kadın-erkek, yaşlı-genç herkes düşmana karşı kahramanca savaştı.

    Satı Kadın, Ali Saip Bey, Sütçü İmam, Şahin Bey ve daha niceleri…23 Nisan 1920’de ilk Türkiye Büyük.Millet Meclisi açıldı. T.B.M.M.’nin Türk Milleti’nin gerçek temsilcisi olduğu belirtildi. Böylece Cumhuriyete giden yolda en önemli adım atıldı. Kendisine istiklâl ya da ölümden başka kurtuluş görmeyen Türk ordusu Sakarya’da bir destan yazdı.

    Büyük komutan Mustafa Kemal Sakarya’da Türk ordusuna “hatt-ı müdafaa yoktur, sath-ı müdafaa vardır. O satıh da bütün vatandır. Vatanın her karış toprağı vatandaşın kanıyla ıslanmadıkça bırakılamaz” diyordu.

    Dumlupınar’da da Türk ordusu, başkomutan Mustafa Kemal’in “Ordular! İlk hedefiniz Akdeniz’dir, ileri!” emriyle bir büyük destan daha yazdı. Nihayet Türk yurdu düşmandan temizlendi. Şimdi yapılacak çok önemli bir iş daha vardı ki o da Milletimizi hak ettiği bir yönetime kavuşturmaktı.

    Atatürk 27 Eylül 1923’te yayınlanan bir beyanatta Avusturyalı bir gazeteciye demokratik bir cumhuriyetin teşekkül edeceğini, bu Cumhuriyetin Batı cumhuriyetleri esaslarından farklı olmayacağını söyler. 28 Ekim gecesi yakın arkadaşlarıyla görüşerek “yarın Cumhuriyet’i ilân edeceğiz” der. 29 Ekim 1923’te Türk Milleti Cumhuriyete kavuşur.

    Atatürk’ün “Türk Milleti’nin karakterine ve adetlerine en uygun idare Cumhuriyet idaresidir” diyerek ilan ettiği Cumhuriyet rejimi ,Türk Milleti’ne bırakılmış en büyük bir miras ve vazgeçilmez bir değerdir.
    Cumhuriyette egemenlik kayıtsız-şartsız milletindir. Halk, kendisini yönetme yetkisini temsilcileri aracılığıyla kullanır. Bu yönetimde yurttaşların seçme ve seçilme hakları vardır ve bütün vatandaşlar eşit haklara sahiptir.

    Cumhuriyetin en büyük erdemi, Türk toplumunu millet olma bilincine kavuşturması ,bireyi yurttaş konumuna yüceltmesidir.Milletimiz Cumhuriyetle birlikte devletin tek ve gerçek sahibi olmuştur.

    85.yılını kutlamakta olduğumuz Cumhuriyetin kurucusu olan Atatürk’ümüzün bizlerin önüne koyduğu hedef, devletimizi çağdaş uygarlık düzeyine ulaştırmaktır.

    Hak ve hürriyetlerden yoksun toplumların ayakta kalmaları ve yaşamaları mümkün değildir. Türkiye Cumhuriyeti’nin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü savunmak, Atatürk ilke ve inkılâplarını korumak her Türk vatandaşına düşen önemli bir görevdir.

    Bu duygu ve düşüncelerle Cumhuriyet Bayramınızı kutluyor, sözlerime İstiklâl marşımızın Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk’ü en çok etkileyen mısralarıyla son vermek istiyorum:

    Hakkıdır, hür yaşamış bayrağımın hürriyet
    Hakkıdır Hakk’a tapan milletimin istiklâl…

    Seçil Özdemir
    Tarih Öğretmeni
     

Bu Sayfayı Paylaş