• İletilerinizde "teşekkür" ifadeleri yasaktır. Lütfen teşekkür ederim ... vb ifadeler kullanmayınız.Teşekkür etmek istiyorsanız ilgili iletinin altında yer alan "beğen"ebilirsiniz.

Atatürk, problem çıkaracağını düşündüğü için Halide Edib'i tasfiye etti

Yorgun

Veziri Azam
Yönetici
Vezir-i Azam
Katılım
13 Mar 2009
Mesajlar
13,936
Beğeniler
11,908
Puanları
113
Web sitesi
www.tarihsinifi.com
#1
Atatürk, problem çıkaracağını düşündüğü için Halide Edib'i tasfiye etti

You do not have permission to view link Giriş yap veya üye ol.


Halide Edib'le ilgili bildiklerimiz genel geçer şeylerdi: "Sinekli Bakkal'ın yazarıydı o. Milli Mücadele'nin figürlerinden biriydi. Sultanahmet'te yüz bin kişiye hitap etmişti.

İstiklal Savaşı yıllarından Atatürk'ün yanında olmuş daha sonra anlaşmazlığı düşüp yurtdışına gitmek zorunda kalmıştı. Ve mandacıydı... İpek Çalışlar, Latife Hanım'dan sonra bu kez Halide Edib kitabında ezberleri bozdu. Everest Yayınları'ndan çıkan kitap bir roman diliyle kaleme alınmış. İpek Çalışlar'la Halid'e Edib'i ve o dönemi konuştuk.
Halide Edip üzerine çalışmaya nasıl karar verdiniz?
2001 yılında Frances Kazan'ın "Halide" adlı romanını elime aldığımda onu hem yanlış hem de eksik tanıdığımızı farkettim. Derin bir Halide Edib okumasına giriştim. Okuduklarımdan hareketle de Cumhuriyet Dergi için bir Halide Edib portresi yazdım. Ama kitap düşüncesi doğrusu Latife Hanım kitabımın bana verdiği güvenle birlikte doğdu.
Latife Hanım kitabının okurda karşılık bulması mıydı bu güven?
Aynen öyle. "Latife Hanım" biyografisi, benim tahminin ötesinde bir diyalog kurdu okurla. Latife Hanım'ı tamamladığımda, bir biyografi daha yazmak istedim. O zaman kafamda yarım kalan, bir dönem okuyup kenara koyduğum Halide Edib projesi canlandı yeniden.
Halide Edib'i biyografi için çalışmaya başlamadan önce ne kadar tanıyordunuz?
O benim için klişe bir ders kitabı konusu ve çok da önemsemediğim bir milli mücadele figürü idi. Okumalarıma başlayınca onun düşünür tarafını keşfettim. O sadece yaşadıkları topraklarla değil bütün dünya ile ilgilenmiş, önemli olaylar üzerine analizler yapmış, muhalefetini yazılarıyla tarihe geçirmiş bir kadındı.
Peki Halide Edib bize yanlış mı aktarılıyor, eksik mi anlatılıyor?
Aktarılma biçim onu yanlış tanımamıza yol açıyor. Bir romancı Halide Edip var hafızamızda, ama kopuk kopuk. Bir de mandacı Halide Edip var. Bunun dışında pek bir şey bilmiyormuşuz doğrusu.

DEVLETİN KARA LİSTESİNDE
Bu durum Halide Edib "devletin kara listesi"nde olduğu için olabilir mi?
Evet. Halide Edib devletin kara listesine aldığı bir isim. 1939 yılında İnönü'nün davetiyle yurt dışından döndükten sonra, bu durum biraz değişmiş. Devletle barışmış. İstanbul Üniversitesi'nde, İngiliz filojisini kurmuş. Hatta 1950 yılında parlamentoya girmiş.
Kara listeye girmesi Atatürk'e muhalefeti sebebiyle mi?
Halide Edib, Mustafa Kemal'in otorite kullanma biçiminden hoşlanmadığı için kavga çıkıyor aralarında. "Emirlerime siz de itaat edeceksiniz hanımefendi" dediği an ciddi bir kopma oluyor. Aralarındaki bu kavga Halide Edib'in milli mücadeleye katılmasından üç-dört ay sonra patlak vermişti. Halide Edib çok kırılmış, kâğıdını kalemini toplayıp evine kapanmıştı. Büyük bir hayal kırıklığı yaşıyordu; çocuklarını arkada bırakmış, ölüm tehlikesini göze almışken MustafaKemal'in söyledikleri çok ağırına gitmişti. Olayın ardından Cavit Bey'e gönderdiği mektupta Mustafa Kemal'in kendisine kaba davrandığını, bunun üzerine ona cevaben, "Biz senin uşakların değiliz paşa, memleket için geldik'' dediğini yazmıştı. Halide Edib bir yıl kadar küs kaldığı Mustafa Kemal ile daha sonra barıştı. Ona bir telgraf göndererek cepheye gitmek talebinde bulundu. Bir nefer olarak savaşa katıldı. Savaşın sonunda aralarına yeniden soğukluk girdi. Zira Halide'ye bir görev verilmedi.
Atatürk'le Halide Edip arasında ipler tamamen ne zaman kopuyor?
1924'te Terakkiperver Fırka'nın kurulmasıyla kopuyor. Halide Edib bu fırkaya destek veriyor. Parti programının oluşmasına büyük katkısı oluyor. Mustafa Kemal ile arasındaki ipler de işte bu sırada kopuyor. Eski dostları Yunus Nadi ve Yukup Kadri onu yaylım ateşine tutuyorlar. Halide Edib o dönem gazetelerde Mustafa Kemal'e yönelik sert yazılar yazıyor. Düzeni çatırdatacak kadar sert yazılar bunlar. Bu arada Halide Edib'e mandacı diye hücum ediyorlar. Halide Edib'in Mustafa Kemal'e mandayı savunan bir mektup yazdığı konu ediliyor. Halid Edib de açıkca diyor ki "Bu mektubu da benden yazmamı talep eden Mustafa Kemal"dir. Halide Edib'e mandacı denmesinin politik bir tavırdan kaynaklandığını görüyorum.


ATATÜRK'ÜN GÖZÜNDE SINIRI AŞAN BİR KADINDI

Mandacı denmesi neden politik?
Halide Edib manda siyasetini tek başına değil, milli mücadele önderleri ile birlikte savunuyor. 1919'da Mustafa Kemal'e yazdığı mektupta da "Biz İstanbul'da kendimiz için bütün eski ve yeni Türkiye sınırlarını içine almak üzere geçici bir Amerikan mandasını ehven-i şer olarak görüyoruz" diyor. Ancak İstanbul işgal edilince 20 gün süren çok tehlikeli bir yolculuğun ardından Ankara'ya savaşa katılmaya gidiyor. Milli mücadele saflarına ölümü göze alarak katılan bir kadın o. İki cocuğunu geride bırakıyor. Milli Mücadele saflarına katılması, dengeleri Akara'dan yana değiştiriyor. Çünkü o dünya çapında bir isim. Kitapları yabancı dillere çevrilmiş dünyac tanınmış bir aktivist ve romancı. Enternasyonal bir şöhreti var. Halide Edib'in cepheye gelişini milli mücadele önderliği büyük bir coşkuyla karşılıyor. Halide Edib gibi bir isme milli mücadeleye de katıldıktan sonra hala mandacı demek, bizlerin kafasının karışık olmasından kaynaklanıyor. Aynı insan aynı zamanda hem mandacı hem de milli mücadeleci nasıl olabilir ki?

Manda meselesi nutukta yer alıyor
Mustafa Kemal, Halide Edib'in manda mektubuna büyük Nutuk'unda da ver veriyor. O mektup, Halide Edib'i bir kabus gibi izliyor. Yıllar yılı haksız yere suçlanmasına neden oluyor. Halide Edib, manda mektubunun Nutuk'ta konu edildiğini yurtdışında iken görüyor. Orada zorunlu sürgünde iken... İngiliz Times Gazetesi'ne hemen bir cevap gönderiyor. Bu olduğu gibi yayınlanıyor. Bununla yetinmiyor, Nutuk'taki ifadelere ve muhaliflere yönelik suçlamalara 'The Turkish Ordeal" adıyla yayımladığı anılarında da cevap veriyor. Ancak kullandığı ifadeler ve yazdıkları Türkiye'de hiç hoş karşılanmıyor. Halide Edib basın tarafından yayım ateşine tutuluyor. Siyaseten eleştirmek yerine iffetini, kadınlığını sorgulayan yazılar yayımlanıyor. Basın tarihimiz açısından kapkara yazılar bunlar...

Milli mücadele sırasında hep Atatürk'ün yanında görüyoruz Halide Edib'i.
Atatürk ona görev veriyor. Mustafa Kemal'in yazışmalarını yürütüyor bir dönem çevirmenliğini yapıyor. Fikri olarak da katkıda bulunuyor. Karargahta sabaha kadar konuşmaların yapıldığı masada Halide Edib'in de bir koltuğu var, onun da fikri soruluyor.
Cumhuriyet kurulduktan sonra niye dışlanıyor?
Cumhuriyet kuruluyor ona bir görev düşmüyor, daha doğrusu teklif edilmiyor. Halbuki o bir vekillik ya da elçilik bekliyor. Kadınların siyaset hakkının bulunmaması da Halide Edib'in dışlanmasına kolaylaştırıyor. Dışlanınca o da evine kapanıp roman yazmaya başlıyor. Ne zaman ki muhalif parti için bir faaliyet başlıyor, Halide Edib yeniden siyaset yapmaya başlıyor.
Atatürk, milli mücadeleden sonra niye istifade etmiyor Halide Edib'ten?
Halide Edib'in problem çıkaracağını düşünüyor herhalde. Halide Edib herhangi bir kişi değil. Uluslar arası adı olan, yüz bine yakın İstanbulluya yemin ettirmiş, onlara hitap etmiş bir kanaat önderi. Halide Edib ciddi problemler çıkarabilecek birisi. Öyle olunca Mustafa Kemal onu sessizce tasfiye ediyor. Mustafa Kemal ve çevresi tarafından sınırı aşan bir kadın olarak görülüyor.


ANILARI MUTLAKA TÜRKÇEYE ÇEVRİLMELİ

Yurt dışına can korkusuyla mı gidiyorlar?
Şeyh Sait olayının yaşandığı günlerde ağır bir baskı rejimi getiren Takrir-i Sükun Kanunu çıkartılıyor. Büyük bir sessizlik ortalığı kaplıyor. Halide Edib, eşi Dr. Adnan ile birlikte Türkiye'den ayrılıyor. Bahaneleri de var. Halide Edib'in hastalıklarını tedavi ettirmek üzere gittiklerini söylüyorlar. Türkiye'yi pençesine alacak sert rejimin sanki kokusunu alıyorlar. Tam 14 yıl ülkelerine geri dönemiyorlar. Yurtdışında sıkıntılı günler yaşıyorlar.

Mina Urgan "Halide Edib, Mustafa Kemal'i avucuna almak istiyordu" diyor. Sizin düşünceniz nedir?
Mustafa Kemal'i siyasi olarak etkilemek istediğinden eminim. Türkiyenin yönetim biçiminin demokrasi olmasını istiyordu. Halide Edib parlamentoya ve siyasi partilere dayalı, insan haklarını koruyan bir idare istiyordu.
Halide Edib'in anıları niçin birebir Türkçe'ye çevrilmedi?
Mustafa Kemal için oldukça ağır ifadelere ve yorumlara yer verdiği için çevrilmemişler. Her ikisi de Türkçede özetlenerek yayınlanmış. Sansürlenmiş. Değiştirilmiş. Halide Edib'in aslında ikisi Türkçe ikisi İngilizce dört anı kitabı var demek lazım.
İngilizce anılarının Türkçeye Halide Edib yaşarken çevrilmedi mi?
Kendisi Vedat Günyol'la beraber türkçeleştirmiş. Ancak kısaltarak ve sansürleyerek türkçeleştirmişler. O günkü koşullarda o kadarını yeterli bulmuş olmalı. Ben İngilizce anıların çok kıymetli olduğunu düşünüyorum. Birebir çevirileri yapılsa çok iyi olur.
Halide Edib ülkeye döndükten sonra da muhalefetini sürdürüyor. Atatürk'ü Koruma Kanunu'na karşı çıkarken görüyoruz kendisini.
Halide Edib Demokrat Parti milletvekili iken Atatürkü Koruma Kanununa muhalefet ediyor. Dikkat çeken çok etraflı bir karşı çıkışı var. Onu putlaştıracaksınız uyarısını yapıyor. Bu kanundan yargılanmış bir kişi olarak Meclis'teki konuşmasını çok etkileyici buldum.

ALIMLI, ETKİLEYİCİ BİR KADIN

Halide Edib ihtiraslı bir kadın mı?
Ben olumlu anlamda kullanıyorum ihtirası. Fikir ve proje sahibi kişilerin bu fikirleri gerçekleştirebilmek için ihtiras sahibi olmaları gerektiğini düşünüyorum. Evet ihtiraslı bir kadın. Ancak, ihtirası bilgisinin ve yeteğinin ötesinde değil. Yetenekleriyle eş oranlı bir ihtirasa sahip olduğunu düşünüyorum.
Aşık olunan bir kadın mı peki?
Öyle. Alımlı. Etkileyici bir kadın. Çevresindeki erkeklerden pek çoğu ona aşık olmuş.

Son soru olarak bu kitap okura ne vaad ediyor?
Umut vaadediyor diye düşünüyorum. Ben Halide Edibi okudukça çok umutlandım. Pek çok acı çekmiş, siyaseten tasfiye edilmiş, ülkesini terk etmek zorunda bırakılmış ama ama o hep iyimser kalmış. İyimser bir mütefekkir. Gelecek için çok iyi şeyler düşünmüş. Yakın geçmişimizde bu kadar önemli bir kadının yaşamış olması beni çok umutlandırdı. Her şey bir günde başlamıyor. Bugün bir kadın hareketi varsa bunda Halide Edib'in önemli katkısı var.





ZAMAN

MURAT TOKAY 06 Haziran 2010, Pazar
 
Üst Alt