lise tarih dersi müfredat taslağı

'Tarih Dersleri Müfredatları' forumunda etrak tarafından 18 Mart 2016 tarihinde açılan konu

By etrak on 18 Mart 2016 15:17
  1. etrak Veziri Azam Site Yetkilisi Vezir-i Azam

    Katılım:
    14 Mart 2009
    Konular:
    16
    Mesaj:
    94
    Alınan Beğeniler:
    3
    Ödül Puanları:
    8
    Sayın meslektaşlarım, Talim ve Terbiye Kurulu tarafından Ortaöğretim 9-10-11-12.sınıf Tarih derslerine yönelik taslak program web sayfasında paylaşılmıştır, inceleyebilmeniz amaçlı linki aşağıdadır...İndirmek İçin Tıklayınız...Talim ve Terbiye Kurulu Başkanlığı
     
    En son bir moderatör tarafından düzenlenmiş: 17 Ocak 2017
    somadeva, karaman2288 ve haybir bunu beğendi.

Bu Sayfayı Paylaş

Yorumlar

'Tarih Dersleri Müfredatları' forumunda etrak tarafından 18 Mart 2016 tarihinde açılan konu

  • Bu Sayfayı Paylaş

    1. TARİHÇİ42
      TARİHÇİ42
      Tarih ogretiminden başka her şeye benziyor.Tarih öğretmenleri bu konuya acil el atması gerekmektedir.Sonuçta taslak yayımlanmış durumda elestirilerimizi bakanlığa bildirmemiz lazim
    2. Yorgun
      Yorgun
      Dersler

      1- 9. Sınıf: Kadim Dünyada İnsan

      2- 10. Sınıf: Türkiye Tarihi

      3- 11. Sınıf: Osmanlı Medeniyeti

      12. Sınıf: Çağdaş Dünya ve Türkiye Tarihi (1918-2000)
    3. İSRA
      İSRA
      Ders kitabı teklifi almıştım heyecanla programın yayınlanmasını bekliyordum ama özellikle 9. sınıf programını görünce ne yapacağımı şaşırdım.
      Kadîm medeniyetlerin döngüsel zaman anlayışı ile XIX. Yüzyılda Avrupa’ya hakim olan ilerlemeci
      doğrusal zaman anlayışı arasındaki farkların öğrenciler tarafından keşfedilmesi sağlanır.

      İnsanların din, inanç ve felsefi sistemleri kabulü ve terkinin ancak gönüllü olması halinde kalıcı
      olabildiği, farklı din ve inanca mensup insanların birey ve topluluk olarak birlikte yaşayabileceği
      hakkında öğrencilerde tarihî örnekler üzerinden farkındalık oluşturulur.

      Evrensel tek tanrı inançlarının insan topluluklarının yeryüzü serüveninde yerelleşip sadece
      tek bir topluluğa ait ya da somutlaştırılarak çok tanrılı hale getirilebildiği örnekler üzerinden
      sorgulanır.




      c) Semavi dinler ve kadîm dünyanın diğer inanç sistemlerinin insanın dünyevileşmesine koyduğu
      sınırlamalar ile geçim ekonomisinin benimsenmesi arasında ilişki kurulur.

      Hukuk ilkelerinin uygulamada toplum içindeki farklı güç ve menfaat grupları tarafından tarihî
      şartlara uygun hale getirilmesi ve bunun toplum düzeninde yol açtığı olumsuzluklar tarihî
      örnekler üzerinden tartışılır

      Bu kazanımları öğrenciye nasıl anlatacaksın hangi etkinliği kullanacaksın yani anlamak mümkün değil ...
    4. bal
      bal
      Tek temennim programın taslak olarak kalması...
    5. etrak
      etrak
      Sayın meslektaşlarım, anladığım kadarıyla taslakta belirtilen 9 ve 10.sınıf Tarih dersleri zorunlu ve 2 saat, 11 ve 12.sınıf dersleri seçmeli olarak 4 saat olarak düşünülmüş. Öncelikle ders saatlerimizin arttırılmasını talep etmeli, ama bence en önemlisi 12.sınıf tarih dersi olan Çağdaş Dünya ve Türkiye Tarihi dersinin durumudur. Bence her Tarih Öğretmeni; "bu dersin güncel tarih konularını kapsadığını, KPSS sınavlarında dahi ayırt etmeksizin her öğrenciye sorulduğunu, bu önemli dersin sadece Sözel sınıflara değil Sayısal ve Eşitağırlık sınıflarına da okutulması gerektiğini" vurgulayarak görüş bildirmesi gerekir.
    6. eschara
      eschara
      inkılap tarihi nerede?
    7. Asklepion
      Asklepion
      Yapılandırmacı yaklaşım kadar taş düşsün başınıza.
      Bu nasıl bir tarih öğretim programı anlamak mümkün değil. İlk ve orta öğrenimde temelleri atılmayan, tarihi bilgi açısından içi neredeyse tamamen boşaltılmış, soyut düşünme yeteneğini üniversitede bile zar zor kazanan öğrenci profiline dayatılmaya çalışılan bu program umarım taslak olarak kalır.
      Zaten Üniversite sınavlarında tarih dersinin önemini sordukları saçma sapan sıradan insanların bile yapabileceği sorularla azaltan bu zihniyet bu taslağı da hayata geçirirse şaşırmamak gerekir.
      Uygulanabilirliğini sorgulamadan ünite başlıklarına alengirli isimler vererek "yapılandırmacılık" oynamış talim terbiye kurulu.
      Hayatında iki saat lisede tarih dersi anlatmamış kafalar tarafından hazırlandığı nasılda belli.
      Değerli meslektaşlarım tepki göstermezsek tam bir keşmekeş bizi bekliyor.
    8. ARI-SOY
      ARI-SOY
      YENİ TARİH PROGRAMLARI –GÖRÜŞÜM:

      Memleketimizde, demokrasinin olduğuna inanarak , fikirlerimi beyan etmenin,başıma iş açmaması temennisiyle,şu hususları vurguluyorum: Tarih Dersleri'nin yeni program taslağını,bir veli ve bir öğretmen olarak,hiç beğenmedim...Bu program, gençlerimize, millî tarih şuuru vermez...9. sınıfların programında,"Kürtler" kelimesi geçiyor...Böyle bir millet,yoktur...Bu tür tanımlamalar, aslında, millî birlik ve beraberliğimizi,zarara uğratır...Ayrıca, seçilmiş kaynakçada,Gök Bilge Hüseyin Nihâl ATSIZ Bey'in ve diğer büyük tarihçilerimizin olmaması,yanlıştır...Behemahâl,bu ve benzeri vahim hatalardan dönülmelidir...Bu devlet, Türk Milliyetçiliği esasına göre kurulmuştur..Tarih dersleri ve bütün öğretim programları da,bu esasa göre şekillendirilmelidir...Eğer, illâ, yeni program, bu hâliyle uygulanacaksa, mevcut programlarla birlikte,2 saatlik tarih dersleri,bütün alan ve dallarda,haftada,en az 4 saate; 4 saatlik tarih dersleri de, en az ,haftada, 6 saate çıkarılmalı ve böylece, öğrencilerin, mukayeseli tarih öğrenimi görmeleri sağlanmalıdır.Özellikle, lise 2. sınıfların tarih dersi, siyâsî tarih ve kültür -medeniyet tarihi olarak 2 ayrı ders hâline getirilmelidir...
      Ayrıca, eğer,güncelleme yapılacaksa, Sayın Kâzım MİRŞAN''ın araştırmaları, Lolan Güzeli,Beyaz Piramitler v.b. konular da, tarih derslerinde yer bulmalıdır...Aslında,Sayın Altan DELİORMAN'ın, liseler için hazırladığı tarih ders kitapları,yeniden mecburî olsa,daha iyi olur...20.03.2016
      En son bir moderatör tarafından düzenlenmiş: 20 Mart 2016
      sunkari bunu beğendi.
    9. taval
      taval
      Avrupa birliği müktesabatının gerekçesi olarak hazırlanması ödeviyle gerçekleşen müfredat nihayet yayınlandı.
      Manzara-yı umumiyye;
      Dünya vatandaşı yetiştirme görevi tarih öğretmenlerine tevdi edilmiştir.
      milli tarihinden, millet olma bilincinden ne kadar uzakta öğrenci yetiştirilebilinirse hedefe isabet aynı orantıda başarılıdır.
      yaşanılan coğrafyanın üst kimliği unutturularak, yazılı veya yazısız belgelerin bile ispatını yapamadığı sonradan olma hatta proje alt kimlikler lehine üst ana kimliklerin önemini yitirmesi için en gayretli çalışmalara imza atılmalıdır
      kullanılan dil; öylesine anlaşılmaz uyku getirici, ortaöğretim neslini münaferete sürükleyecek derecede olmalıdır ki.. dersi anlatan öğretmene öğrenci hocam azıcık vicdanınız varsa yeter bu işkence dedirtiyorsa, amaç gerçekleşmiş sayılabilir.
      entellektüel bakış açısı düzlemiyle felsefik, filozofik yaklaşıma karşı mısınız? beyler hitabına maruz kalmamak için muallim arkadaşlara cihangir nam mahallerde tea drink edilen mekanlara devam etmeyi salık vermek kaçınılmaz bir zorunluluktur
      ders saatlerinin yeterli olmadığı şikayetiyle âli kurumları bir daha rahatsız etmeyiniz. hepsini seçmeli yapar, azlıkta kalan tarihçileri hepden azdan az kılma mesajı alınmıştır.
      vs, vs, vs, vs, vs,

      tavsiyesiz olmaz:
      YILMAZ ÖZTUNA.jpg

      Coğrafyamızın şartları, milletimizin içinde bulunduğu dönemin şartlarını gözönüne aldığımız da şu anda ders kitaplarının değişimiyle ilgili meselenin kendimize ait gerçek bir ihtiyaçtan kaynaklandığı konusunda tereddütlerimi paylaşmak istiyorum. Ahmet ŞİMŞEK, Funda ALASLAN isimli araştırma görevlisi arkadaşların bir çalışmasından örnekler vermek istiyorum. Bu araştırmalarda en önemli eksiklik olarak tarihi münasebetlerimizin bulunduğu ülkelerin ders kitaplarının içeriklerinde ki değişiklerin neler olduğudur. Böyle konularının takibinin yapıldığı veya mütekabiliyet esasına ne derece dikkat edildiği tarafımı tereddüte sevkeden hususlardır.

