• İletilerinizde "teşekkür" ifadeleri yasaktır. Lütfen teşekkür ederim ... vb ifadeler kullanmayınız.Teşekkür etmek istiyorsanız ilgili iletinin altında yer alan "beğen"ebilirsiniz.

Cumhuriyet'e kırgınlık oldu ama düşmanlık asla!

Yorgun

Veziri Azam
Yönetici
Vezir-i Azam
Katılım
13 Mar 2009
Mesajlar
13,936
Beğeniler
11,908
Puanları
113
Web sitesi
www.tarihsinifi.com
#1
You do not have permission to view link Giriş yap veya üye ol.

Cumhuriyet'e kırgınlık oldu ama düşmanlık asla!

Osman Selahaddin Osmanoğlu, 69 yaşında İstanbul'da yaşayan bir şehzade. Dört dil biliyor. 1984 yılında vefat eden babası Ali Vâsıb Efendi, Sultan V. Murad'ın torununun çocuğu.

Validesi ise Sultan Mehmed Reşad'ın torunu. Osmanlı hanedanı mensuplarının sürgüne gönderildikleri tarihte - Mart 1924 - Osmanoğlu'nun babası 21, annesi ise 12 yaşındaymış. Sürgün edilen Osmanlılar, yıllarca Türkiye'ye dönme hayalleri kurmuş. İstanbul'a 34 yaşındayken dönebilen Osmanoğlu, hanedan mensuplarının sürgün kararını alanlara kırgın olduklarını, fakat hiçbir zaman düşmanlık etmediklerini söylüyor.
Osman Selahaddin Osmanoğlu, İstanbul'da yaşayan bir şehzade. 69 yaşında. Dört dil biliyor. 1984 yılında vefat eden babası Ali Vâsıb Efendi, Sultan V. Murad'ın torununun çocuğu. Çırağan Sarayı'nda doğmuş. Validesi ise Sultan Mehmed Reşad'ın torunu. Osmanlı hanedanı mensuplarının sürgüne gönderildikleri tarihte -Mart 1924'te- Osmanoğlu'nun babası 21, annesi ise 12 yaşındadır. Vapur ve trenle meçhul bir yolculuğa çıkarılan şehzade, sultan ve çocuklarından oluşan 160'tan fazla kişi kısa bir süre sonra döneceği umudunu taşıyordu. Hanedan mensupları sürgünden sonra İngiltere, Fransa, İsviçre, Filistin ve Lübnan'a yerleşti. Bu sürgün, hanedanın kadın mensupları için 28, erkekleri için 50 yıl devam etti. Osman Selahaddin Osmanoğlu, yasak sonrası İstanbul'a geldiğinde 34 yaşındaydı. Osmanoğlu sürgün yıllarını anlatırken hanedan mensuplarının sürgün kararını alanlara kırgın olduklarını, fakat hiçbir zaman düşmanlık beslemediklerini söylüyor. Sürgüne çoluk çocuk kadın demeden herkesin gönderilmesini ise bugün de anlayamadıklarını belirtiyor. Osmanoğlu, "Kral olacak insan bir tehdit olabilir. Ama olmayacak insandan niye korkulur ki? Ama korkuldu. İşte onu anlayamadık yani." diyor.
Sizi kısaca tanıyarak başlayalım sohbetimize. Siz Mısır'da mı doğdunuz?
Babam Ali Vâsıb Efendi, Sultan V. Murad'ın torununun çocuğu. Çırağan Sarayı'nda doğmuş. Validem ise Sultan Mehmed Reşad'ın torunu. İkisi de hanedan azaları... İkisi de Mart 1924'te sürgüne gittiler. Ama İstanbul'da birbirlerini tanımazlardı. Annem, babamdan 8-9 yaş küçüktü. Daha sonra Fransa'da tanıştılar, evlendiler. 10 yıl kadar Fransa'da yaşadılar. 2. Dünya Harbi geliyor gibi olunca Mısır'a geçtiler. Ve düzenlerine Mısır'da devam ettiler. Bense 1940'ta -harp esnasında- İskenderiye'de doğdum. İskenderiye o zamanlar bombardıman altındaydı. 1945'te harp bitti. İki sene sonra okula başladım. Victoria College isminde İngiliz okuluna gittim. Ortadoğu'nun çok önemli kişilerinin çocukları vardı bu okulda. İngilizce tedrisat aldım, Arapça öğrendim. Aynı zamanda Fransızca da öğrendim. Yani ben 4 lisan bilirim.
Babanız Şehzade Ali Vâsıb Efendi, Mısır'da ne iş yapardı?
Babam, saray müdürü idi. Mısır'ı ziyarete gelen devlet başkanları, reis-i cumhurlar, başbakanlar bu sarayda kalırlardı. Babam da onları ağırlardı. Zor bir iş değildi. Ayda bir iki kişi ancak gelirdi. Benim çocukluğum İskenderiye'deki o sarayın bahçesinde geçti.
İskenderiye'de kaç yıl kaldınız?
1958'e kadar. Liseyi bitirdim ve üniversite tahsili için İngiltere'ye gittim.
İngiltere'de ne eğitim mi aldınız?
Mali müşavirlik. Tahsilim beş şene sürdü. Bu süre zarfında hem çalıştım, hem okudum. İş hayatımda çok büyük Kanadalı, Amerikan ve Avrupalı şirketlerde çalıştım. Son zamanlarda İngiltere'de Bayer'in finans müdürlüğünü yaptım.
Ve orada evlendiniz...
1966'da evlendim. 1971 yılında ilk çocuğumuz oldu. Biri kız üç evladım var. Hepsi de İngiltere'de doğdular. Annem babam Mısır'da kalmışlardı. İngiltere'ye her yıl gelir, beni ziyaret ederlerdi. Annem, yasağın kalktığı 1952'den itibaren Türkiye'ye gelirdi. Sultanlara izin çıkmıştı. Şehzadelerin yasağı 1974'te kalktı. Ben de o yıl ilk kez İstanbul'a geldim.

