Endülüs'e Bir Seyir

'İslam Tarihi' forumunda Tarih-i Sadika tarafından 9 Nisan 2017 tarihinde açılan konu

  1. Tarih-i Sadika "Tarih değil hatalar tekerrür ediyor."

    Katılım:
    9 Nisan 2017
    Konular:
    2
    Mesaj:
    2
    Alınan Beğeniler:
    0
    Ödül Puanları:
    1
    Cinsiyet:
    Erkek
    Meslek:
    Öğrenci
    Şehir:
    İstanbul
    Web Sitesi:
    İslam'ın bir zamanlar en batıdaki temsilcisi olan Endülüs medeniyyeti, bizler için tarihi sahneleriyle dersler vermektedir. Batı'nın rönesansına ilham kaynağı olan bu medeniyyet Cumhuriyet Türkiyesiyle ademe terkedilmiş ve mühimsenmemiştir.

    Endülüs, siyasi tarihinden çok ilmi ve manevi bir imajla hatırlandı ve hatırlanmaya devam ediyor.
    Fikri, manevi, ilmi ve sinai cihetten birçok tesbitler ve değerlendirmeler çıkarılır. Fakat ben yazımı Endülüs'ün siyasi tarihine dair olması üzerine muhterem okuyucularımıza arz etmek istiyorum.

    ENDÜLÜS'ÜN FETHİN'DEN EVVELKİ GELİŞMELER

    Hz.Peygamber (sav) risaletini tamamlayıp dar-ı bekaaya irtihalinden sonra, dinin ahkam ve kaidelerini hazmeden Ashabı Kiram hazeratı iman nurunu insanlığa kazandırmak ve zulmeti nura çevirmek için faaliyetlerde bulundular. Bunun vasıtası ise cihad, gaza ve fetih hareketleriydi.
    Hulefa-i Raşidin halifeleri nihayetinde, Emevilerin hakimiyyeti hengamında, müslümanlar çoktan Kuzey Afrika'ya hakim oldular. Hz Muaviyye (ra) devrinde 670 senesinde Atlas'a kadar fütuhat tamamlandı. Ama iç savaşlar ve fitnelerle on sene içerisinde Berka'ya kadar kaybedildi.
    Halife Abdülmelik bin Mervan (685-705) zamanında tekrar sükunet tesis edilince, oğlu Velid bin Abdülmelik (705-715), İfrikiyye valiliğine getirilen Musa bin Nusayr'ı, Kuzey Afrika'nın tamamını fethe memur etti. Musa, Kayrevan'ı askeri üs haline getirdikten sonra Zağvan'ı asi Berberilerin elinden aldı. Bundan sonra Berberi kabilelerini itaat altına alarak Mağrib-i Aksa denilen yere ulaştı, burası şimdiki Fas dediğimiz yerin eski adıydı.

    Tanca'nın Fethi

    Nihayet Musa ve Tarık, ordularıyla ülkenin en mühim şehri olan Tanca'ya ulaştılar. Şiddetli bir muhasaradan sonra şehir düştü. Şehrin büyük çoğunluğu Müslüman oldu. Oraya İslam'ı öğretmek üzere Müslümanlar yerleştirildi. Tanca'nın fethi 89 (708) senesinde oldu.

    Sebte'nin Muhasarası

    İki komutan bu sefer Julianus adlı Bizans valisi tarafından korunan Sebte'ye yöneldi. Günlerce şehir kuşatıldı fakat bir netice vermedi. İspanya'dan deniz yoluyla yardım alıyordu. Bunun üzerine kuşatmayı kaldırdılar. Musa, Tarık'ı orada bırakıp Kayrevan'a geri döndü. Tarık da yeni fethedilen yerlerin idaresini üzerine alarak bölgeyi İslamlaştırma çalışmalarına başladı. Vali Julianus, Musayla görüştü ve ona Endülüs'ü fethetme teşvikinde bulundu.

    Endülüs'ün Fethi

    Julianus'un Musa ile görüşüp ona Endülüs'ü fethetmesi için yardım teklif ettiği ve emrinde dört gemisiyle müslüman askerleri karşıya geçirebileceğini beyan ettiği zaman, Musa ona Müslümanlara yardım etmesinin sebebini sordu. O da gizlice anlattı. Musa bunu kabul etti, bunun üzerine Julianus Müslümanları dört gemisine bindirdi ve Endülüs kıyılarına gelerek el Hadra adasına hücum etti. (90.yılı sonu / Ekim veya Kasım 709).Orada dört gün kaldığı halde hiç bir mukavemetle karşılaşmadı ve bol miktarda ganimetle geri döndü.

    710 senesinde Julianus'un dört gemisiyle Tarif bin Malik komutasında beş yüz kişilik müslümanlar harekete geçti.Tarif, günümüzde mühim bir sanayi şehri olan Ceziretü'l-Hadra yakınlarında bir adaya çıktı. Daha sonra buraya Tarif Adası denmiştir (Punta de Tarifa). Tarif, Ceziretü'ül-Hadra'ya hücum ederek bol miktarda ganimet elde etti (Ramazan 91 / Temmuz 710). Bu durum İslam askerlerince memnuniyetle karşılandı ve onları daha da cesaretlendirdi. Musa, böylece Tarık'a karşıya, yani Endülüs'e geçmesini emrederek maiyyetine 7 bin asker verdi.

    Boğazın Geçilmesi

    Tarık (5 Receb 92 / 711)' da, Julianus'un verdiği dört gemiyle ordusunu karşıya geçirdi. Bütün orduyu bir defada geçirmek mümkün olmadığı için karşı kıyıda müstahkem bir yer tesbit edip orduyu peyderpey geçirmeye muvaffak oldu. Bu yerin adı bugün Tarık'a nispetle Cebel-i Tarık diye anılmaktadır.

    Gemilerin Yakılması Meselesi

    el-Himyeri ve diğer tarihçiler, Tarık'ın askerlerine yaptığı konuşmada, önünüz düşman arkanız deniz tabiriyle gemilerin yakıldığını vehmetmişlerdir. Buna rağmen müslüman ve gayr-ı müslim pek çok tarihçi, gemilerin yakılmadığı görüşünde birleşmektedir. Bu tarihçilere göre, elinde bulunan gemiler merkezle irtibat sağlamak ve gerektiğinde takviye kuvvetler alabilmek için Tarık açısından hayatiyet taşımaktaydı. Nitekim Tarık, Endülüs'ün fethi sırasında merkezle haberleşmeyi bu gemilerle yapmış, yardımcı kuvvetler de kendisine bu gemilerle gönderilmiştir.
    Tarık, karşıya geçip de ülkenin başkentine doğru ilerlemeye başlayınca Rodrich'in büyük bir orduyla
    üzerine geldiğini haber almış ve Musa'dan yardım istemiştir. O da beş bin asker daha göndererek onun isteğine cevap vermiştir.
    Sonradan gelen kuvvetler de mutlaka aynı gemilerle taşınmıştır. Tarık'ın ordusu bundan sonra on iki bin kişiye ulaşmıştır. Tarık'ın gemileri yakmadığını teyid eden bir hadise de Musa'nın büyük ordusuyla Afrika'dan Endülüs'e geçmesidir. Bu geçiş Tarık'ın geçişinden yaklaşık bir sene sonra olmuştur. Musa'nın büyük ordusunu geçirmek için kafi miktarda yeni gemi yaptırdığını kabul etmek mümkün değildir. Gerçek olan, Musa'nın bir sene zarfında yaptırdığı gemilerin yanında Tarık'ın geçtiği gemileri de kullanmış olmasıdır.
    Tarık'ın konuşmasındaki ilk cümle, şüphesiz arkalarında denizin olduğunu anlatmaktadır. Fakat bu ifade sahilde gemilerin bulunmadığını göstermez. Yani Tarık arkalarında gemilerin bulunmadığını değil, o gemilerin azlığını ve kolay kolay o gemilere gidilemeyeceğini kastetmiş olabilir. Zira mezkur gemilerin ordunun tamamını bir defada taşıması mümkün değildir.

    Devam edilecek...

    -Ahmed Furkan Bilir

    #TARİH-İ SADIKA#
    Bu alandaki linki görmek için foruma kayıt olmalı yada giriş yapmalısınız.
     
  2. osmanhamdidesem Acemi Üye

    Katılım:
    30 Nisan 2017
    Konular:
    0
    Mesaj:
    3
    Alınan Beğeniler:
    3
    Ödül Puanları:
    1
    Cinsiyet:
    Erkek
    Endülüs'e 2 sene önce gittim ve özellikle Alhambra sarayini görmek insani cok farkli duygulara sokuyor. Cordoba (Kurtuba) ve Granada (Girnata) sehirleri müslüman döneminden bir cok ögeyi devam ettirmeyi basarabilmis. Diger sehirler icin bunu söylemek mümkün degil. Bu iki sehrin her tarafinda o kokuyu alabiliyorsunuz. Hatta Cordoba Üniversitesine gittiginizde bir cok müslüman bilim adaminin heykelleri, sözleri ve resimleri bulunuyor. Resmen Endülüs acik hava müzesi gibi.
     

Bu Sayfayı Paylaş