      Düşündüren tespitler;
      1-1946’da konuyla ilişkili olan UNESCO Sözleşmesi Türkiye tarafından imzalanmıştır. Türkiye’den de delegelerin katıldığı bu toplantılarda barışçı tarih öğretimi ele alınmış, “Nationalizm”den (milliyetçilikten) kaçınılması, bunun yerine konuların "Patriotism”e (vatanseverliğe) odağında ele alınması tavsiye edilmiştir.
      2 -UNESCO tarafından bu yıllardan 1965 yıllarına kadar tarih ders kitaplarının
      revizyonu ile ilgili pek çok konferans yapılmıştır. Bundan başka yaşanan iki dünya savaşında da karşı karşıya gelmiş olan İngiltere ile Almanya 1950'de, Fransa ile Almanya ise 1954’te ikili kültür anlaşmaları imzalamıştır (Safran ve Ata, 1996).
      3 -1975’te ders kitaplarını araştırmak için Almanya’da kurulan George Eckert Enstitüsü ile başta Avrupa olmak üzere pek çok dünya ülkesindeki ders kitaplarında yer alan toplumlararası çatışmaya yol açacak içerikler incelenmiştir. Bu girişimler devletler ve temsilcileri nezdinde devam etse de 1995’te yerli ve yabancı tarihçilerin katıldığı Tarih Vakfı ile Boğaziçi Üniversitesi'nin düzenlediği 2. Uluslararası Tarih Kongresi'ne kadar Türkiye gündeminden düşmüştür. 1995’teki toplantıda ise ders kitapları ve tarih yazımında “öteki” kavramı tartışılmış, tarih eğitiminde bu sorunun yol açtığı sorunlara da dikkat çekilmiştir.
      4-1996 yılında Mustafa Safran’ın Bahri Ata ile yaptığı “Barışçı Tarih Öğretimi Üzerine Çalışmalar; Türkiye’de Tarih Ders Kitaplarında Yunanlılara İlişkin
      Kullanılan Dil ve Yunanlılara İlişkin Öğrenci Görüşleri” başlıklı çalışma doğrudan konuya vurgu yapması yönüyle önemlidir. Çalışmada, tarih öğretiminin toplumlar arası sorunları artırıcı olmaması gerektiği dile getirildi. Çalışmada Türkiye’de lise tarih ders kitaplarında “ötekileştirici” ifadelerin 1920’lerden 1990’lı yıllara göre giderek azaldığı, barışçı bir tarih eğitimi için eskisine göre çok daha iyi durumda olduğu belirtilmiştir (Safran ve Ata, 1996: 9).
      5 -2006 ve 2012’de liselerde okutulan MEB tarafından yazdırılmış tarih ders kitapları incelenmiştir. Burada ötekileştirme/ kışkırtma/ aşağılama unsurlarını tespit ederek Türkiye’deki tarih ders kitaplarının barışçı tarih eğitimi açısından evrimini gözler önüne sermek amaçlanmıştır.
      6 -Avrupa ülkelerinde milli (ulusal) tarihlerin öğretimi müfredatın hala merkezinde yer almaktadır (Pingel, 2003: 35). Ancak başta Avrupa Konseyi olmak üzere pek çok AB kökenli kuruluşun –bu çerçevede EUROCLIO- Avrupa ülkelerinde var olan tarih eğitiminde ulusçu tarih söylemlerinden vazgeçilerek ortak bir Avrupa tarihine sık sık vurgu yaptığı da bilinmektedir (Şimşek, 2007). Bu durum siyasal ve yönetimsel yapılara göre biçimlenmiş tarih eğitiminin bir gereği olarak kendini hissettirmektedir. Çünkü romantik milliyetçi tarih anlayışı her şeyden önce “biz”i ortaya çıkarabilmek için “öteki”ler yaratma eğilimini sürdürmüştür. Oysa milli (ulusal) bir tarih eğitimi anlayışı ile ülkenin geçmişi, yine millet merkezinde, ama bu kez abartıdan, kurgudan, düşmanlıklar yaratmaktan uzak bir biçimde ele alınabilir (Safran, 2008: 19- 20).
      7-2006’de bu ders kitaplarının adı Genel Türk Tarihi ve Tarih 2 iken bugün 2012’de Tarih 9 ve Tarih 10 olmuştur. Bu kitapları eleştirel bir gözle incelediğimizde romantik milliyetçi bakış çerçevesinde anlamlı, ama çağdaş tarih eğitiminin amaçlarıyla uyuşmayan 6 farklı konuda sorun tespit ettik. Bunların kitaplarda ele alınış ve vurgu yoğunluğu farklı olmakta birlikte başlıklar halinde şöyle sıralanabilir:
      1. “Şanlı tarih” ve “şanlı millet” vurgusuna ilişkin “özcü” yaklaşımlar,
      2. İçerikte yer alan savaşların yoğunluğundan dolayı Türk tarihinde “militarizm”e yapılan vurgu,
      3. Erken Türk tarihini destansı bir hava içinde ele alarak “mitoslaştırma” eğilimi,
      4. Türk tarihinde bazı olguları sonsuz iyileştirerek “ideal tarih” yaratma çabaları,
      5. Milliyetçi tarihin önemine doğrudan yapılan vurgu,
      6. “Öteki”leştirme.

      https://www.academia.edu/5766572/Milliyet%C3%A7i_Tarihten_Milli_Tarihe_%C3%87at%C4%B1%C5%9Fmac%C4%B1_E%C4%9Fitimden_Bar%C4%B1%C5%9F%C3%A7%C4%B1_E%C4%9Fitime_Do%C4%9Fru_T%C3%BCrkiye_de_Tarih_Ders_Kitaplar%C4%B1
      En son bir moderatör tarafından düzenlenmiş: 26 Mart 2016
    10. ozis99
      ozis99
      taslak programda 11.sınıf T.C.İnkılap Tarihi ve Atatürkçülük dersinin olmama sebebi var olan bu programın aynen uygulanıp değişmeyeceği mi demek
    11. hakikat_1
      hakikat_1
      benim anladığım artık inkılap tarihi diye bir ders artık olmayacak...
      bu arada zaten yetiştiremediğimiz 10 sınıf tarih dersini bu müfredat ile ve iki saatlik bir programla nasıl yetiştireceğiz açıklayacak olabilen var mı ?
      ünite isimleri de bi başka mesele tabi !
    12. etrak
      etrak
      Taslağın 4.sayfasındaki bilgi aynen şöyle:”
      10. sınıf programı 9. sınıftan farklı olarak belirli bir coğrafya ve ahalisinin tarihî süreç içerisindeki serüvenini konu edinmektedir. Mevcut öğretim programına bilhassa öğreticilerden gelen eleştiriler dikkate alınarak Anadolu’nun Türkleşme süreci ve Selçuklu Devleti bahisleri de 10. Sınıf öğretim planına dâhil edilmiş ve 11. ve 12. sınıflardaki seçmeli tarih derslerini örgün öğretime devam eden bütün öğrencilerin almayacağı düşünülerek 1974 yılına kadar gelen bir Türkiye Tarihi kapsamı oluşturulmaya çalışılmıştır. 11. sınıfta bütün öğrencilere zorunlu olan ayrı bir Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi dersinin mevcudiyeti dikkate alınarak, söz konusu derste işlenen konulara 10. Sınıf öğretim planında yer verilmemiştir"

      Sayın meslektaşlarım benim bu yazıdan anladığım şu ki İnkılap Tarihi dersleri verilmeye devam edecektir...
      En son bir moderatör tarafından düzenlenmiş: 25 Mart 2016
    13. ozis99
      ozis99
      teşekkür ederim bende böyle olduğunu düşünmüştüm
    14. taval
      taval
      "Milli bir tarih bilincine sahip olamayışı, alternatiflerinin bu hususta ondan önce bu işi halletmeleri sebebiyle Devlet-i Aliyyenin çöküşünü netice vermiştir."

      H. N. Atsız'ın Türk devlet anlayışı hakkında görüşü:

      Bizim şimdiye kadar sahip olduğumuz "tarihi görüş"ümüz yanlıştır.
      Çünkü bizim için millet devlet esasını kabul etmek millî menfaatlerimiz için daha
      uygun olduğu hâlde, biz, millet tarihi şöyle dursun, devlet ve vatan tarihini bile bir
      yana bırakarak, yalnız sülâle ve rejim tarihini esas olarak kabul ettik. Her sülâleyi bir
      devlet sayarak, şimdiye kadar, sülâleler sayısınca devlet kurduğumuzu ileri sürdük.
      Fakat düşünmedik ki, o kadar devlet kurduksa, bunların hiç birisini de yaşatamamış
      olduk! Halbuki elimizde, her zaman bir Türk devleti vardı. Çünkü gerçekte bu kadar
      devlet kurmuş değil, bu kadar sülâle değiştirmiş bulunuyorduk. Tarihi hayatları uzun
      olan bütün milletlerde olduğu gibi, bizde de bir takım hükümdar sülâleleri gelmişti.
      Başka milletler onları hükümdar sülâleleri diye saydıkları halde, biz, ayrı devletler
      diye kabul ettik. Bu çeşit hükümdar sülâlelerinin zamanlarını ayrı devletler olarak
      kabul etmek elbette ki yanlıştır, İngiltere'de, Fransa'da sülâleler nasıl birbirlerinin
      ardından gelmişse ve Fransa'da Kapet, Burbon, Orlean, Napoleon; Almanya'da
      Saksonya, Frankonya, Baviyera, Habsburg; İngiltere'de Anju, Tudor, Stuard devletleri
      yoksa ve bunlar sadece hanedanlar ise, bunun gibi, Türkeli'nde de Kun, Gök Türk,
      Uygur, Selçuk, Osmanlı devletleri yok, sülâleleri vardır. Bazan iki veya daha çok
      sülâle idaresinde iki veya daha çok siyâsî Türk zümresinin bulunması ve bunların
      birbirleriyle çarpışmaları bu kuralı bozamaz.

      yayınlanan taslak müfredat kaynaklarında Atsız'ın adının bile zikredilmemesi eksikliktir.
      Ayrıca Anadolu' coğrafyasının yurt edinilmesinde Battalname, Saltukname, Danişmendname'ye vs. ne kaynak gözüyle bakılmış ve kültür tarihi için referans alınmıştır.
      En son bir moderatör tarafından düzenlenmiş: 26 Mart 2016
    15. taval
      taval
      Türk Tarih Kurumunun okullar da okutulacak ders kitaplarıyla ilgili nasıl tavsiyelerde bulunduğuna dair herhangi bir çalıştay yaptığına şahit oldunuz mu?
      Avrupa'nın talebi doğrultusunda ve onların rehberliğinde yapılan çalışmaların geleceğimize nasıl tesir edeceği tartışılmış mıdır?
      (Yeni Sabah, 29 Kasım 1948) Tarihli bir gazetede yayınlanan H.N.Atsiz'ın bu yazısı o günden bu zamana ne kadar mesafe aldığımızı göstermesi bakımından ilgi çekicidir. Buyrun..