Sürgün yıllarında aile içinde İstanbul konuşulur muydu?
Evet, hem de nasıl. İstanbul'dan hasretle bahsedilirdi. Kimi zaman gözyaşları içinde... Annem 1952'de İstanbul'a geldiğinde şaşırmıştı. Annem şöyle demişti: Mısır daha rahat... Türkiye dünyaya çok kapalı idi o yıllarda. 20-25 sene öncesine kadar öyleydi...
Aile, sürgünden dolayı Cumhuriyet'i kuran kadroya kırgın mıydı?
Evet.. Kırgınlık vardı ama düşmanlık yoktu. Bir devrim oldu. Padişahlık kaldırıldı. Tamam, ama 168 kişi neden gittiler? Bizim suçumuz nedir derlerdi. Sürgüne gönderilenlerin bazıları çocuktu. Annem 12 yaşında bir kız çocuğuydu o vakit. Bizim ailenin hem sultanları hem onların çocukları, onların damatları herkes sürgün edildi. Avrupa'daki diğer hanedanlarda öyle bir şey olmadı. Kral olacak insan bir tehdit olabilir. Ama olmayacak insandan niye korkulur ki? Ama korkuldu. İşte onu anlayamadık yani. Bugün de anlayamıyoruz.
Birtakım mağduriyet yaşanıyor ama hiçbir hanedan üyesi Türkiye aleyhinde konuşmuyor. Bunu neyle açıklıyorsunuz?
Evet. Arkadan ve aleyhte konuşan kimse olmadı. Devletin iyiliği için sustular. Hem geleneğimizde de var. Padişahlar kardeşlerini öldürüyordu. Kimse kötü söz söylemedi ama kırgınlık yaşandı. Sistem değişmişti. Yurdumuz, yuvamız, evimiz, atalarımız burada ve ama uzun yıllar dönülemedi.
Atatürk hakkında hanedan üyeleri ne düşünüyor?
Çok büyük bir kumandan olduğunu, zeki ve becerikli birisi olduğunu çocukluğumdan beri duyuyorum.
Peki sizin fikriniz?
Atatürk, çok iyi reformlar yaptı ama her yaptığı doğrudur diyemem. Her şeyi doğru yapmış bir insan var mı ki dünyada. Kanuni Sultan Süleyman'ın bile hataları yok muydu?
Siz bir gün İstanbul'a döneceğinizi burada yaşayacağınızı hayal eder miydiniz?
Hayal kurmazdım ama hayatım sona ermeden önce izin çıkmasını dilerdim. Türkiye'ye giriş yasağı kalktığı zaman 34 yaşındaydım. İlk gelişlerimde 10-15 gün kalırdım. Son on yıldır yılın çoğunu burada geçiriyorum.
İngiltere'deki talebelik yıllarınızda ve çalışma hayatınızda hanedan üyesi olduğunuz biliniyor muydu?
Tabii bilirlerdi. Hem talebeler hem okul idaresi... Çalışırken de patron beni prens diye çağırırdı. Bilirlerdi tabii. Pasaportlarımızda imparatorluk prensi diye yazardı. Bunu saklamak mümkün değil. Diplomamda da öyle yazılıdır. Diplomam işyerimde masamın arkasında asılıdır. Giren görür.
Hanedan mensubu olmanın kolaylığını ya da zorluğunu gördünüz mü?
Ben yalnız kolaylığını gördüm. İngiltere'de hanedandan gelen birisine çok itibar verilir. Belki İtalya'ya gitseydim böyle bir itibar görmezdim.
Aynı itibar Mısır'da da gösterilir miydi?
Mısır'da ilk seneler kral vardı. M. Ali Paşa ailesinin bizim aileye çok büyük hürmetleri vardı. Neticede onlar bizim valimizdiler... Kraliyet kalktı, Cumhuriyet kuruldu. Ama pek bir şey değişmedi. Aynı hürmeti yine gördük.
Türkiye son yıllarda Osmanlı coğrafyasında yer alan ülkelerle ilişkilerini geliştirdi. Bu yakınlaşmayı nasıl görüyorsunuz?
Çok geç kalındı. Keşke geçmişte de olsaydı. Neden bu kadar uzun zaman bekledik derim. Türkiye'nin menfaatinedir.
Geçmişte ders kitaplarında Vahdettin'den hain olarak bahsedilirdi. Abdülhamid için kızıl sultan denirdi. Ama bu tür bilgiler ders kitaplarından çıkarıldı. Devlet adamları sık sık Osmanlı'yı referans göstermeye başladı. Bu gelişmeleri nasıl değerlendiriyorsunuz?
Burada yaşamış, kariyerleri olan Osman Fuad amcam gibi Birinci Dünya Harbi'nde savaşmış şehzadeler vardı. Ama onlara, yaşadıkları dönemde Türkiye'de kimse itibar etmedi. Ama bugün bunun değiştiğini görüyoruz.

