1. Üniversiteye Girişte Yeni Sistem ve Tarih Dersi konusunda görüşlerinizi paylaşır mısınız ? http://www.tarihbilinci.com/konular/universiteye-giriste-yeni-sistem-ve-tarih-dersi.33734/
    Duyuruyu Kapat

46. Kütüphane Haftası

'Belirli Gün ve Haftalar' forumunda Son Samuray tarafından 2 Nisan 2010 tarihinde açılan konu

Bu Sayfayı Paylaş

  1. Son Samuray Usta Üye

    Katılım:
    13 Mart 2009
    Konular:
    13
    Mesaj:
    102
    Alınan Beğeniler:
    0
    Ödül Puanları:
    0
    Bilgi Mabedi Kütüphaneler ana temalı bir hafta geride kalmak üzere....

    İnsan soyu, Mağara Devri, Taş Devri… denilen ilkel dönemlerden bugünlere gelirken, yaşama çabasında edindiği tecrübelerini, unutulmaması için genç kuşaklara aktardı. Belleğinde tutması gereken bilgiler çoğaldıkça, bunları guruplara ayırıp sınıflandırdı ve uygun anlatım yolları bulmaya çalıştı.

    Bilgiler çeşitlendikçe bunları hatırlatacak bellilikler, birtakım işaretler koymaya başladı. Bu beceri, somut olan nesneleri soyut işaretlerle ifade etmesine yol açtı. Elindeki her nesneyi bir işaretle göstermeyi öğrendi.

    Yazıyı keşfetmesi, insanoğluna, doğal çevresini daha rahat yaşanacak bir hale getirme mücadelesinde edindiği bilgileri toparlayıp saklamada büyük bir rahatlık sağladı. Bundan sonra kazandığı her bilgiyi, toplumsal yaşamla ilgili düşünce ve düzenlemelerini, yaşadığı serüvenleri, tabletlere, kitabelere ve sonunda kitaplara yazarak, bunları toplu halde koruyup gelecek kuşaklara ulaştıracağı; insanlığın bilgi deposu, belleği olan kütüphanelerin oluşmasına yol açtı.

    Aslında okul ve eğitim, insanlığın bilgi birikimini kısa yoldan öğrenip, onu geliştirerek daha ileriye götürmek ve insanlığın yararına sunmak için değil midir? Eğitim ve öğrenim okulda başlamadığı gibi, orada da bitmez. Kişi, insanlığın yaratmış olduğu kültür birikimini öğrenme çabasını, serbest zamanlarında, kitap ve kütüphanelerden yararlanarak sürdürür. Kitap ve kütüphaneden yararlanmayan bir toplum, hafızasını kullanamayan, belleği olmayan insan gibidir.

    ÜLKEMİZDE KİTAP VE KÜTÜPHANE
    Türkiye'de Okuma ve İzleme Oranları
    Dergi okuma oranı % 4
    Kitap okuma oranı % 4,5
    Gazete okuma oranı % 22
    Radyo dinleme oranı %25
    Televizyon izleme oranı %94
    Öğretmenlerin %28’i ayda 1 kitap okuyor
    Japonların Kitap Okuma Aşkı Türklerin 150 Katı Kadar
    Ülkemizde 23 milyon adet kitap basılırken Japonya da 4 milyar 200 milyon
    Bir Japon yılda 25 kitap okuyor, ülkemizde 6 kişi 1 kitap okuyor.
    AB ülkelerinde yıllık kitap masrafı 500 dolar seviyesindeyken ülkemizde 2 dolar

    Örneğin ülkemiz, ortalama altı binler seviyesinde olan yıllık kitap yayın sayısı bakımından Finlandiya, Almanya, İngiltere gibi gelir düzeyi yüksek ülkelerin kat kat gerisinde kalmaktadır. Aynı zamanda ülkemizde günlük yayınlanan gazetelerin toplam tirajı ancak gelişmiş ülkelerdeki normal bir gazetenin tirajına denk gelebilmektedir.

    Ülkemizde okuma oranının bu kadar düşük olmasının nedenini elbette yalnızca eğitim sistemine bağlamak doğru bir yaklaşım olmayacaktır. Bu soruna aynı zamanda tarihi, sosyolojik, ekonomik ve politik bir sorun olarak bakmak gerekmektedir

    Kitap okumama konusunda hepimizin bahanesi hazırdır:
    -Kitaplar çok pahalı
    -İşten geldim yorgunum
    -Öğrenciyiz abi
    -Oku oku nereye kadara?

    Okuduğumuz kitapların içeriği de çok nitelikli değil. Ülkemizde okunan kitaplara bakarsanız “siyaset, aşk cinsellik” birkaç konuya sıkışmıştır.

    Günde ortalama 5 saat TV izleyen bir toplumuz fakat basit bahanelerle birkaç sayfa okuma zahmetine katlanamıyoruz.

    • Yılda 1 ile 5 kitap arasında okuyan kişiler az okuyan okur tipi,
    • Yılda 6 ile 20 kitap arasında okuyan kişiler orta düzeyde okuyan okur tipi ve
    • Yılda 21 kitaptan fazla okuyan okurlar ise çok okuyan okur tipi şeklinde ifade edilmektedir

    Bizde kitapları da gösteriş olsun diye severler.

    Müzik kulağı diye bir şey var; Tarkan'ın müziği farklıdır, Çaykovski'ninki farklı. "Ben müziği seviyorum," diyene "Neyi seviyorsun, nesini seviyorsun?" diye sormalı. Chopin'in sonatını seviyor musun mesela? Ki çok ağır bir sonattır.

    Üç türlü okuma vardır: Birincisi zorunlu okuma; mektep kitapları. İkincisi öğrenmek için okuma. Üçüncüsü ise zamanı unutmak için, zevk için okuma.

    Bizde kitapa önem verilmediği gibi kütüphanelere de önem verilmiyor

    İsmail Hakkı Uzunçarşılı'nınkiler yurtdışına gitti. Daha sonra Tayyip Gökbilgin'inki de dışarıya gitti. Ahmet Vefik Paşa’nın kitapları Hollanda.

    Fuat Köprülü ve Cavit Baysun’un kütüphanesi yağmalandı geri kalanlarını Yapı Kredi aldı ama intikal edenler kütüphanenin beşte birini kapsar.

    Ne yazık ki ülkemizde kütüphanelere gereken önem verilmemektedir. Günümüzün en yalnız, en buruk ve en üzgün mekanlarıdır kütüphaneler. Kitabın pahalı olduğunu söyleyen insanların, kitabın bedava olduğu kütüphanelere gitmediğini görüyoruz. Kitap okumayan bir toplum oluşumuzun cezasını, elbette ki her alanda çekmekteyiz.

    KİTAP OKUMANIN FAYDALARI



    Kitap okumanın yararları saymakla bitmez Kitap okumanın yararı herkese vardır. Kitap okumak, sadece gençlik için değil, aynı zamanda çocuk yetişkin ve yaşlılar için de gereklidir. Özellikle de kitap okuma alışkanlığının çocukluk döneminde kazanılması gerekir. Bu alışkanlığın kazanılmasında okulun etkisi büyüktür. Ancak toplumumuzda bu alışkanlık yeterince kazanılmadığından kitap, yeteri kadar okunmamaktadır.

    Özellikle kimliğin oluşturulması dönemi olan gençlik döneminde kitap okumak şarttır. Genç, kitap okudukça kendini tanıma fırsatını bulur, yeteneklerini keşfetmiş olur. Genç, kitap okudukça ufkunu da genişletir. Ufku geniş olan genç, olaylara at gözüyle bakmaktan kurtulur. Kitapla dost olan genç, bu dostluğu sayesinde bir-çok başarıyı elde edecektir.

    Günümüz koşullarında bilgiye ulaşmanın bir çok yolu vardır: Konferanslar dinlemek, seminerlere katılmak, belgesel seyretmek vb. Ancak, bu çalışmalarda insanın durup düşünmeye,ihtiyacı olduğunda bu bilgiye tekrar ulaşma olanağı yoktur. Fakat kitap okurken kişinin düşünmeye zamanı ve tekrar tekrar aynı bilgiye ulaşabilme olanağı vardır. Özelliğinden dolayı, ’bu bilgi edinme koşuluna’ ihtiyaç duyan gencin kitap okuması gerekir.

    Kitap okumanın aynı zamanda derslere de faydası vardır. Özellikle ÖSS ve OKS sınavına hazırlanan öğrencilerin bol bol kitap okuması gerekir. Kitap okumanın yalnız Türkçe, Edebiyat derslerine değil, bütün derslere katkısı vardır. Öğrenciler arasında ’Kitap okumanın sayısal derslere olumlu ne gibi bir etkisi olabilir?’ düşüncesi yaygındır. Oysa sayısal derslerden çıkan sınav sorularının büyük bir kısmı metindir. Özellikle Biyoloji dersinin sorularının yoruma dayalı olması, yorum yeteneğini güçlendirecek kitapların okunmasını gerektiriyor. Özellikle kapsamlı düşünme yeteneği isteyen fizik ve matematik konuları düşünme yeteneği yüksek olan insanların başarılı olabileceği derslerdir. Bu yeteneğin kitap okumayla geliştirilebileceği unutulmamalıdır.

    Sınavlarda zamanı iyi kullanma çok önemlidir.Çok kitap okuyan öğrenci, hızlı okuyup anlayarak,dakikaların altın değerinde olduğu sınavlarda daha da başarılı olacaktır. Sınav soruları incelendiğinde okuma alışkanlığının soruları yanıtlamada gösterdiği etki açıkça görülecektir.

    Günümüzde, gençlik arasında ne yazık ki okuma alışkanlığı yaygın değildir. Bugün gençliğin yaşadığı sorunlara çözüm bulamamasının ve sorunlar karşısında çaresiz kalmasının nedeni de kitap okumamasıdır. Kendini ifade edememesinin, sorunlarını başkasıyla tartışacak kapasiteye sahip olamamasının nedeni de kitap okumayışından kaynaklıdır. Gençlik, kendisi için ekmek su kadar önemli olan kitabı gözardı etmemelidir. ’Neden okumuyorsunuz?’ sorusuna, kendilerince haklı olduklarına inandıkları yanıtlar sunmaktadırlar: Kitapların pahalılığından, istedikleri kitaba ulaşmakta yaşadıkları zorluklardan vb. nedenlerden yakınmaktadırlar.


    KİTAP OKUMA ZAMANI

    Kitap okumanın zihni gelişmeye katkısı aslında anne karnında başlar. Anne karnındaki bebek 6. ya da 7.aydan itibaren dış dünyayı işitebilir. Kendisine kitap okunan çocukların dil gelişimi sağlıklı olmaktadır. Kitap okunan ve kitap okuyan çocukların düşünceleri diğer çocuklara göre çok daha zengin olur. Kitap okuyan çocukların iletişim kapasiteleri artmaktadır. Okuma çocuğun kelime hazinesini de arttırmaktadır.

    Okuma olayı bir uzun yolculuktur; beşikle başlar, mezarla biter. Okulla beraber biten okumalar yarıda kalmıştır. Okuma iğneyle kuyu kazmaktır; kararlılık ister, sabır ister. Okuma bir arayıştır, hakikati, doğruyu, güzeli arayış. Her arayış içinde bulma heyecanını barındırır. Bulursunuz, ikinci, üçüncü... Arayışlar başlar. Umut ve heyecan, okumanın ayrılmaz iki vasfıdır. Okuma insanlığın, umut ve heyecan da canlılığın şartıdır.

    Bunun yanı sıra otobüs, tren, taksi ve uçak gibi ulaşım araçlarında seyahat ederken zorunlu olarak geçen boş zamanlar da kitap okuyarak değerlendirilebilecek anlardır. Özellikle bekleme yapılan yerlerde kitap okumak, geçirilen zamanı hem zevkli hale getirecek hem de kişinin yeni bir şey daha öğrenmesine vesile olacaktır. Bu konuda gelişmiş ülkelerin çizdiği tablo oldukça etkilidir. Sahip olunan her boş anda yanlarında bulunan kitabı okuyan Batılılar, kitap okuma alışkanlığının en güzel örneklerini sergilemektedirler.

    KİTAP SEÇİMİ

    Doğru Kitap Nasıl Seçilir? Okuma alışkanlığı ile ilgili tüm bu ayrıntıların yanı sıra özellikle dikkat edilmesi gereken bir nokta, okunacak kitabın seçilmesinde özen gösterilmesidir. Bir yıl içerisinde basılan binlerce kitabın arasında elbette faydalı eserlerin yanı sıra kitap olarak değerlendirilemeyecek yayınlar da vardır. Tüm bu kitapların arasında okunacak doğru kitapları seçmek ise ancak kişileri doğru yönlendirmek ile mümkündür. Öncelikle okunacak eserlerin okuyacak kişiye heyecan vermesi ve kişinin kitabı zevk alarak okuması önemlidir.

    AYDINLARA GÖRE OKUMAK
    Bacon: ‘Bilgi, güçtür.’ der.

    Ülkeleri yönetenler hep okumuş, bilgili ve başarılı insanlardır. Başarılı yazarlar, ömürlerinin yarısını okuyarak geçirmişlerdir. Onun için okuma alışkanlığı edinmemiz gerekir. Kahvelerde, meyhanelerde vakit öldüren insanların çoğu, okuma alışkanlığı edinememiş kimselerdir.

    Bacon, insanın okuma alışkanlığı kazanarak kenidi sürekli yenilemesinin yararlarını şu şekilde açıklamaktadır: 'Okumak insanı olgunlaştırır, konuşmak ustalaştırır, yazmak ise daha somut bir bilgi sağlar. Dolayısıyla az yazanın iyi bir belleği olması gerekir, az konuşanın keskin zekası, az okuyanın da bilmediğini bilir gibi görünebilmek için kurnaz olması gerekir'

    Voltaire: ‘Okuma, ruhu yüceltir.’ demiş.

    Dilimiz, ancak edebiyat üstatlarının eserlerini okumakla zenginleşir. Büyük adamların eserlerini okumalıyız. Bu sayede hem düşünceleriniz gelişir, hem de ifade yeteneğiniz güzelleşir.

    Dale Carnegie: ‘Her gün yirmi otuz sayfa okumakla kısa bir zaman içinde kültürünüzü yükseltip kitaplıklar devretmiş olursunuz. Kitap okuduğunuz zaman bir tek kelimeyi bile anlamadan geçmeyiniz, sözlüğünüz daima yanınızda bulunsun.’ diyor.

    Okumayan insan, zihnini çalıştırmıyor, fikir jimnastiği yapmıyor demektir. Bir kitap veya yazı okuduğumuz zaman, onu kaleme alan yazarla sohbete dalmış oluruz. Okuduğumuz metin, bize yazarın düşüncelerini söyler; biz de o fikirleri zihnimizde tartarız, kabul veya reddederiz ki böylece biz de düşünmeye başlarız.

    Okuma, düşünceyi besleyip düşünme yeteneğimizi geliştirir ve kelime hazinemizi genişletir. Okuma sayesinde konuşma kabiliyetimiz gelişir, düzgün ve güzel konuşur, güzel yazar hale geliriz.

    Okuma gaye değil, araçtır. Okumanın sonunda bilgi edinmeli, faydalı şeyler öğrenmelidir. Okuduğumuz metin tarih ise günümüze ışık tutmalıdır; ahlak kitabı okuyorsak davranışlarımız düzelmelidir. Okuduğumuz bilgilerden faydalanmalıyız ve onları hayata tatbik etmeliyiz; aksi halde marangozluk kitabı okuduğu halde hiçbir şey yapamayan adama benzeriz.

    Goethe: “Okumayı öğrenme, sanatların en gücüdür.” der.

    Gerçekten de okuma alışkanlığı edinebilmek zordur. Hele televizyonların insanı haber, film, şov bombardımanına tuttuğu günümüzde okuya bilmek, sanatların en zorudur, fakat en güzelidir. TV seyreden insan pasiftir resimler süratle gözünün önünden geçer ve düşünmek için yakıt bulamaz. Kitap öyle değildir; istediğiniz yerde okumayı bırakıp okuduklarınız üzerine düşünebilirsiniz.
    SONUÇ
    Sonuç olarak ülkemizde okuma alışkanlığının kazandırılması ve geliştirilmesi, köklü yaklaşımlar ve kalıcı çözümlerin uygulanması ile sağlanabilecektir. Ancak öncelikle ulusal kültür ve eğitim politikalarımızın sorunun büyümesinde ne derece etkili rol oynadığının farkına varılması ve ülke gerçeklerinin çözüm için gerekli olan tedbirlerin alınmasında gözardı edilmemesi gerekmektedir. Okuma alışkanlığının kazandırılması ve geliştirilmesinde aktif rol oynaması gereken öncelikli kurumlar okullar ve kütüphanelerdir. Her iki kurumda da sorunun kaynağına inecek olumlu adımların atılması ve bilimsel tedbirlerin alınması ile ulusal okuma alışkanlığımız uzun vadede istenilen düzeye ulaşacaktır.
    Gelişme arzusunu yıllarca içinde taşıyan bir toplum olarak kitap okuma alışkanlığını kazanmayı ne zaman önemseyeceğiz?
    Okumak, anlamak, anlatabilmek… Bu kavramların hepsi kitap okuma alışkanlığında yatıyor. Kendi çözümsüzlüğümüzü kendimiz yaratmayalım. TV alışkanlığımıza,eğlenceye biraz daha az zaman ayırarak, bu toplumu hep beraber geliştirelim. Çocuklarımıza, ailemize de bu alışkanlığı kazandıralım
    Arık Uyanma vaktidir….
     

Bu Sayfayı Paylaş