1. Üniversiteye Girişte Yeni Sistem ve Tarih Dersi konusunda görüşlerinizi paylaşır mısınız ? http://www.tarihbilinci.com/konular/universiteye-giriste-yeni-sistem-ve-tarih-dersi.33734/
    Duyuruyu Kapat

Ahi Birlikleri

'Ahilik Kültür Haftası' forumunda Ece tarafından 8 Nisan 2009 tarihinde açılan konu

Bu Sayfayı Paylaş

  1. Ece Usta Üye

    Katılım:
    11 Mart 2009
    Konular:
    5,027
    Mesaj:
    14,119
    Alınan Beğeniler:
    19
    Ödül Puanları:
    0
    AHİ BİRLİKLERİNDE EĞİTİM
    Eğitimin amacı kişinin ahlaki, mesleki bilgi ve becerilerini artırmak ve onu bu yönde yetiştirmektir. Meslek ve ahlak eğitimi bir arada verilir.
    1- İş dışındaki eğitim: Genel eğitim niteliğinde olup kişiyi geliştirmeye yöneliktir. Dini, ilmi bilgiler, edebiyat dersleri, musiki dersleri, davranış kuralları, askeri bilgi ve spor eğitimi dersleri.
    2- İş başında eğitim: Bir gencin usta olabilmesi ve kendi iş yerini açabilmesi için değişik öğrenim kademelerinden geçmesi gerekir.
    AHİ BİRLİKLERİNDE YÖNETİM Ahi birliklerinde iki çeşit üye bulunurdu. Birinci grupta çırak, kalfa, ustadan oluşan yönetilen grup, ikincisinde Ahi Baba, Yiğitbaşı, Kethuda’dan oluşan yöneticiler grubu vardı. İş yerlerinde çırak,kalfa usta hiyerarşisi içinde çalışan ve üretim yapan birinci gruptakiler aynı zamanda birliğin maddi gelir kaynağını sağlıyorlardı.
    YÖNETİM ŞEMASI
    AHİ SANAT BİRLİKLERİ
    BÜYÜK MECLİS
    BİRLİK YÖNETİM KURULU
    KETHUDA(AHİ BABA)
    YİĞİTBAŞI
    İŞÇİBAŞI
    *Orta sandık
    *Hakem heyeti
    *Hariciler
    *Dahililer
    AHİLERİN AHLAK DIŞI SAYDIĞI ŞEYLER
    Ahilerin ahlak dışı saydığı, ahiyi ahilikten çıkaran şeyler şunlardı:
    1. İçki içen,
    2. Zina işleyen
    3. Münafıklık, dedikodu ve iftira eden
    4. Gururlanan, kibirlenen
    5. Merhametsizlik eden
    6. Kıskanan
    7. Kin besleyen
    8. Sözünde durmayan
    9. Yalan söyleyen
    10. Emanete hıyanet eden
    11. Kişinin ayıbını örtmeyen, bu ayıbı yüzüne vuran
    12. Cimrilik, eli sıkılık eden
    13. Adam öldüren kişiler örgütten atılırdı.
    AHİLİĞİN ÖNDE GELEN ALTI İLKESİ1. Elini açık tut
    2. Sofranı açık tut
    3. Kapını açık tut
    4. Gözünü bağlı tut
    5. Beline sahip ol
    6. Diline sahip ol

    AHİLİĞİN SOSYO EKONOMİK YÖNLERİ Türkler Anadolu da ki şehirlere yerleşirken bu bölgede el sanatları ve ticaret Bizans’ın geliştirdiği loncalara bağlı Rum ve Ermenilerin tekelindeydi. Sanatkar ve tüccar Türklerin yerli tüccar ve sanatkarlar karşısında tutunabilmeleri, onlarla rekabet edebilmeleri, ancak aralarında bir teşkilat kurarak dayanışma sağlamalarına, bu yolla iyi, sağlam ve standart mal üretip satmaları ile mümkün olabilirdi. Ahi birliklerin de bu şartların tabii bir sonucu olarak ortaya çıktığı görülür. Doğrudan bir devlet denetimi olmayan ahi örgütleri hem ekonomik, hem de sosyal bir kurumdur.