Hanedan üyelerinin birbirleriyle irtibatları sürüyor mu?
Benim birçoğuyla irtibatım var ama diğerlerinin birbirleriyle irtibatı sınırlı. Ben herkesten fazla tanırım aileyi. Çünkü ben hem, Mısır'da doğdum büyüdüm. Hem Şark'ta yaşayanları tanır ve anlarım. Hem mantalite hem dil olarak hem de garpta uzun yıllar bulunduğum için garpta yaşayanları da anlarım. Bazı ailede insanlar var ki sadece Arapça ve Türkçe biliyor. Bazıları maalesef İngilizce, Fransızca veya İngilizce, Almanca biliyor. Bu insanlar bir araya gelse bile konuşamıyorlar. Ben hepsiyle konuşup anlaşabiliyorum.
Türkçe bilmemeleri şaşırtıcı...
Ama böyle... İnsan yarım asır Türkiye'ye gelemeyince bir nesil ecnebi kadınla evleniyor. İkinci nesil de öyle... Anası Türk değilse çocuklar da Türkçeyi öğrenemiyor. Benim çocuklarımın annesi de yabancıydı. Eşimle evde Türkçe konuşmam mümkün değildi. Onun için benim çocuklar adamakıllı Türkçe bilmezler. Biri iyi bilir, biri orta derecede, diğeri de pek az bilir. Bunların çocukları nasıl olur bilemem.

Türkiye'nin AB'ye girişi menfaatinedir

Ertuğrul Efendi'den sonra hanedan reisi kim oldu?
En büyüğümüz Osman Beyazıt Efendi. Amerika' da yaşıyor. Osman Ertuğrul Efendi ile aynı kuşaktandırlar ve her ikisi de Sultan Abdülmecid'in torun çocuklarıdır.
Siz aynı zamanda Osmanlı tarihi ile de yakından ilgilisiniz. Hanedan üyelerinin çoğuyla irtibat halindesiniz. Diğerleri de öyle mi?
Hayır çok az kimse bilir. Birisi doğarsa, evlenirse, vefat ederse bunu hemen bilgisayarda kaydedip güncellemeye gayret ediyorum.
Osmanlı padişahlarından en beğendiğiniz hangisidir?
Hepsinin meziyeti değişiktir. Ama ben Fatih'i ve onun babası 2. Murad'ı çok takdir ederim.
Sizi en çok etkileyen tarihî yapılar neler?
Dolmabahçe Sarayı. Annemin çocukluğu orada geçmiş. Ne zaman oraya gitsem duygulanırım. Ayrıca camiler. Süleymaniye, Sultanhmet ve Rüstem Paşa camileri....
Uzun yıllar Avrupa'da yaşadınız. Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne üye olma girişimelerini nasıl değerlendiriyorsunuz?
Avrupa Birliği'ne girmek Türkiye için iyi olur. Bizde bir sürü yasak var. AB'ye girersek biz de onlar gibi daha liberal düşünceli oluruz. Şimdilik teşebbüste bulunalım da, ileride istiyorsak üye olalım, istemiyorsak da olmayalım.
AB için yasalar yeniden düzenleniyor...
Çok yavaş hareket ediliyor. Fatih, böyle davransaydı İstanbul'u almadan yaşlanırdı. Biraz çabuk davranılmalı.

You do not have permission to view link Giriş yap veya üye ol.
Şehzade Osma-noğlu'nun evininin bir köşesini V. Murad'ın piyanosu ve portresi süslüyor.

You do not have permission to view link Giriş yap veya üye ol.
Osman Selahaddin Osmanoğlu ile Beylerbeyi Sarayı bahçesinde görüştük.
You do not have permission to view link Giriş yap veya üye ol.
 
Üst Alt