      TÜRK TARİHİNİN MESELELERİ
      Bütün medenî milletler kendi tarihleri hakkında son ve kesin kararı vermişlerdir. Yâni,
      tarihlerinin nereden başladığını, hangi çağlara bölündüğünü, kimlerin kendi tarihlerine
      mal edilmiş olduğunu bilirler ve tarihlerini dolduran insanların adlarının hangi imlâ ile
      yazılacağı hususunda değişmez kanaatlere mâliktirler. Bize gelince, her hususta
      olduğu gibi, tarihimizi anlayış konusunda da acıklı bir kargaşalık içinde bulunuyoruz.
      Tarihimizin nereden başladığı hakkında ortak bir fikrimiz yoktur. Tarihimizin
      bölündüğü devirler, herkesin keyfine göre değişmektedir. Bazılarının millî kahraman
      saydığı şahsiyetler, diğerleri tarafından millî düşman sayılıyor: Çingiz Han gibi...
      Tarihe mal olmuş kahramanların ve şahsiyetlerin adlarını yazmak hususunda da
      aramızda birlik bulunmuyor. Meşrûtiyetten sonra karışmaya başlayan tarih sistemi,
      cumhuriyetten sonra tamamen bozuldu ve Tarih Kurumu'nun ilk çalışmaları ile de
      bugünkü acıklı hâlini aldı.
      Hâlbuki eskiden tarih anlayışımız oldukça düzgün ve istikrarlı idi: Eski tarihimiz,
      efsânevî Oğuz Han ile başlatılır, Selçuklular ve Çingiz ile bitirilirdi. Çingiz, Müslüman
      olmadığı, için bazan lânetlense bile çok defa kendisinden ve hele çocuklarından
      saygı ile bahsolunurdu.
      Türkiye tarihi ise Anadolu Selçukluları hakkındaki kısa bir başlangıçtan sonra hemen
      Osmanlılara geçmekle devam ettirilir, Anadolu'nun öteki beyliklerinden ve özellikle
      bunların büyük olanlarından Türkiye'nin bir bölümünün meşru hükümetleri olarak
      bahsedilir, beğleri saygı ile anılırdı. Anadolu beğliklerinin gayrımeşrû sayılması
      hakkındaki telâkki Fâtih'ten sonra başlamıştır.
      Hiç şüphesiz, bu tarih telâkkisi ilmî değildi. Fakat umum tarafından kabul olunmuştu.
      Yâni tarihi anlayışımızda bir kânun vardı. Kânun, ne de olsa, kanunsuzluktan iyi
      olduğu için, o zamanki kıt bilgilerle kabul edilen tarih sistemi, bugünkü gelişmiş
      bilgilerimiz arasındaki şuursuz kargaşalıktan daha doğru idi. Türk tarihinin, bugünkü,
      halli hemen gerekli ve pek de güç olmayan meselelerinden bir kısmı şunlardır:
      a) Türk Tarihinin Başlangıcı Meselesi: Bugünkü tarih kitaplarında Türk tarihi
      umumiyetle Hunlardan, yani Orta Asya Hunlarından başlatılmaktadır. Fakat bu
      başlangıcı tanımayan tarihçiler de vardır. Bazıları, Türk tarihinin VI. Yüzyılda Gök
      Türklerden başlaması gerektiğini söyledikleri gibi, diğer bazıları da Hunlardan daha
      önceki zamanlarda, Sakalar çağında başlaması fikrini gütmektedir. Hatta son
      zamanlarda değerli tarih bilgini Prof. Zeki Velidi Togan, Türkistan'da Sakalardan
      Önce yaşayan ve Milâttan önce 1200–300 aralarındaki varlıkları tespit olunan ?u
      veya Çu adındaki kavmin ilk Türkler olduğunu iddia etmektedir. ?u veya Çu'lardan
      daha önceki Sümer'lerin de Türk olduğu veya aralarında Türkler bulunduğu
      hakkındaki bazı ciddî ilim adamlarının fikir, nazariye ve iddiaları vardır. Bütün bu karşı
      fikirlerin bir sonuca bağlanması, ancak ilmî bir tarih kurultayının ciddî ve uzun
      tartışmalar sonundaki kararı ile mümkün olabilir. Belki bazı meselelerin çözülmesi
      için, bugünkü tarih bilgisi yetmez. Fakat ne de olsa işler bir prensibe bağlanır ve
      önüne gelenin Türk tarihine ayrı bir başlangıç çizmesi gibi korkunç bir olayın önüne
      geçilir. Bu yapılmazsa, Türk dünyasında birbirine aykırı nazariyeler ve fikirler doğacak
      ve aralarında gittikçe büyüyen ve soysuzlaşan tartışmalarla belki de milletin aydınları
      birbirine düşman iki veya üç takıma bölünecektir. Millet, birçok unsurlarla birlikte,
      ortak tarihin de mahsûlü ve sonucu olduğuna göre, ortak tarih telâkkisi olmayan
      insanların bir millet hâlinde toplu yaşamaları manevî bir rahatsızlık doğuracak ve
      uzak gelecek için fesat tohumları atılmış olacaktır.
      b) Türk Tarihinin Kadrosu Meselesi: Türk tarihinin başlangıcındaki anlaşmazlık,
      Türk tarihinin kadrosu hakkında da anlaşmazlık demek olmakla beraber, daha
      sonraki çağlarda kimlerin Türk tarihine sokulacağı meselesi bütün çapraşıklığı ile
      karşımızda durmaktadır. Meselâ, Karahıtaylar'ın Türkistan'da hâkimiyeti zamanını
      Türk tarihinin bir devri gibi kabul etmek doğru mudur? Yoksa Karahıtaylar Moğol
      oldukları için bu devir bir yabancı hâkimiyeti devri midir? Yahut Gazneliler devleti
      Türk tarihi kadrosuna girer mi, yoksa yabancı halkın oturduğu yerlerde hâkim
      oldukları için bunların millî kadrodan çıkarılması mı gerekir? Hangi Türklerin tarihi ana
      vatan tarihidir ve hangilerininki sömürge veya sâdece hanedan tarihi olarak göz
      önüne alınmalıdır? Bunlar Türk tarihinin ciddî meseleleridir ve henüz hallolunup kesin
      bir sonuca varılmış değildir.
      Türk tarihinin kadrosu konuşulurken akla gelecek en mühim meselelerden biri Çingiz
      ve Temir'in millî tarihin kahramanları mı, yoksa ırkımızın düşmanları mı olduğunun
      tespitidir. Çünkü bu iki mühim şahsiyet hakkında bizim tarihçilerimiz ortak kanaat
      sahibi değildir. Bir kısım tarihçiler bu iki şahsı Türk sayıyorlar ve onların yarattığı
      vakalar ve kurdukları devletleri Türk tarihi kadrosuna sokuyorlar. Bazı tarihçiler ise
      tamamıyla aksini savunuyorlar. Onlara göre Çingiz ve Temir Türk değildir; Moğol
      veya Tatardır. İkisi de ırkî düşmanlarımızdır. Tarihçilerimizden birisi ise Çingiz'i
      yabancı, Temir'i Türk sayıyor. Aynı milletin tarihçileri arasındaki bu büyük fikir ayrılığı
      ve görüş farkı, hiçbir millette eşi gösterilemeyecek bir millî anarşidir. Çünkü mesele
      belirli şahısların iyi mi, kötü mü, büyük mü, küçük mü olduğu meselesi değil,
      doğrudan doğruya millî tarihe mal edilip edilemeyeceği meselesidir. Bu
      anlaşmazlıklar Türk tarihinin başlangıcına, mitoloji ile karışık çağlarına ait olsaydı, bir
      dereceye kadar hoş karşılanabilirdi. Fakat XIII. ve XIV. yüzyıllarda yaşamış olan
      şahıslar üzerindeki bu fikir kargaşalığı, millî şuurun henüz gereğince uyanmamış
      olduğunu gösterir. Bu zıt kanaatlerden, hiç şüphesiz bir tanesi doğru, diğerleri
      yanlıştır. Yakın geçmişteki en büyük ana meseleler üzerinde doğruyu bulup
      çıkaramamak ise tarih belgelerinin eksikliğini değil, tarihî ve millî şuurun azlığını veya
      yokluğunu gösterir.
      c) Türk Tarihinin Çağları Meselesi: Tarihin ilkçağ, ortaçağ gibi devirlere
      ayrılmasının pek indî olduğu artık anlaşılmıştır. Çünkü bu ayrılışlar bütün insanlığa
      göre değil, bir kıta veya bir kısım milletlere göre yapılmıştır. Taş devri, maden devri
      nasıl bütün kavimlerde aynı zamanlarda başlamıyorsa; ortaçağ, yeniçağ gibi
      zamanlar da (eğer fikir hayatındaki tekâmül merhalelerini göstermek için
      kullanılıyorsa) bütün milletlerde aynı devri gösteremez. Eski Türk tarihini, ilkçağda
      Türk tarihi, ortaçağda Türk tarihi diye bölümlere ayırmak ilmî değildir. Batı Avrupa'nın
      kendisine göre yaptığı bir sınıflandırmaya körü körüne uymak elbette doğru olmaz.
      Tarihimizi millî görüşe göre sınıflandırma teşebbüsü şimdiye kadar yalnız Dr. Rıza
      Nur ile Prof. Zeki Velidi Togan tarafından yapılmıştır. Rıza Nur, Türk tarihini "Eski
      Türk Tarihi" (= Türe ve Yasa Devri = Millî Devir), "Yeni Türk Tarihi" (= Müslümanlık
      Devri = Dinî Devir) ve "Taze Türk Tarihi" (= Yeniden Doğuş ve Uyanma = İkinci Millî
      Devir) olarak başlıca üç çağa ayırdığı gibi Zeki Velidi Togan da XVI. Yüzyıl ortasına
      kadar ilerleme ve yükselme çağı, Birinci Cihan Savaşı sonuna kadar gerileme ve
      çökme çağı ve birinci Cihan Savaşından sonra da üçüncü bir çağ olmak üzere üç ana
      çağa bölmektedir. Fakat bu iki sınıflandırma kimse tarafından dikkate alınmamıştır.
      ç) Adların İmlâsı Meselesi: Türk tarihindeki birtakım özel adların belli bir imlâya
      mâlik olmayışı da millî ayıplarımızdan biridir. XIII. Yüzyıl kahramanının adı Çingiz mi
      Cengiz mi? Sonra Temir mi, Temür mü, Timur mu? Tıpkı bunlar gibi prens unvânı
      olan kelime "tigin" mi, "tegin" mi? Karahanlı kahramanının adı Buğra mı, Boğra mı
      yazılmak gerek? Bu fikrî kararsızlıklar birçok yanlışlara yol açıyor. Bir yanlışın nasıl
      kökleştiğine en güzel örnek, Gök Türklerin ilk kağanı Bumun veya Bumın'ın adında
      görülmektedir. Eski harflerle yazıldığı zaman "ı" ve "i" farkı belli olmadığı için yeni
      harflerden sonra bu kağanın adı Bumin şeklinde yazılmış ve tarih kitaplarına,
      piyeslere, soyadlarına kadar bu yanlış şekliyle girip yerleşmiştir. Görülüyor ki,
      tarihimizi anlayış ve ele alış tarzımız karışıklık içindedir. Bu karışıklığın içinden ne
      şahıslar, ne de özel teşekküller çıkamaz. Bu karışıklığı Önlemek için resmî bir
      teşekkül lâzımdır. Böyle resmî bir teşekkül, Türk tarihinin meselelerini karara
      bağlamak için bir kurultay toplamalı ve kurultayda meseleler ilmî açıdan ele alınarak
      değerlendirilmeli ve tartışılmalı, karşılıklı iddialar basılarak umumî efkâra
      sunulmalıdır. Ancak, millî ve ilmî fikrin hâkim olacağı böyle bir kurultaydır ki, Türk
      tarihinin meselelerine bir çözüm yolu bulabilir.
      (Yeni Sabah, 29 Kasım 1948)
    16. taval
      taval
      önemli bir ayrıntı:
      “Nationalizm” (milliyetçilik) - "Patriotism” (vatanseverlik)
      Avrupa'dan aldığımız kavramların bizi içine düşürdüğü karmaşadan kurtulmak için tartışılmasının gerekli olduğunu düşünüyorum.
      Biz hiç bir zaman milli ve millet kelimesinden Avrupa'nın Nasyonalist anlayışını çıkartamayız. Bu tartışmanın en ciddi yaşandığı yer Lozan Antlaşmasıdır. Onların azınlıktan kasıtlarının farklı etnik gruplarıda içerdiği anlayışları bizi hiç bağlamamış, azınlık olarak gayrimüslimleri kabul ettiğimizi ortaya koyarak anlaşma metnine yazdırmışızdır.
      Etnisite bizim millet anlayışımızın ana mihveri değildir.
      Milliyetçiliğimiz de aynı ana eksende gelişmiş ve dil, din ve tarih birliğine sahip olduğumuz herkesi millet şemsiyesi içinde kabul etmişizdir.
      Balkanlardan 19. ve 20 yy. da yapılan göçleri, Kafkasya'dan ve Kırım'dan 18.yy. ve 19. yy. da yapılan göçleri başka nasıl değerlendirebiliriz.
      Oların vatanseverlik adıyla ileri sürdüğü anlayışın bizde hiç bir temeli olamaz.
      Çin Seddi'nden Avrupa'nın ortalarına kadar geniş bir coğrafyaya yayılmış bulunan Türk milletinin vatan algısı çok farklıdır.
      Doğu Türkistandan bugün ülkemize gelen Uygur Türklerinin Türkiye'yi vatan algılaması nasıl izah edilebilir. Kosova, Kafkasya, Bosna-Hersek, Suriye, Irak, Mısır, Tataristan, Mogolistan, Kazakistan, hatta Kuzey Afrika elhasılı ecdadımın kök saldığı ve bugün hala hatıralarının bulunduğu tüm coğrafyalar Türk milletinin vatanıdır

      Bu gerçeği hangi Avrupalı ve batılı anlayabilir.
      Bugün Benim okulum da okutacağım ders kitabımı nasıl yazacağımı bana öğretmeye çalışan zihniyetlerin benim onunkinden on kat fazla tarihimin derinliklerine nüfuz etmeden beni değerlendirmesini nasıl bekleyebilirim.
      "Anadolu Devleti" gibi ucube bir projeyi gündeme sokmak isteyenlerin tarihi Malazgirt Zaferiyle başlatmak istemesi de ayrı bir problemdir.
      Malazgirt öncesi Pasinler Harbini ondan önce Dandanakan'ı tarihin hangi çukuruna gömeceklerini merak ediyorum. Balasagunlu Yusuf Has Hacib'i ve Kaşgarlı Mahmud'u Türk tarihinden çıkaramayanlar onların doğduğu coğrafyayı nasıl bu topraklardan ayrı tutacaklardır. Anadoluyu Türk kılan Horasan erenlerini, Onları bu coğrafya'ya yönlendiren Türkistanın Yesi şehrinden Hace Ahmed Yesevi'nin yaşadığı toprakların bugün Kazakistan denilen coğrafyada olduğunu nasıl saklayacaklardır.
      En son bir moderatör tarafından düzenlenmiş: 26 Mart 2016
    17. ismail_4601
      ismail_4601
      Ben kişisel olarak felsefe dersi öğretim programı sanmıştım ama işe bak Tarih.:) Tarih dersi ders olmaktan çıkmış. Acaba neyi hedefliyorlar bunu yaparak merak ettim. Özellikle İlk Türklerle ilgili bir şeyler olmaması Atatürk'ün getirdiği Milli Tarih'ten vazgeçiyoruz demektir bence... daha söylenecek çok şey varda anlayamadım. Burası Türkiye kendi elimizle eğitimi baltalamayı seviyoruz.
    18. taval
      taval
      Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetinde yaşanan hadisenin bize de yansıması mıdır?
      Dikkatli bir gözle bakmakta fayda mülahaza ediyorum.

      Tarih Ders Kitaplarımızdan Milli Tarihinizi Silin Talimatını Kimler Verdi.

      Deşifre ediyoruz!

      Birol Özter

      –– Anayasa, Milli Eğitim Yasası ve Öğretmenler Yasası’nın “olmazsa olmaz” nitelikli temel şartlarını çiğnetebilecek kadar güç ve etkinlik kurarak Kıbrıs Türk okullarında okutulan tarih kitaplarını yazdırtabilen dış güçler kimlerdir?

      –– Bu dış güçlerle işbirliği ve güç birliği yapan içimizdeki yönetici ve eğitimciler kimlerdir, bu zillete hangi amaç ve menfaat uğruna niçin ve neden katlanmışlardır?

      Kıbrıs Türk tarihi Ders kitaplarında yapılan çağdışı ve gerçekdışı tahrifatla başlatılan süreç devam ettiği takdirde, yakın bir gelecekte ülkemizde tarihini ve geçmişini doğru olarak bilen birtek gencin kalmayacağı apaçık bir gerçektir. Bu nedenle uzunca bir süredir tüm ilgili ve yetkilileri uyarmaya, yapılan hataların daha çok geç kalınmadan düzeltilmesini sağlamaya çalışmaktayız. Volkan gazetesinin bu konuda sağladığı destek takdire şayandır. Ne var ki süratle hatadan dönmesi gerekenler devekuşu misali başları kuşa gömmüş, yapılan uyarıları dikkate alarak hatalarını düzeltme yoluna gidecek yerde tam tersi bir yaklaşım içinde hatalarına hata suçlarına suç eklemişlerdir.

      Yaklaşık bir ay süren “Saptırılan tarihimiz ve gerçekler” başlıklı inceleme dizisinde ortaya koyduğumuz gerçekler etkisini göstermiş, halkın tepkileri yükselmiştir. İncelememizin bu bölümünde tarih kitaplarında yapılan bu değişikliklerin kimler tarafından nasıl gerçekleştirildiği, anayasaya, yasalara ve gerçeklere bağlılık yerine, suç işleme pahasına, yabancı güç odaklarından aldıkları talimatlara uyanları deşifre edeceğiz.

      Kıbrıs Türk Tarihi ders kitaplarının değiştirilmesini sağlamak amacı ile 21 Nisan 2003’te Rum kesiminde Tarihsel Diyalog ve Araştırma Derneği (The Association for Historical Dialogue and Research) isimli bir dernek kurulmuştur. Dernek başkanı Chara MAKRIYIANNI, Dernek Sekreteri Marios EPAMINONDAS’tır. Lefkoşa Rum tarafında P.O. Box: 16161, 2086 Nicosia, Cyprus adresinde faaliyet göstermektedir. E-mail address: hisdialresearch@yahoo.com , Web-site: ƒfƒŠƒwƒ‹‚ʼnˆ¤‚¢—‚ÌŽq‚ƃ€ƒtƒt şeklindedir.

      Bu organizasyonun arkasında Avrupa Konseyi, Yunanistan ve Kıbrıs Rum kesimi görülmektedir. Derneğin sitesinde verilen bilgilere göre maddi girişime katkı sağlayan sponsorlar; Council of Europe, UNOPS (USAİD, UNDP), uluslararası kuruluşlar yanında A. G. Levantis Foundation, the Nicosia Municipality, Helios Airways, İntercollege, gibi güçlü Rum kuruluşları ve diğer sivil toplum örgütleri bulunmaktadır. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nden Milli eğitim Bakanlığına bağlı bazı müdürler, Bazı üniversitelerin öğretim görevlileri ile Kıbrıs Türk Orta Eğitim Öğretmenler Sendikası bu dernekle doğrudan bağlantı içinde görülmektedir. KTOEÖS bu Rum kuruluşu ile ortak seminerler düzenlemiştir. KTOEÖS (Kıbrıs Türk Orta Eğitim Öğretmenler Sendikası) web sitesinden sözkonusu kuruluşun sitesine doğrudan bağlantı verilmiş bulunmaktadır.

      Kıbrıs Tarihi Ders kitaplarının değiştirilmesi talimatı, başında Chara MAKRIYIANNI ve Marios EPAMINONDAS adlı iki Rum’un bulunduğu bu Tarihsel Diyalog ve Araştırma Derneği tarafından verilmiş, tarih kitaplarından nelerin çıkarılıp, nelerin konacağı yine bu dernek tarafından belirlenmiş ve KKTC Milli Eğitim Bakanlığı’nda kurulan komisyonlar eli ile yazdırılan kitaplara işlenmiştir.

      Tarihsel Diyalog ve Araştırma Derneği (The Association for Historical Dialogue and Research) tarafından düzenlenen seminerlerle bağlantılı Rum, Yunan ve Ermeni isimleri şöyledir:

      1. Prof George Tsikalos (Selanik Üniversitesi)
      2. Evrosyni Rizopoulou-Egoumenideu of the Univercity of Cyprus
      3. Dr. Nicos Peristianis. Director of İntercollege
      4. Savvas Nicolaides- Cyprus Greek Chief Education Officer.
      5. Andrea Battista-Representative of the European Union Commission in Cyprus
      6. Ms Chara MAKRIYIANNI, Educator, President of the Association for Historical Dialogue
      7. Marios EPAMINONDAS, Secretary of Association for Historical Dialogue and Research,
      Greek Cypriot primary school teacher
      8. Stavroula Philippou -Primary School Teacher/Educational Researcher
      9. George Stogias
      10. Christina Georgiou
      11. Rena Hoplarou
      12. Cristina Del Moral
      13. Stavroula Philippou
      14. Kyriakos Pachoulides
      15. Artin Aivazian (Ermeni okulu)
      16. Emilios Solomou
      17. Stavroula Philippou
      18. Kyriakos Pachoullides
      19. Pefkios Georgiades: İntercollege (Rum tarafında faaliyet gösteren özel kolej olup bu okulda çalışan bazı Türk öğretmen ve öğrencilerin de sözkonu faaliyetlerde görev aldıkları anlaşılmaktadır).

      Tarihsel Diyalog ve Araştırma Derneği faaliyetlerinde görev alan AB yetkilileri ile yabancı öğretim görevlileri olarak şu isimler geçmektedir:
      1. Susan BENNETT-United Kingdom
      2. Tatiana MILKO-Programme Officer, Council of Europe
      3. Manuela Carvolko-President of EUROCLİO (EUROCLİO: Avrupa Tarih Öğrenimi Dernekleri Daimi Birliği)
      4. Alison Cardwell-Head of the History Education Section, Council of Europe
      5. Gabriele Mazza-Director of School, Out-of-School and Higher Education, Council of Europe
      6. Craig Kuehl-Chairman of the Cyprus Fulbright Commission.
      7. Terry Tollefson-Director Of Administration For Policy, Planning, and Evaluation, Facing History and Ourselves, Boston
      8. M.A; Joke Van Der Leeuw Roord-Executive Director of Euroclio
      9. Prof. Wolfgang Höpken-Director of The Georg Eckert Institute For International Textbook Research
      10. Cheryl Stafford- South Eastern Education and Library Board, Northern Ireland,
      11. Costa Carras- The Centre for Democracy and Reconciliation in South East Europe
      12. Brain CARVELL-United Kingdom
      13. Cristina Del Moral- Spain
      14. Robert Stradling
      15. Juliette Dickstein
      16. Carmel Gallagher
      17. Christine Counsell- Publishing consultant

      Tarihsel Diyalog ve Araştırma Derneği (The Association for Historical Dialogue and Research) Avrupa Birliği güdümünde çalışan bir Rum-Yunan derneğidir. Güney Kıbrıs Rum Yönetimi bir Avrupa Birliği üyesi ülke olmasına rağmen bu derneğin direktifleri doğrultusunda hareket ederek Tarih Kitaplarından milli tarihlerini silmemiştir. Ne var ki KKTC Milli Eğitim Bakanlığı, Bazı öğretmen sendikaları ve bazı Türk öğretmenler “AB Kuruluşu” maskesi giydirilmiş bu Rum-Yunan Derneği ile işbirliği ve güç birliği içerisine girebilmişlerdir. AB üyesi olan Rum Yönetimi bu derneğin hiçbir direktifine uymamış ama KKTC Milli Eğitim Bakanlığı ve bazı Türk Öğretmenler bir AB üyesi ülkenin kurumu ve öğretmeni olmamalarına rağmen Avrupalıların ve Rumların direktiflerini harfi harfine uygulamışlardır. Milli tarihimizi kitaplardan silmekle kalmamışlar, milliyetçilikle ilgili terimlerin ders kitaplarından temizlenmesi için “Tarih Araştırma Komisyonu” da kurmuşlardır.

      Rum okullarında okutulmakta olan ders kitaplarında bugüne kadar hiçbir değişikliğe gidilmemiş olmasına karşın, KKTC’deki kitapların bu derneğin istekleri doğrultusunda değiştirilmiş olması esas amacın Kıbrıs Türklerinin tarih bilincini yok ederken ulusal bilinçlerini köreltmek olduğunu açıkça kanıtlamaktadır.

      Türk Okullarındaki Tarih kitapları değiştirilirken, Rum okullarındaki Tarih kitaplarının değiştirilmemiş olmasına ilişkin olarak, 26–27 Kasım 2004 tarihlerinde yapılan “IV. Workshops on “New approaches to teaching history: multiperspectivity” isimli seminer tutanaklarında Rum öğretmenlerinin tutumu ve tarih kitaplarını hiçbir şekilde değiştirmeyecekleri kararlılığı aynen şöyle ifade edilmiştir:

      “a Turkish Cypriot participant referred to the textbook that has recently been published by the Turkish Cypriots and which is under attack by the establishment, noting that, unless Greek Cypriots also participate in the publication, no such textbook will be complete. A Greek Cypriot responded to this comment saying that Greek Cypriot teachers support Turkish Cypriots and that one thing they can do in their classrooms is to avoid fanaticism when teaching any subject or when celebrating national anniversaries”

      Tarihsel Diyalog ve Araştırma Derneği (The Association for Historical Dialogue and Research) ile işbirliği, güçbirliği ve dayanışma içinde olan, onlardan aldıkları direktifleri kutsal emir gibi yerine getiren KKTC’deki sözde tarih araştırmacısı ve tarih öğretmenleri, yazdıkları tarih kitaplarında isimlerini kullanarak kendi kendilerini deşifre etmişlerdir. Kendilerini birkez daha deşifre etmek ihtiyacını duymuyoruz. Bu kitaplarda adı geçen diğer KKTC yetkililerinin isimleri de bu işgüzarlıktan sağladıkları çıkarlarla birlikte elimizde mahfuzdur. Kendilerine hatalarını düzeltmeleri için son bir fırsat vermek açısından şimdilik isimlerini yayınlamıyor, toplum nezdindeki itibarlarını sarsmayı uygun bulmuyoruz. Dileriz içine düştükleri açmazın farkına varırlar ve bir an önce hatadan dönerler. Ya çıkarlar yaptıklarını savunurlar, yabancı güç odaklarından aldıkları emirlerle değil vicdanları ile hareket ettiklerini, yazdıklarının doğrular olduğunu ispatlarlar, ya da hatalı yoldan dönerek tarihimizi saptırma çabasından vazgeçerler. Bu yapılmadığı takdirde kendilerini deşifre etmek kaçınılmaz olur. Biz yapmasak başkaları yapar. Gün gelir sadece topluma karşı değil, kendi çocuklarına karşıda talimatla tarihi saptırmanın dayanılmaz utancına mahkûm olurlar. İşte o gün de yaptıkları hatanın faturasını ağır öderler.

      Komisyonlar ve puan ödülü:
      Tarih Kitaplarının AB direktifleri ile yeniden yazılmasının ardından Milli Eğitim Bakanlığı “Tarih Araştırma Komisyonu” (History Research Center Board) oluşturarak Devlet Okullarındaki Tarih Kitaplarında “milliyetçilikle” ilgili terimlerin araştırılıp kitaplardan atılmak üzere Bakanlığa bildirilmesini istedi.

      Benzer bir komisyon ayrıca KTOEÖS bünyesinde de oluşturuldu. (8 kişilik KTOEÖS History Research Center Board).

      Bununla da yetinilmedi Rum tarafında oluşturulan ve Rum (Selanikli, Yunanistanlı), İngiltereli, ABD’li, Almanyalı v.s. profesörlerden oluşan Tarihsel Diyalog ve Araştırma Derneği’nin etkinliklerine katılan öğretmenlere katılımı teşvik etmek için puan vaat edildi. Eğitim Bakanlığına bağlı öğretmenlerin çift etkinliklere, seminerlere her katılımına 600 puan verilecek, bu puanlar belli bir rakama örneğin 5000’e ulaştığı zaman ise öğretmene terfi verilecekti.


      Talat yanılgısı ve gerçekler
      KKTC Cumhurbaşkanı Mehmedali Talat, BM Genel Sekreteri Kofi Annan’a gönderdiği 29 Kasım 2006 tarihli mektubunda, Kıbrıs Rum kesiminde yükselmekte olan ırkçılık ve aşırı milliyetçilikle ilgili durumun kötüleşmesine ve Kıbrıslı Türklerin bu konudaki endişelerine dikkat çekti.

      Mehmedali Talat Annan’a yazdığı mektupta, eğitimin, kişilerin, sosyal kurumların ve toplumun gelişiminde en önemli unsurlardan birisi olduğuna işaret ederek, bu bağlamda, Kıbrıs Türk tarafının adadaki iki taraf arasında karşılıklı güven oluşturmaya katkıda bulunmak adına bazı somut adımlar attığını da kaydederek, “Kıbrıs Türk tarafının, Eğitim ve Kültür Bakanlığı’nın himayelerinde, iki halk arasındaki düşmanlık ve nefreti ortadan kaldırmak adına tarih ders kitaplarının yeniden yazılmasını amaçlayan tek taraflı bir proje başlattığını” belirtti. Talat, ayni mektupta “Kıbrıs Rum tarafının, özellikle de ders kitaplarında bulunan Kıbrıs Türk halkı ile ilgili milliyetçi söylemin düzeyi göz önüne alındığında bu konuda herhangi bir teşebbüste bulunmamasının rahatsız edici ve cesaret kırıcı olduğuna” dikkat çekti.

      Sayın Talat bu mektubunda nedense tarih kitaplarındaki değişikliklerin Council of Europe, UNOPS (USAİD, UNDP), gibi uluslararası kuruluşlar yanında A. G. Levantis Foundation, the Nicosia Municipality, Helios Airways, İntercollege, gibi güçlü Rum kuruluşları ve diğer sivil toplum örgütlerinin finanse ettiği ve başında Chara MAKRIYIANNI ve Marios EPAMINONDAS gibi iki Rum’un bulunduğu Tarihsel Diyalog ve Araştırma Derneği’nin talimatları doğrultusunda yazıldığını gözlerden kaçırmaya çalışırken, bu işlemin finansörleri arasında Birleşmiş Milletlere bağlı örgütlerin bulunduğunu, kitapların bir bölümünün basım masraflarının da bu örgütler tarafından karşılandığını bilmezden geldi. Sayın Talat’ın bütün oyunun OSMOSİS politikası çerçevesinde Kıbrıs Türk çocuklarına tarih bilincini unutturmak çabasından ibaret olduğunu görebildiği gün dileriz çok geç kalınmış olmaz.


      Yunan İlkokul Tarih Kitapları Fırtına Kopardı

      8 Şubat 2007 tarihli Fileleftheros Gazetesinin “Tarih İçin Girişimler-Eğitim Bakanlığı Yunanistan’dan İlkokul 6. sınıf Kitabında düzeltmeler istiyor” başlığıyla yansıttığı haberinde Rum Eğitim Bakanlığı’nın, Rum Dışişleri Bakanlığı’yla istişare içerisinde; Yunanistan’da yazılan İlkokul 6. sınıf öğrencilerine yönelik tarih kitabıyla ilgili gözlemler içeren bir not hazırlamakta olduğunu belirten gazete, edindiği bilgilere dayanarak; “138 sayfalık kitapta Kıbrıs’a yalnız üç sayfa ayrıldı. 1955 (EOKA) dönemi ve 1974 Türk İstilası çok özet olarak anlatıldı, işgal bölgeleri ‘Kuzey Kesimi’ oldu. Kayıplara hiç değinilmedi.” diyerek eleştirilerini belirtiyor.

      Gazete kitabın, KKTC’nin yeşil, Rum tarafının da sarı renkte gösterildiği Kıbrıs Haritasının yer aldığı sayfasının fotokopisini de yayımladı.
      (Bizim Devlet Okullarımızdaki Tarih Kitaplarında KKTC gösterilmez ve yok sayılır, reddedilirken; Yunanistan Eğitim Bakanlığı bile İlkokul 6. sınıflara hazırladığı kitapta KKTC’ye yer vermiş!)

      Politis Gazetesi de Rum Eğitim Bakanlığı İlk Öğretim Dairesi’nin de ilgili kitabın incelenmesi için ilgililerden oluşan bir komite oluşturduğunu yazdı ve elde ettiği bilgilere dayanarak şunları kaydetti:
      “Edindiğimiz bilgilere göre önerilmekte olan değişiklikler tarih kitabının iki-üç noktasıyla ilgilidir. Bu noktalar arasında;121. sayfada yer alan iki renkli (Cumhuriyet’in denetimindeki bölgeler sarı ve Kıbrıs Türk İdaresi altındaki bölgeler de yeşil) Kıbrıs haritası vardır. Kıbrıs Eğitim Bakanlığı, Yunanistan Eğitim Bakanlığı’na; bu haritanın tek renkte gösterilmesini ve işgale yalnız ateşkes hattını gösterecek kırmızı bir çizgiyle atıfta bulunulmasını önerecek. İki renkli Kıbrıs haritasının düzeltilmesi istenecek. Kıbrıs sorununa değinilen aynı sayfada, ‘Kıbrıs’ın 2004’te AB’ne üyeliği, Kıbrıs meselesinin çözümüne ilişkin yeni umutlar vermektedir’ ifadesi yer alıyor. Bakanlık önümüzdeki haftalar içerisinde önerilerini hazırlamış olacak.”


      GKRY’de Bütün Sınıflar İçin Kıbrıs Tarihi Kitapları Hazırlanıyor

      9 Şubat, 2007 tarihli Fileleftheros gazetesi Rum Ortodoks Kilisesi Başpiskoposu II. Hrisostomos’un “Kilise, yeni bir tarih kitabı yazılması için adam ve finansman bulmaya hazırdır. Böyle bir şey Eğitim Bakanlığı’nın işbirliğinde olacak” dediğini yazdı. Gazeteye göre II. Hrisostomos, Yunanistan Milli Eğitim Bakanlığı tarafından hazırlanan ilkokul 6. sınıf tarih kitabını kınadı ve “Tarihi tahrif edemeyiz” dedi.

      Olay bu kadarla da kalmadı, Rum Eğitim Bakanlığı, AKEL, DİSİ, DİKO ve EDEK milletvekilleri de olaya aşırı hassasiyet gösterdiler hatta Rum meclisinde görüşülmesi için konuyu meclis gündemine taşıyacaklarını da yinelediler.

      Şimdi soruyoruz:

      “Okullarımıza dayatılan tarih kitapları AB’lı olmanın gereği ise, AB üyesi olan Rum yönetimine dayatılmamasının nedeni nedir?

      Tarihsel Diyalog ve Araştırma Derneği tarafından düzenlenen seminerlerden ara bölge veya Rum tarafında düzenlenenlere 40, Türk tarafında düzenlenenlere ise 100 Türk öğretmen ve tarih yazarı katılmıştır. Bu katılım KKTC Milli Eğitim Bakanlığının bilgi ve desteği ile sağlanmıştır.

      Öğretmenlere sözde Tarih kılavuzu

      Avrupa Konseyine bağlı EUROCLİO’nun (EUROCLİO: Avrupa Tarih Öğrenimi Dernekleri Daimi Birliği) Eğitim ve Gençlik için Dr Robert Stradling tarafından kaleme aldırttığı “TARİH ÖĞRETİMİNDE ÇOK BAKIŞ AÇILI YAKLAŞIM: ÖĞRETMENLER İÇİN KILAVUZ” Türkçeye çevrilerek tarih öğretmenlerinin yönlendirilmesine gidilmiştir. Tarih öğretmenleri bu kılavuzu kullanmak zorunda bırakılmıştır.

      Avrupa Birliği ile bağlantılı gösterilerek Kıbrıs Türk öğrencilerine dayatılan tarih öğretiminin, AB üyesi olan Güney Kıbrıs’ta gündeme getirilmemiş olması, esas amacın iddia edildiği gibi “Bölünmüş ülkeler arasında diyaloğu güçlendirerek Tarih öğrenimini barışın gerçekleştirilmesi, çalkantıların durulması, demokrasinin güçlenmesi ve tartışma kaldıran olayların netleşmesi” olmadığını, Kıbrıs Türk gençliğine milli bilincini unutturmak olduğunu kanıtlamaktadır.

      Bu dernekte görev alan Rum ve Yunan üniversiteleri ile hocaları ve diğer sponsorlar acaba Kıbrıslı Türk çocuklarını çok sevdikleri için mi böylesine yol gösterici olamaya, akıl öğretmeye, kılavuzluk yapmaya çalışmaktadırlar?

      Sorunun en can alıcı noktası AB çalışması olarak öne sürülen ve Rum-Yunan kurumlarınca da subvansiye edilen bu kılavuzluk ve öğretim çabaları değil, KKTC eğitim ve öğretimini yönlendirmek sorumluluğunu üstlenmiş olanların, tam bir teslimiyetçilik içine girerek, kendilerine öğütlenen herşeyi, amacına bakılmadan müfredata alarak çocuklarımıza öğretmeye kalkışmış olmalarıdır. Bu çabaları Kıbrıs’ta verilmekte olan varolma mücadelesi ile bağdaştırmanın olanağı yoktur.

      Amaç halen okullarımızda okutulmakta olan tarih kitaplarımızda açıkça görülmektedir. “Rum çocukları milli bilinçlerine tam olarak sahip çıkarken, Türk çocuklarına milli bilinçlerini unutturarak Papadopulos’un BM kürsüsünden itiraf ettiği gibi ‘OSMOSİS’ yolu ile Kıbrıs’taki Türk varlığına son vermektir”. Halen okutulmakta olan tarih kitaplarının içeriği bu gerçeğin sayısız kanıtları ile doludur.

      Şablonculuk
      Tarihsel Diyalog ve Araştırma Derneği'nin talimatları ile Kıbrıs Türk tarih kitapları arasında yapılan karşılaştırmada “21. Yüzyıl Avrupa'sında Tarih Öğretimi üstüne tavsiye kararı (Rec (2001)15)” başlıklı kararın KKTC Ortaokul kitaplarının önsözü ile ayni olduğu, bu derneğin faaliyetlerinde yapılan tavsiyelerin kitaplara aynen aktarıldığı ortaya çıkmıştır.

      Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi tarafından 31 Ekim 2001 tarihinde Bakanlar delegelerinin 771. toplantısında onaylanan “21 Yüzyıl Avrupa’sında Tarih Öğretimi Üstüne Tavsiye Kararı’nın” amaçları ile ilgili elimizdeki 4 sayfadan sadece birkaç paragrafı aktarmak gerçekleri sergilemeye yeterlidir:

      “–– 20. yüzyıl Avrupa’sının tarihini öğretmek ve öğrenmek projesinin:
      ––Tarih öğretiminde hoşgörü ve çoğulcu bir yaklaşım geliştirmede özellikle bireysel araştırma ve analiz yeteneklerinin geliştirilmesiyle somut gelişmeler sağlamayı;

      –––İşbu tavsiye kararının ekinde öne çıkartılan ilkeler konusunda, başta “Yirminci yüzyıl Avrupa’sının tarihini öğrenme ve öğretme” projesi kapsamında hazırlanmış olan öğretim kaynaklarının tümü olmak üzere bunları vurgulayan referans belgelerinin desteğiyle uygun ulusal, bölgesel ve yerel prosedürler yoluyla kendi ülkelerinin ilgili kamu ve özel kurumlarının bilgilendirilmelerini güvence altına almayı;

      –– Sonradan belirlenecek uyarlamalar temelinde devletler arasındaki güven ve hoşgörü ilişkilerinin güçlendirilmesi ve yirmi birinci yüzyılın dayatmalarını karşılayabilmek için tarih öğretimiyle ilintili etkinlikleri sürdürmeyi;”

      Vurdumduymazlığı politika sananlara birkez daha soruyoruz:

      “Güney Kıbrıs Rum Yönetimi, AB üyesi olmasına rağmen ‘21 Yüzyıl Avrupa'sında Tarih Öğretimi Üstüne Tavsiye Kararı’nı ve diğer kararları reddederek uygulamaktan kaçarken; Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Milli Eğitim Bakanlığı, neden Avrupa’nın, Yunanistan’ın ve Güney Kıbrıs Rum Kesimi’nin tarih öğrenimi ve öğretimi ile ilgili bütün kararlarını (KKTC Anayasasına, Kıbrıs Türk Milli Eğitim Yasasına ve Öğretmenler Yasasına aykırı olmasına rağmen) milli yükümlülükler (Tekalif-i Milliye Emirleri) imiş gibi kabul edip uygulamıştır?!


      ÖĞRETMENLER İÇİN KILAVUZ

      Dr Robert Stradling tarafından kaleme alınan “TARİH ÖĞRETİMİNDE ÇOK BAKIŞ AÇILI YAKLAŞIM: ÖĞRETMENLER İÇİN KILAVUZ” Türkçeye çevrilerek bütün tarih öğretmenlerinin yönlendirilmesine gidilmiştir. Bu kılavuzdan da birkaç paragrafı okuyucuların görüşlerine sunmakta yarar vardır:

      “–– Avrupa kimliği bilincinin yerleştirilmesi;
      –– Avrupa toplumunun önündeki önemli sorunlara ortak çözümler aranması;
      –– Amaç Küreselleşen dünya için tarih,(Ulusal tarih yok, çok yönlülüğe gidilerek tarih öğrenimi: hatta örnek verirsek Kadınların Tarihi, Gündelik Yaşam Tarihi v.s.)
      –– Barış Tarihçiliğinde: Irk, kültür, dil ve din çeşitliliğinin egemen olduğu bir dünyada gençleri yaşama hazırlayabilmek ; (Çeşitliliğin olmadığı bir dünya amaçlanıyor, yani yine küresel veya global dünyalı gençler yetiştirme amaçlanıyor).
      –– Avrupa Konseyi, UNESCO, Avrupa Birliği ve Güneydoğu Avrupa İstikrar Paktı gibi tüm uluslararası kuruluşların doğu ve güneydoğu Avrupa’da karşılıklı anlayış ve uzlaşma sağlanmasında tarih eğitiminin oynayabileceği önemli rolü kabul etmeleri doğaldı. Çok yönlülüğün savunucularından Profesör Gita Steiner: ‘Sosyal birlik, barış ve demokrasi, geçmiş, bugün ve gelecek hakkında ortak bir görüşün varolduğunu varsayar’.
      –– 21. yüzyılın tarihinde ÇOK YÖNLÜLÜK şart gibi gösteriliyor.
      –– Çok Yönlülük çoğulcu, birleştirici ve kapsamlı bir yaklaşım yöntemi (Küreselleşme Tarihçiliği veya Sözde Barış Tarihçiliği).
      –– Kişi; İhtilafları, çelişkileri, anlaşmazlıkları, muhalif görüşleri, yarı-gerçekleri ve taraf tutan bakış açılarını, eğilimleri ve önyargıları anlayışla karşılayıp, bunları kabullenmelidir. Öğrencilere bunlar öğretilmelidir.
      (Bu talimatlarla yazılan tarih ne derece tarih özelliğini taşır?! Bu talimatlarla tarihin de olmazsa olmazları ortadan kalkıyor, Tarih, Tarih olmaktan çıkıyor.
      Tarih Öğretiminde ‘Çok Yönlülüğü’ kendi ülkemize indirgersek: Herhangi bir tarihi olayı, Türk bakış açısıyla değil Rum-Yunan bakış açısıyla da yorumlayarak öğretmek zorundayız. Bunun adı da empati göstermek oluyor.)

      –– Çok Yönlülük: Dünyaya bakarken kendi açımızdan başka açıların da var olduğunu ve bu görüşlerin de eşit derecede doğru olabileceğini ve eşit derecede tarafgir olabileceğini kabul etmeye istekli olmak.

      Kendimizi başkalarının yerine koymaya ve dünyayı onların gözüyle görmeye çalışmaya istekli olmak, yani empati göstermek. Tarihi olayları pek çok perspektiften görebilme. (Orta III. Sınıfların kitaplarında AB’nin ve Rum’un istediği gibi empati gösterilerek “Akritas Planı: 1960 Kıbrıs Cumhuriyetinin izleyeceği yolu gösteren plandı” diye yazılmıştır.

      EOKA’nın tarifi için ise tıpkı talimattaki gibi empati gösterilerek: “EOKA: Komünistleri hedef alan bir örgüttü.” denilmiştir. (Muratağa, Sandallar ve Atlılarda 16 günlük, 3 aylık bebekler; 6–4 yaşlarında ve 6 aylık bebek iken banyo küvetinde kurşunlanan (Barbarlık Müzesinde) Nihat İlhan’ın çocukları Murat Kutsi ve Hakan Komünist mi idiler?)

      –– ÇOK YÖNLÜ Tarih Öğretiminde komşu ülkelerdeki meslektaşlarla işbirliğine ve bilgi alışverişine gidilebilmeli.

      –– Haçlıların Müslümanlar hakkında düşünceleri başlığı altındaki örneklerde:
      ‘Müslümanlar Tanrının düşmanı, şeytanın hizmetkârı.’ deniliyor. (J. Riley-Smith, The Atlas of the Crusades, 1991)

      Selahattin Eyyubi kadar başarılı olabilmek için Frenk kanı taşımak gerekir. (S. Lambert, Medieval World, 1991)

      Acı gerçek
      Sorunun en can alıcı noktası AB çalışması olarak öne sürülen ve Rum-Yunan kurumlarınca da subvansiye edilen bu kılavuzluk ve öğretim çabaları değildir, Sorunun en acı gerçeği KKTC eğitim ve öğretimini yönlendirmek sorumluluğunu üstlenmiş olanların, tam bir teslimiyetçilik içine girerek, kendilerine öğütlenen herşeyi, amacına bakılmadan müfredata alarak çocuklarımıza öğretmeye kalkışmış olmalarıdır. Bu çabaları Kıbrıs’ta verilmekte olan varolma mücadelesi ile bağdaştırmanın olanağı yoktur.

      Amaç açıkça görülmekte olup “Rum çocukları milli bilinçlerine tam olarak sahip çıkarken, Türk çocuklarına milli bilinçlerini unutturarak Papadopulos’un BM kürsüsünden itiraf ettiği gibi “OSMOSİS” yolu ile Kıbrıs’taki Türk varlığına son vermektir”. Halen okutulmakta olan tarih kitaplarının içeriği bu gerçeğin sayısız kanıtları ile doludur.



      Uzlaşım Komisyonu ve Tarih Kitapları
      Uzlaşım Komisyonu Kıbrıslı Rumlar ve Kıbrıslı Türkler arasında karşılıklı saygı, anlayış ve hoşgörüyü geliştirmek amacıyla Birleşmiş Milletler tarafından önerilen bir komisyondur.
      Amaçları:
      Uzlaşım Komisyonu Kıbrıslı Rumlar ve Kıbrıslı Türkler arasında karşılıklı saygı, anlayış ve hoşgörüyü geliştirmek çabası içinde aşağıdakileri yapar denmektedir:
      Diyalog: Geçmişle ilgili olarak Kıbrıslı Rumlar ile Kıbrıslı Türkler arasında diyaloğun gelişmesini teşvik eder.

      Tarih: Kıbrıslı Rumlar ve Kıbrıslı Türklerin deneyimlerine ve anlatımlarına dayanarak Kıbrıs Sorunu’nun tarihi hakkında kapsamlı bir rapor hazırlar.

      Okul Ders Kitapları: Federal hükümet ve kurucu devletlere uzlaşımı teşvik eden adımlar için tavsiyelerde bulunur. Bu tavsiyeler arasında, yayınlar ve okul ders kitapları için yönergeler bulunur.

      Resmi Dillerin Öğretilmesi: Orta öğretim öğrencilerine resmi dillerin (Türkçe-Rumca) öğretilmesi konusunda Anayasa’nın gereklerinin uygulanması için tavsiyelerde bulunur. (KKTC Milli Eğitim Bakanlığı bunu da Kabul etmiş ve uygulamaya koymaya çalışmaktadır).

      Resmi Tatiller: Dini olmayan resmi tatillerin kurucu devletler tarafından kutlanmasının çerçevesi hakkında yol gösterici önerilerde bulunur. (Milli Bayramlarımızı kutlamamıza yasak getirmelerine az kalmıştır)

      (Yukarıdaki metinde de görüldüğü gibi tıpkı Avrupa Konseyi’nin yaptığı gibi Birleşmiş Milletler de Kıbrıslı Türkleri çok sevdiklerinden Rumlarla diyaloğun gelişmesi için tarihimizin, okullarımızdaki ders kitaplarımızın, resmi dilimizin, resmi tatillerimizin hatta yakında dinimizin değişmesi için de bir komisyon kurarak, komisyon üyelerini paraya boğarak her arzu ettiklerini bazı edilgen ve işbirlikçilere yaptırarak Kıbrıslı Türklere akıllarınca yardımcı olacaklardır.)

      Rum ve AB ülkeleri tarih kitapları
      BM, AB ve Rum-Yunan Dernekleri Kıbrıslı Türklere yardımcı (!) olurken (Tarihlerine, dillerine, dinlerine hatta resmi tatillerine dil ve el uzatırken hatta bunların ortadan kaldırılması direktifini verirken ) Rumların, Yunanlıların ve Avrupa devletlerinin Türklerle ilgili okullardaki ders kitaplarında neler yazdıklarına ve öğrencilerine neler öğrettiklerine bir göz atalım:

      1. GÜNEY KIBRIS RUM YÖNETİMİ
      Devlet Okullarındaki Ders Kitaplarına Türklerle ilgili neler yazıyor (Kıbrıslı Türkler kitaplarında EOKA’yı, Akritas Soykırım Planını, İfestos’u, Yorgacis’i ve Makarios’u aklamaya çalışırken bakın onlar neler yazmışlar?!):

      a. İlköğretim Okuma Kitabında;

      -“Harap Bir Köy” adlı okuma parçasında, köyün 1974 yılında Türkler tarafından harabeye çevrildiği anlatılmaktadır. Parçada köy halkının her şeyi bırakarak köyü terk ettiği dramatize edilerek resimli bir şekilde anlatılıyor.

      –– Kuzey Kıbrıslı Yunanlılar, Türk Ordusu tarafından evlerini terk etmek ve adanın özgür bölgelerine göç etmek zorunda bırakıldılar.


      –– Parçada; kuzeyde bıraktığı evi ziyarete giden ailenin büyük kızı, dönüşte iki salyangoz getirir. Evin küçük kızı salyangozları görünce gözleri dolar: “Evlerini sırtlarında taşıyorlar, keşke ben de aynısını yapabilseydim.” der.

      –– “Göç” başlıklı yazıda, Lozan Antlaşması (24 Temmuz 1923) çerçevesinde gerçekleştirilen nüfus mübadelesinde Yunanlıların evlerini, topraklarını satıp göç ettikleri konusu trajik bir şekilde anlatılmaktadır.

      –– 1821 ayaklanmasını anlatan yazıda; Sakız Adası’nın Türkler tarafından yerle bir edildiği, köy ve şehirlerin yakıldığı; kadın, çocuk ve ihtiyarların boğazlandığı, genç kızların ise yine Türkler tarafından köle pazarında satıldığı anlatılmaktadır (Tam tersi yapılmasına rağmen).

      –– İzmir’in Türklerin eline geçmesi ve devamında yaşanan nüfus mübadelesinin trajik bir şekilde anlatıldığı yazı; İzmir’in alevler içinde kaldığı, Yunanlı nüfusun canlarını kurtarmak için küçük sandallara dolup denize açıldığı görüntüsü yaratılan bir resimle desteklenmiştir.

      –– Hikâyede EOKA’cı Grivas’ın da lakap olarak aldığı efsanevi Diğenis’in Beşparmaklar ile öyküsü anlatılmaktadır. Beşparmakların ilk çağlardan beri Helenlere ait olduğunu vurgulanmaktadır.

      –– Öykü ilk çağ dönemine ait olmasına rağmen konu Türklere getirilmekte ve Eflâklı bir Yunan çocuğun nöbet yerine giderken Türk-Arap korsanların Kıbrıs’a saldırdıkları ve adanın yeşil kıyılarının kızıl kana bulandığı anlatılmaktadır.

      Nöbetçi çocuğun, arkadaşlarını, kardeşlerini; kılıçlarını kuşanıp Türkler ve Araplara karşı savaşmaya çağırdığı bir kahramanlık öyküsü olarak anlatılmaktadır.

      -“Türk İşgali” adlı şiirde Barış Harekâtı dramatize edilerek anlatılmaktadır.

      b. İlköğretim Din Bilgisi Kitabında;

      –– “Ben Hıristiyan doğdum, Hıristiyanım, Hıristiyan öleceğim.”
      ‘Bu sözlerden sonra Türkler onu zindana attılar ve birkaç gün sonra yaşamı tüyler ürpertici bir şekilde sona erdi.’ Deniyor.

      c. İlköğretim Tarih Kitabında;

      –– ‘Seni, ilk oğluna ağlamak zorunda bıraktığım için ağlama, umutsuzlanma anneciğim.
      Eğer bunca anneler ağlıyorsa bunun suçlusu Türklerdir.’

      ––‘Bana süt içirip büyüttüğün kulübemize bir Türk’ün Efendi olmasına kalbim
      dayanamıyor, tahammül edemiyorum.’
      Bunu sen de biliyorsun anne.

      Bu kitabın tamamı Türk düşmanlığı içermektedir.

      d. İlköğretim Okuma Kitabında;

      –– “Kıbrıs’ta”, “Kıbrıslı Çocuk”, “Vatan” ve “Bölünmüş Vatanımız Hakkında Küçük Çocuğun Merakı” adlı şiirlerde ilkokul çocukları, Kıbrıs’ın bölünmüş olduğu ve yeniden birleşmesi için dileklerde bulundukları, geride (kuzeyde) bıraktıkları yerlere ve evlerine dönmek istedikleri, Türklerin Güzelyurt ve Maraş’ı harabeye çevirdiği gibi konular işlenmektedir.

      e. İlköğretim Coğrafya Kitabında;

      –– “Türkler 1974 Temmuzunda Kıbrıs’a askeri çıkarma yaptılar. 200 bin Rum zorla evlerinden atıldı ve kendi vatanlarında göçmen oldu. Birçoğu Türkiye’deki hapishanelere götürüldü. Bu kişilerden 1619’u halen kayıptır. Bu kişilerin aileleri, yakınlarının akıbetlerinin belirlenmesi için o zamandan itibaren süregelen bir mücadele başlatmışlardır. Türk işgali altında bulunan topraklarda, 1974’te 20 bin mahsur insan kalmıştır. Türkler bu kişileri, yavaş yavaş oradan gitmeye mecbur etmişlerdir. Bu kişilerin sayıları devamlı azalmaktadır. 1994’te bu kişilerin sayısı 900’ü geçmiyordu.”

      –– Parçanın sonunda, parça içerisinde geçen rakamlarla ilgili sorular sorulmaktadır. Örneğin:
      “Kıbrıs’a Türk işgali...... Temmuz’unda yapılmıştır.”

      f. İlköğretim Din Bilgisi Kitabında;

      –– Türk döneminde Kıbrıs Kilisesi’nin varoluş mücadelesi verdiğinden bahsederek Türklere “barbarlar” diye hitap etmektedir. Kıbrıs Kilisesini Nuh’un Gemisi’ne benzetmektedir.

      –– 1821’de Türklerin Rum papazları katlettiği, 1974 Yılında Kıbrıs’ı işgal ettikleri belirtilmektedir.

      g. İlköğretim Sosyal Ahlak Dersi Kitabında;

      –– Karikatürize edilmiş haritada, Kıbrıs; üzerinden kan damlayan dikenli tellerle ikiye bölünmüş ve kuzey tarafının üzerinde Türk bayrağı bulunan bir asker botu ile ezilmekte. Altındaki açıklamada
      “Kıbrıs devletinin toprak bütünlüğü ve bağımsızlığı 1974’teki Türk işgali ile açık bir şekilde ihlal edilmiştir.”

      –– Haritada Kuzey ve Güney sınırları gösteriliyor. Haritanın üstüne “ Unutmuyoruz” diye büyük bir başlık atılmış, altındaki açıklamada ise:

      –– “İşgal Bölgesi % 36,4, 3 bin ölü, 1619 kayıp ve 824 esir.” Denilmiştir.

      h. İlköğretim Din Bilgisi Kitabında;

      –– Türk döneminde sürekli despotluk olduğu, Türklerin Ortodoks kiliselerini camilere çevirdiği, kiliseye acımasız vergiler uyguladıkları, papazların sürgüne gönderildiği ve Türklerin kiliseleri yağma ederek kiliselere saygısızlıkta bulunduklarından bahsedilmektedir. Türklerin Hıristiyanlığa düşman olduğu izlenimi yaratılmaktadır.

      (Hâlbuki bunun tam tersi olduğu, hatta Padişah II Selim’in Kıbrıs’ın fethinden sonra, mezhep kavgaları nedeniyle kapatılan ORTODOKS kilisesini yeniden dirilttiğini ve papazlara haklarının üzerinde ayrıcalıklar verdiğini (Papaz Sofronios’a verilen yetkiler elimizdedir ve 44 maddedir) bütün dünya bilmektedir. Bunu inkâr etmenin adı nankörlüktür).


      Rumların tarih kitaplarında yazılanları böylece irdeledikten sonra Barış Harekâtı’nda görev alan Kurmay Binbaşı Atilla Erdem’in anılarından bir alıntı yapmak istiyorum:

      ––“Kanlısırt’ta işkencelerle öldürülen, gözleri oyulmuş, vücutları usturalarla kesilmiş şehitler, ayaklarından asıldığı ağaçlardan indirilirken, çalılar arasına saklanmış olarak bulunan bir Rum askerinin kılına dahi dokunulmadan toplama yerine gönderildiğini gördüm.

      –– Bellapais’takı kilisenin yanına toplanan 890 kişilik Rum kalabalığı, askerler tarafından öldürüleceklerini zannediyorlardı. Onlara, aralarındaki asker kaçakları dâhil, savaşın kendileri için bitmiş olduğunu, yiyecek içecek alacaklarını, kilisedeki sağlık merkezini, çocuklarına silah sesleri altında açılacak okulu anlatınca sevinçten çılgına döndüklerini gördüm. İki gün sonra çocuklara ders veren bir papazın elindeki okuma kitabında, kalpağı Ayyıldızlı askerin, bir kadını süngülediği resim altında ‘O Mehmet, Eleni’yi kesti’ yazısını gördüm.

      –– Bufavento kalesinde, Kıbrıs Türkünün yok edilmekten kurtarılışını, bayrağımızın dalgalanışını gördüm. Beşparmak¬larda savaşan 3. Tabur Komutanı Turan Erdem, kalenin duvarlarına bir mermer plaket koydu. ‘Biz aldık, siz koruyun.’ Sonra adadan ayrıldık.”

      Kim koruyacak?! Milli bilinci köreltilmiş nesil mi yoksa halen köreltilmeye çalışılan nesil mi koruyacak?!

      “Kıbrıs yabancı askerlerden arındırılsın” dedirtilen nesil mi koruyacak?!

      Lefkoşa askersizleştirilsin diye (meydanı boş bulan) yanlış kişiler tarafından yanlış eğitilen ve kışkırtılarak 10. maddenin anayasadan çıkarılması için pankart açtırılan Akdeniz Gençlik Merkezi, Baraka Kültür Merkezi, BDH Gençlik Komitesi, BKP Gençlik Kolları, Çirkef Dergisi, Isırgan Dergisi, Kıbrıslı (!) Gençlik Platformu, YDÜ-Kıbrıslı (!) Öğrenciler Birliği, YKP Gençlik mi koruyacak?


      Fransız Tarih kitapları
      Kıbrıs Türk çocuklarına tarihin nasıl öğretileceğini dikte ettirenlerden ve AB büyüklerinden
      Fransa’daki ders kitaplarında Türkler ve Türkiye Cumhuriyeti Devleti aleyhinde yer alan bazı iddialar şöyledir.


      a. İlköğretim Tarih – Coğrafya Kitabında;

      –– Fotoğrafın altında “1918'den sonra Osmanlı İmparatorluğu’nda Ermeni yetim ve öksüzleri" ibaresi bulunmaktadır. Fotoğrafta yerlerde çok kötü durumda, yarı çıplak küçük yaşlarda kız ve erkek çocuklar görülmektedir.

      –– Eğitim sistemi itibarıyla ezberden çok, tartışma ve yorum yönteminin uygulandığı bu ülkede, tartışma ve yorum yapmaya müsait bu resimle Osmanlı İmparatorluğu ilişkilendirilerek, sözde Ermeni soykırımı yapıldığı iddia edilmektedir;

      –– Ermeniler kimdir?

      –– Bu çocuklar neden öksüz kalmışlardır?

      –– Osmanlı İmparatorluğu içerisinde ne kadar Ermeni yaşıyordu?

      –– Bunlara ne oldu? Gibi sorularla işlenmektedir.

      –– Savaşta Avrupa'da en az 8 milyon insan ölmüş, milyonlarcası yaralanmış veya sakat kalmıştır ve üstelik savaş 1 milyondan fazla Ermeni'nin göç ettirilmesi ve katledilmesiyle 20'nci yüzyılın ilk soykırımı sonucunu doğurmuştur.

      –– Fotoğrafta, bir bina önünde üç Ermeni din adamı ve önlerinde yerde yatan öldürülmüş insanlar (Kitaba göre Ermeniler) görülmektedir. Fotoğrafın altında "Ermeni katliamı (1919)" yazısı ile "1915'te Türk Hükümetinin aşırı uçtaki kanadınca alınan önlemler, İmparatorluktaki Ermenilerin büyük bir bölümünün yok edilmesine yol açtı. (en az 600 bin ölü)" açıklaması bulunmaktadır.

      –– "Cephede Savaş Dehşeti" isimli konu alt başlığında "Bu savaş esnasında 20'nci yüzyıl, ilk soykırım ile tanışmış oldu. Büyük çoğunluğu Müslüman olan Osmanlı İmparatorluğunda Hıristiyan Ermeniler, Rus saldırılarına destek vermekle suçlandılar. 1,5 milyon Ermeni kadın, çocuk, erkek 1915'te sürgüne gönderildi ve Türk hükümetinin emri ile katledildi" ifadesi yer almaktadır.

      –– Fotoğrafın altında "1915'te Ermeni Katliamı" yazısı ile "Ermenilerin tutuklanma ve sürgüne gönderme kararını kim aldı?" sorusu bulunmaktadır. Söz konusu fotoğrafta ise elleri tüfekli, fesli ve bıyıklı, asker elbisesi giymiş iki kişi ile kafatasları görülmektedir.

      b. İlköğretim Tarih Kitabında;

      –– Altında Ermeni katliamı yazısı bulunan resimde temsili olarak Ermenilerin kadın, erkek, çocuk, bıçakla ve tüfekle katledilmesi gösterilmektedir.

      –– Sayfanın sağ üst köşesindeki haritada Türkiye'nin kuzeydoğusu “Ermenistan” olarak gösterilmiştir.

      –– Resimde Sırpları katleden Türkler gösterilmekte ve altında: "Zorbalıklar başlıyor, Sırp köylülerin Türk çetelerince öldürülmesi" yazısı yer almaktadır.

      –– Kitabın insan hakları ihlallerinin kronolojik olarak gösterildiği sayfasında, 1915 Yılı için "Ermenilerin Türkler tarafından katledilmesi 20'nci Yüzyılın ilk soykırımıdır." ibaresi yer almaktadır.

      –– "Lise 2'nci sınıfta Ermeni sorunu nasıl kavrattırılır?" sorusu yer almakta ve altında "Neden bu seçim?" sorusuna üç maddelik yanıt verilmiş:

      –– 9 Aralık 1948 Soykırım Suçlarının Cezalandırılması Sözleşmesi ile tanımlanan ve 16 Nisan 1984 yılında halkların sürekli mahkemesi tarafından 20’nci Yüzyılın ilk soykırımı olarak kabul edilen soykırıma karşı borç olduğu için,

      –– Milliyetçilik ilkesinin değişime ve büyük güçlerin çıkarlarına karşı daha hafif kaldığını göstermek için,

      –– Soykırım ve savaş suçlarının kabul edilmesindeki güçlüğü göstermek için.

      c. İlköğretim Sosyal Bilgiler Kitabında;

      –– Kitap, PKK/KONGRA-GEL terör örgütünü, Abdullah ÖCALAN’ı, meşru ve masum bir bağımsızlık mücadelesi yapıyor olarak göstermektedir. Bir ortaokul öğrencisinin anlayacağı şekilde basit bir dille yazılmış olan kitabın 36'ncı sayfasında "Türk Hükümeti modern ve liberal olarak görünmek istemektedir. Türkiye, AB’ne aday olmak üzere başvurmuştur. Kanunlarla yönetilen barış içinde bir devlet imajı vermeye çalışmaktadır. Ancak PKK/KONGRA-GEL üyelerini ve Kürt milliyetçilerini öldürmek veya yakalamak için kuvvete başvurmaktadır." denilmektedir.

      d. İlköğretim Coğrafya Kitabında;

      –– Ortadoğu haritası üzerinde, Türkiye'nin güneydoğusu, Kuzey Irak ve İran'ın batısı ile Suriye'nin bazı bölümleri Kürt bölgesi olarak gösterilmiştir.

      –– Ayrıca Şırnak kenti de yüksek çatışma bölgesi olarak belirtilmiştir.



      İngiltere
      İngiltere’de, Türkler ve Türkiye Cumhuriyeti Devleti aleyhinde konular aşağıda sunulmuştur.

      –– Müzenin “Crime Against Humanity” bölümünde “Armenia 1915” başlığı altında Türklerin 1915 yılında Ermenileri nasıl katlettiklerini anlatan bir bölüm vardır. Bu bölümde sözde Ermeni soykırımının nasıl başladığı anlatılmaktadır.

       Müzenin “Crime Against Humanity” bölümünde “The continuing Plight of the Kurts” başlığı altında, Kürtlerin kim olduğu ve Kürtlere karşı yapılanlar yıllara göre ayrı ayrı anlatılmaktadır.




      İtalya
      İtalya’da, Türkler ve Türkiye Cumhuriyeti Devleti aleyhinde konular aşağıda sunulmuştur.

      İlköğretim Coğrafya Kitabında;

      –– Birinci Dünya Savaşı sonunda büyük devletler tarafından Kürt halkına toprak verilmesi sözü tutulmamış ve bunun sonucu olarak Kürt halkı, Türkiye, Suriye, Irak ve İran topraklarına yayılmışlardır.

      –– Şu anda, Türkiye’de yaşayan Kürt halkının nüfusu 15 milyon civarındadır. Türk Devleti, Kürt halkına karşı işgal, yerleşim bölgelerini yok etme, halkı göçe zorlama şeklinde askeri baskı altında uygulamaktadır. Kürt kimliğini yok etmeye çalışarak, Kürtleri, “Dağ Türkleri” olarak çağrılmaya zorlamaktadır.

      Kürtçe konuşulması yasak olup, Kürt çocuklarının eğitimleri yalnızca Türk öğretmenler tarafından yapılmaktadır.

      –– Birleşmiş Milletler ve diğer uluslararası teşkilatlar birçok kez Türkiye’yi ve Kürt halkının yaşadığı diğer ülkeleri, Kürt halkına karşı uygulanan baskı rejimlerinden dolayı suçlamıştır.

      –– Türkiye’nin radikal İslam’a karşı aldığı pozisyondan dolayı ve bulunduğu bölgede denge unsuru olması gibi stratejik konumu vardır. Bu nedenler, Kürt halkına uyguladığı baskıların, uluslararası platformda yeterince sert bir tepki almasını engellemiştir.


      Almanya
      Almanya’daki ders kitaplarında Türkiye aleyhine yer alan konular aşağıdadır:

      a. İlköğretim Yardımcı Yayını Coğrafya Atlasında;

      –– Kuzeydoğu Anadolu Bölgesi “Armanisches Hochland” (Ermeni Dağlık Alanı) olarak gösterilmiş,

      –– Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nin bir kısmı “Kürdistan” olarak gösterilmiş,

      –– Haritanın Kıbrıs’ı gösteren kısmında “Türkiye tarafından işgal edilmiştir.”
      yazmaktadır.

      b. İlköğretim Coğrafya Kitabında;

      –– Bir halk milliyeti için savaşıyor (Kürtler). 5000 yıldır yaşadıkları bölgede Osmanlı ve Perslerin değirmen taşları arasında kalmışlardır. Onların bölgesi Birinci Dünya Savaşı’nda birçok ülkeye paylaştırıldı. O ülkelerden hiçbiri Kürtlere bağımsızlık ya da dil özgürlüğü vermedi. Bölgede petrol olması durumu gerginleştiriyor. Kürtlerin bağımsızlığı hedefleyen tüm girişimleri Türkiye ve Irak tarafından çoğunlukla kanlı bir şekilde bastırılmıştır.

      c. İlköğretim Coğrafya-Çevre Bilgisi Kitabında;

      –– (Kürtler) 16–20 milyonluk bir topluluktur. Türkler bölgeye gelmeden önce de
      burada yaşıyorlardı. Toplam beş bölge ülkesinde yaşayan Kürtler devlet kurma arzusundadırlar. Türkiye ve Irak’ta, askerler ve Kürtler arasında silahlı çatışma olmaktadır. Türk Askerleri aileleri bölmekte, işkence yapmaktadır.

      d. İlköğretim Tarih-Coğrafya Kitabında;

      –– Türkiye’nin Doğu ve Güneydoğu Bölgesindeki bazı iller “Kürdistan”,

      –– Karadeniz Bölgesi’ndeki Canik Dağları “Pontus Gebirge” (Pontus Dağları)
      olarak gösterilmiştir.

      e. İlköğretim Coğrafya Kitabında;

      –– Kuzeydoğu Anadolu Bölgesi “Armanisches Hochland” (Ermeni Dağlık Alanı),
      –– Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nin bir kısmı “Kürdistan” olarak gösterilmiştir.

      –– Kıbrıs’ı gösteren kısmında “Türkiye tarafından işgal edilmiştir.” yazmaktadır.

      f. İlköğretim Coğrafya – Atlas Yardımcı Yayınında;

      –– Haritada Türkiye-İran sınırı Kürdistan olarak gösterilmiştir.

      g. İlköğretim Tarih–Coğrafya Kitabında;

      –– Ermenilerin Rus ordusunu desteklemesinden korkan Osmanlı İmparatorluğu onları göç ettirmeye aşladı. Gerçekten de ulusal bağımsızlığı için mücadele eden Ermeniler vardı.

      –– Göç oldukça kanlıydı; yüz binlerce Ermeni göç yolunda açlık ve yorgunluktan,
      kervanları soyan göçebelerin baskınlarından hayatlarını kaybettiler. Bu halkın ölüme terk edilmesi Talat Paşa Hükümetinin saf Türk ya da saf Müslüman Anadolu oluşturma hedefinin bir işaretiydi.

      h. İlköğretim Tarih–Coğrafya Kitabında;

      –– Ermenilerle ilgili: Türkler tarafından 1914–1918 yılları arasında soykırım yapılmıştır. Sevr’de garanti edilen bağımsız Ermenistan oluşturulamamıştır. Ermenilerin topraklarının büyük kısmı Türkiye’de kalmıştır.

      I. İlköğretim Tarih Kitabında;

      –– Kürtlerle İlgili: Türkiye’de resmi olarak Kürt yoktur, bunun yerine “Dağlı
      Türkler” vardır. Kürdistan Kürtlerin yaşadığı bölgedir. Burası Türkiye, İran, Irak tarafından paylaşılmıştır.

      i. İlköğretim Hayat Bilgisi Kitabında;

      –– Türkiye ile İlgili: Konuşulan resmi dil Türkçe ve Kürtçedir. Yönetim şekli
      1982’den bu yana cumhuriyettir.

      j. İlköğretim Tarih–Coğrafya Kitabında;

      –– Kürtler, Türkiye ve Irak yönetimiyle çatışma içinde ve birçok insanlarını
      kaybetmiş durumdadırlar. Su sorunu çözülmeden bölgedeki Kürt probleminin de çözülmeyeceği ortadadır.

      –– Irak rejiminden kaçan Kürtlerden 6700 kişi Türk sınırında, kirli su ve buna
      bağlı hastalıklardan dolayı öldü.

      –– Haritada: Halen Kürtlerin yaşadıkları bölgeler,

      –– Planlanmış Kürdistan (Sevr’e göre),

      –– Bağımsız Kürdistan Cumhuriyeti (1946–1947) olarak gösterilmiştir.

      k. İlköğretim Sosyal Bilgiler Kitabında;

      –– Türkiye Cumhuriyeti milliyetçilik temelinde kurulmuştur. Ülkede yaşayan herkes kendini Türk hissetmeli ve Türkçe konuşmak zorundadır.

      –– Fakat özellikle Doğu Anadolu’da çeşitli halk grupları geleneksel yapılarını
      koruyarak yaşamaktadır ve Türk Devleti’ni yabancı görmektedirler.

      –– Birinci Dünya Savaşı galipleri Kürtlere kendi devletlerini kurma sözü vermişti.
      80’li yıllarda Kürdistan İşçi Partisi’nin bağımsızlık savaşı şiddetlendi. İki
      cephe arasında kalan Doğu Anadolu halkı bunun acısını çekti.

      –– Türk Ordusu iki binin üzerinde köyü tahrip etti. Türk Ordusu işkencecidir.

      l. İlköğretim Coğrafya Kitabında;

      –– Türkiye, bölgede yürüttüğü proje kapsamında (GAP) 21 baraj, 17 santralle her iki nehrin suyunu kendi ülkesine kullanacak. Birçok insan bu proje kapsamında yurtlarını terk edecek, iklim değişimi hastalıklara yol açacaktır.

      –– Kürtler Türk Hükümetinin baskısı altındadır, uzun zamandır bağımsızlık
      istekleri vardır.

      m. İmla Kılavuzunda;

      –– Eşanlamı Karşılığı

      –– Türken = Vortäuschhen Sahtecilik yapmak, aldatmak.

      n. Sözlükte;

      –– Eşanlamı Karşılığı

      Türk = Manöver, Propaganda, Manevra, abartma.

      –– Werbung türken = Vortäuschhen Sahtecilik yapma, aldatma.

      –– Türken Bauen = Vortäuschhen Sahtecilik yapmak.

      o. İlköğretim Coğrafya Kitabında;

      –– İtalyanlar, Türkler ve Yunanlılar olmasaydı bizim ülkemiz ne yapardı? Kim bizim çöpümüzü toplar, caddelerimizi süpürür; büroları, hastaneleri, devlet dairelerini
      Temizlerdi?

      ö. İlköğretim Sosyal Bilgiler Kitabında;

      –– Türkiye’de İstiklal Marşı sırasında gülmek yasaktır.

      –– Sınıflar çok kalabalık ve öğrencilere temizlik kontrolü (tırnak, mendil) yapılmaktadır.

      –– Öğretmenler öğrencileri dövüyor.

      –– Okullarda ezberci eğitim yapılmaktadır.

      –– Sultan yerine gelen general tek eşlidir; eskiden erkekler dört kadınla evlenebiliyorlardı.
      p. İlköğretim Tarih Kitabında;

      –– Tarih dersi müfredatının “Savaş-Teknik-Sivil Halk” bölümünde, kapsanması mecburi olan konular içerisinde “İnsanlıktan Uzaklaşma” başlığı altında verilen “Savaşlardaki Dejenerasyon, Etnik Ayrımcılık, Toplu Katliam ve Soykırım” konusuna, sözde Küçük Asya’da (Anadolu’da) Ermeni nüfusuna yapılanlar soykırıma örnek olarak gösterilmiştir. Görsel öğrenme metotları olarak da mezarlıklar ve soykırım anıtlarının kullanılabileceği belirtilmiştir.


      Avusturya

      Avusturya’da Türkler ve Türkiye Cumhuriyeti Devleti Aleyhinde tespit edilen hususlar şöyledir:

      –– Avusturya tarihi, Avusturya vatandaşlarının belleklerine belli başlı olaylarla kazınmıştır. Bunlar Ortaçağ koyu Katolik baskısı, büyük yangınlar, savaşlar ve 1529 ile 1683 yıllarında yaşanan Türk kuşatmalarıdır. Türkler; merkezi ve Doğu Avrupa milletlerinde çoğunlukla çocuklarını kaçırıp yeniçeri ocağı için devşiren, eşlerini ve kızlarını kaçırıp hareme hapseden, akınlarla batı istikametine hem karadan, hem deniz ve Tuna Nehri’nden gelip soyup, öldürüp, çalan ve giden insanlar olarak nitelendirilirken, bu ülkelerde anneler pek yakın zamana kadar (ve belki de halen) çocuklarını “Uyumazsan Türkler gelir, seni götürür’’ diye korkutup uyutmaya çalışırken, Avusturya bunlara ek olarak tarihini, Avrupa’yı ve Hıristiyanlığı Türklerden kurtaran bir millet olma çerçevesine oturtmuş bir millettir.

      –– İki Türk kuşatmasının izlerini Avusturya’da her şehir ve kasabada izlemek mümkündür. Bunlara ilişkin sayısız kitap yazılmış ve sanat eseri (efsane, şiir, şarkı, roman, heykel, resim, tiyatro, film) yaratılmıştır. En ücra kasaba, köy kilisesinde dahi bir tabela üzerinde “Türkler … yılında buraya gelmiş ve soymuş, katletmiş, yakmış ve yıkmıştır’’ yazısı görülebilir. Viyana’da pek çok cadde ve meydanın ismi Türklerin adı kullanılarak türetilmiştir. Pek çok bina duvarlarında yarı gömülü (çoğu suni olsa da) yuvarlak taş bilyeler Türk gülleleri olarak turist çekmektedir. Şehir merkezindeki pek çoğu heykelde zafer kazanmış Avusturyalı komutan ayağı altında sarıklı bir Türk başı, yerde sürünen bir yeniçeri ve sancak gibi şeyler görülmektedir.

      –– Pek çok sanat eserinde olduğu gibi askeri tarih müzesinde de Türklerle olan geçmiş yaşatılmaktadır. Burada Türklerden ele geçirilen ganimetlerin yanı sıra, temsili pek çok resme de rastlanmaktadır. Bu resimlerde Türkler sürekli zulmeden kişiler ve düşman modeli olarak hep çok çirkin, uzun bıyıklı, salyalı, iri gözlü olarak resmedilmişlerdir. Tarihinde pek çok milletle savaşmış olan Avusturya için diğer savaştıkları milletler bu kadar söz konusu değilken, Türklere dair geçmişi sürekli canlı tutmak, koyu Katolik olan Avusturya halkının milli benliğine ve dinine bağlılığının bir göstergesi olmuştur.

      –– Alman Orient Enstitüsü Başkanı emekli Yarbay Udo STEİNBACH, