• Kaynak menüsünden dosya indirebilmek istiyorsanız lütfen forum kullanım bilgisini okuyunuz

Gökçen Efe'nin Vasiyeti

ayyıldız

Veziri Azam
Yönetici
Vezir-i Azam
Katılım
11 Mar 2009
Mesajlar
3,452
Beğeniler
227
Puanları
63
#1
Gökçen Efe'nin Vasiyeti

Milisler düşmanın sızdığını bilmediklerinden,ateş edenleri Bakırlı'nın kızanları sanıyorlar,Bakırlı Efe'nin maiyetinin bu tarzda sür'atlı ateş açmasına bir mana veremiyorlar,bunun yanında düşmanın gedikten sızıp,Kısık Mevkiine sokulabileceği akıllarına bile gelmiyordu.
Sağ cenahtan gelen şiddetli ateşleri durdurmak isteyen Gökçen Efe,harbin verdiği ruh haliyle sağ kolunu kaldırdı ve gür sesiyle:
"Bakırlı ateşi kes!" diye bağırdı.Bağırdı;ama ne yazıkki Kısık'ın alt taraflarından kendini gözleyen Yunan makinalılarına hedef oldu. Bir kurşun kulak tozuna,biri de sağ omuzuna saplanmıştı
Cephelere sığmayan müthiş adam aniden sıçradı.Karnından üç kurşun daha yemişti.Ama bu sırada birşey gördü.Arkasına bir manga Yunan askeri sokulmuştu.Bunca kurşun yemesine rağmen tüfeğine sarıldı ve boşalttı.Tetiği her çekişte bir asker devirdi.Beş tanesi daha sağdı.Göz açıp kapayıncaya kadar geçen zaman içinde tabancasını sıyırdı.Beşini de yere serdi.Şimdi onbir piyade daha önünde uzanıyor,tepinerek toprakları tarıyorlardı.Kendisi de ilk defa hasta vücudunun ateşle sarsıldığını hissetti.
Kızılca kıyamet koparken Kahyaoğlu'nun gözleri bir ara Gökçen'e takıldı.Gökçen'in yiğit çehresi,mor cepkeni kanlar içindeydi.
"Efem!" dedi.İlikleri sarsıldı.Yüzü üzüntüsünden öyle asıldı ki,sanki kaşları pala bıyıklarına karıştı.Süründü.Yanına geldi.Efe'yi kollarına aldı.
"Yaran ağırmı Efem" diye heyecanlı heyecanlı sordu.
Efsane adama düşman kurşunuyla vurulup uzanmak ar geliyor gibiydi.Belki vurulduğuna,hatta ölümüne bile yanmıyor,böyle upuzun uzanmak efelik gururuna dokunuyordu.Başını dik tutmaya çalışarak fısıldadı:
"Gördüğün gibiyim..."
"Nasıl kıydılar sana Efem?"
Kahyaoğlu irkilmiş,çocuk gibi dövünüyordu.
"Kahpe Yunan beni onulmaz yerimden vurdu."
"Efem seni hemen tepenin ardına çekeyim.Yaranı tedavi ederiz."
"Benle uğraşma Kahyaoğlu işim bitik.Şu ırz düşmanlarını durdurun."
"Seni böyle bırakırmıyım Efem hiç?Yarın ruz-u mahşerde iki elin iki yakamda olur."
"Hayır.Sizden çok memnunum.Hakkınızı helal edin."
Kahyaoğlu,Efe'yi kollarından bırakmadan sürünerek tepenin arkasına doğru götürmeye başladı.
Gökçen Efe dağlara manasızca bakıyor,her an artan sızılarına boyun eğmek istemiyordu.Fakat dağlara hükmeden destan kahramanı mum gibi erimekteydi.Ayakları ve boğazı zincirle bağlı bir aslan çaresizliği ile yavaşça soludu:
"Vasiyetimdir."
"Ne diyorsun Efem?"
"Kahyaoğlu sus...Ve beni dinle...Yükümün ağırlığını biliyorum..."
"..."
"Ben ölünce Efe'niz Yörük Hacı Halil Efedir.Bana gösterdiğiniz hürmeti aynen ona da gösterin.O,sizi düşman karşısında zelil etmez.Tecrübesi ve cesareti yüksektir.Harp bitinceye kadar da öldüğümü kimseye söyleme.Yoksa kızanların elleri ayakları kırılır.Kurşun atamazlar.Cephe düşer."
"Bana gelince son nefesimi verince beni orada bırak...Daha uğraşma...Üzerime düşeni tam manasıyla yapamadığım kanaatindeyim...Onu siz tamamlayacak.bayrağı yere düşürmeyeceksiniz.Düşmana rahat yüzü göstermedim,sizde göstermeyin...Ta ki bu memleketten sürünceye kadar...Ben o zaman rahat yatarım...Sözmü?"
"Söz Efem."
Gökçen Efe daha fazla konuşamadı.Sarı yeşil gözlerinden yaşlar süzülüyor,kanlı yüzüne iniyordu.Dudakları hafif hafif şehadet kelimesiyle meşguldü.Bir ara gülümsedi.Sonra gözleri yumuldu.Ve başı göğsüne düşüverdi.Kuva-yı Milliye tacını süsleyen iri bir pırlanta sönmüş,efsane adam ölmüştü.

(Sabahattin Burhan-Ege'nin Kurtuluş Destanı-Yörük Ali Efe 3.Cilt.)
 
Üst Alt