    Ahiliğin Türkleşme ve İslamlaşmada, toplum ahlakı ve dayanışma duygusunun gelişmesinde, hoş görü ve kardeşlik kültürünün oluşmasında ,toplumsal hukuk düzeninin kurulmasında, üretimin denetlenmesinde, ticaret ve tarımın koordinasyonunda, sendikal faaliyetler üzerinde ve siyasal örgütlenmenin oluşumunda büyük etkisi ve önemi vardır.

    Asya’dan Anadolu’ya gelen çok sayıdaki esnaf ve sanatkarlara iş bulmak Bizans sanatkarlarıyla rekabet edebilmek yaptıkları malların kalitesini korumak, üretimi ihtiyaca göre düzenlemek, sanatkarlarda sanat ahlakını yerleştirmek, Türk halkını ekonomik yönden bağımsız hale getirmek, ihtiyaç sahibi olanlara her alanda yardım etmek, sanatta dilde edebiyatta müzikte gelenek ve görenekleriyle milli heyecanı yaşatmak gerekiyordu. Bütün bu ihtiyaçlar, dini ahlaki kuralları “Fütüvvetnameler” de bulunan bir esnaf ve sanatkar dayanışma ve kontrol kuruluşunun, yani “ahiliğin” kurulmasına sebebiyet vermiştir.
    AHİLİK KURUMUNUN DOĞUŞU Türklerin Anadolu’da karşılaştıkları sosyal ve ekonomik sıkıntılarına çözüm getirmek ve yerli Bizans ekonomisine karşı rekabet edebilmek ihtiyacından doğan özgün bir kuruluştur. Önceleri Anadolu’daki Türk esnaf, sanatkar ve üreticiler birliği olarak faaliyette bulunan örgüt, sonraları toplumun tüm katmanlarını içine almıştır.
    AHİ EVRAN
    Ahilik teşkilatının kurucusu, iktisatçı, filozof Ahi Evran’ dır.Ahi Evran 1171’de Azerbaycan’ın Hoy kasabasında doğdu. İlk tasavvuf terbiyesini Hoca Ahmet Yesevi’den, ilmini de Fahreddin-i Razi’den almıştır. 1205 yılında Kayseri’ye giden Ahi Evran daha sonra Konya, Denizli ve Kırşehir’e gelerek Ahi birliklerinin teşkilatlandırılmasını sağlamıştır.
    AHİLİĞİN DOĞUŞU

    Selçuklular döneminde devlet adamlarının tabiat bilimlerine ve felsefeye ilgi duymaları bilim adamlarını bu alanda eserler vermeye ve fikir üretmeye yönlendirmiştir. Bu alandaki çalışmalar bilimin iş alanında uygulanması ve insanların bilimden yararlandırılması düşüncesinin doğmasına vesile olmuştur. Bilimin işe dönüştürülmesi ön plana çıkmıştır.
    Ahi teşkilatı Anadolu’da tabiat ilimleri alanındaki çalışmaların ışığında kurulmuştur. Kuruluş amacı ilmi çeşitli sanat alanlarında uygulamaya koyarak toplumun bundan yararlandırılmasını sağlamaktır.
    Ahi Evran “Letaif-i Hikmet” adlı eserinde Ahiliğin kuruluş feksefesini şöyle ifade etmektedir: “Allah insanı medeni tabiatlı yaratmıştır. Bunun anlamı şudur: Allah insanı yemek, içmek, giyinmek, evlenmek, mesken edinmek gibi çok şeylere muhtaç olarak yaratmıştır. Hiç kimse kendi başına bu ihtiyaçları karşılayamaz. Bu yüzden demircilik, marangozluk gibi bir çok meslekleri yürütmek için çok insan gerekli olduğu gibi demircilik ve marangozluk da bir takım alet ve adevatla yapılabildiği için bu alet ve adevatı tedarik için de çok sayıda insana ihtiyaç vardır.
    Böylece insanın (toplumun) ihtiyaç duyacağı bütün sanat kollarının yaşatılması gerekir.bu halde toplumun bir kesiminin sanatlara yönelmesi ve her birinin belli bir sanatla meşgul olması gerekir ki toplumun bütün ihtiyaçları görülebilsin
    Bir çok insanın bir arada çalışması sanatkarlar arasında rekabet ve münazaaya sebep olabilir. Çünkü bunların her biri kendi ihtiyacına yönelince menfaatler çatışması ortaya çıkar. Karşılıklı hoş görü ve affetme olmadığı zaman münazaa ve ihtilaf zuhur eder. o halde bu insanlar arasındaki ihtilafı halledecek kanunlar koymak gereklidir.
    Toplum çeşitli sanat kollarını yürüten insanlara muhtaç olduğuna göre bu sanatların her birini yürüten çok sayıda insanların belli bir yerde toplanmaları ve sanatkarların her birinin kendi sanatlarıyla meşgul olmaları sağlanmalıdır ki toplumun bütün ihtiyaçları görüle bilsin.”
    Ahilik ve ahilik teşkilatı bu düşüncelerin uygulamaya koyulmasının tabii bir sonucu olarak doğmuş ve gelişmiştir.
    AHİLİKTE DOKUZ DERECE Ahilik de 9 dereceli bir sisteme dayanır. Her kapı üç dereceyi içerir. Bu dereceler şöyle sıralanır:
    1. Yiğit,
    2. Yamak,
    3. Çırak,
    4. Kalfa
    5. Usta,
    6. Nakip,
    7. Halife,
    8. Şeyh
    9. Şeyh ül Meşayıh.
    ESNAF DÜKKÂNLARINDAKİ MANİLER- ŞİİRLER​
    Bir dükkânda :
    Her sabah Besmeleyle açılır dükkânımız.
    Hakk’a iman ederiz, Müslümandır şanımız.
    Eğrisi varsa bizden, doğrusu elbet sizin.
    Hiylesi hurdası yok, helalinden malımız.
    Müşterilerimiz velinimet, yaranımız yarimiz.
    Ziyadesi zarar verir, kanaattir kârımız.
    Bir aşçı dükkânında:
    Her taamın (yiyeceğin) lezzeti ta ki dimağdan (beyinden) çıkar,
    Tuz ekmek hakkını bilmeyen akıbet(sonunda) gözden çıkar.
    Balıkçı dükkânında:
    Ehl-i aşka müptelayım(tutkunum) nemelazım kâr benim,
    Mal ve mülküm yoktur amma kanaatim var benim.
    Bir helvacı dükkânında:
    Dolandım misl-i cihan(cihan misali) bulamadım başıma bir tane tac,
    Ne eğride tok gördüm ne doğruda aç.
    Bazı dükkânlarda:
    Dükkân kapusu Hak kapusu, Hakkına yalvar,
    Çeşmim (gözyaşım) gibidir çeşmeleri akmasa da damlar.

    Bir şekerci dükkânında.
    Sade pirinç zerde olmaz bal gerektir kazgana (kazana),
    Baba malı tez tükenir, evlat gerek kazana.
    Bir dükkânda:
    İnsana sadakat yaraşır görse de ikrah (iğrenmek, diksinmek),
    Yardımcısıdır doğruların Hazreti Allah.
    Bir dükkânda:
    İlim ve sanattan haberdar olmayanlar aç olur,
    Müflis (iflas eden) ve bîvâye(yoksul) kalur, herkese muhtaç olur.
    Berber dükkânında:
    Her seherde besmeleyle açılır dükkanımız,
    Hazret-i Selman Pak’tır pîrimiz üstadımız.
    Lâfla dükkân açılmaz, boş yere etme telâş
    Selmân-ı Pâk de gelse parasız olmaz tıraş
    Bir hamamda ve bir saatçi dükkânında:
    Gelen gelsin saadetle,
    Giden gitsin selametle.
    Marangoz dükkânında:
    Sefa geldin ey müsafir, ısmarla kahve içelim,
    İşçi ile sohbet olmaz, bir merhaba der geçelim.
    Yine başka bir iş yerinde:
    Doğru olsan ok gibi elden atarlar seni
    Eğri olsan yay gibi elde tutarlar seni
    Menzil alır doğru ok elde kalır eğri yay,

    İnsanları ayırma ha!
    Hepsine adil ver hakkın
    Hayırlıdan ayrılma ha!
    Her şeyin söyle gerçeğin
    Etrafına dostluk saç ha!
    Eser kalır, sen gidersin
    İyi belle unutma ha!
    Önce hizmet sonra sensin
    Denizli Babadağ çarşı duası
     

Bu Sayfayı Paylaş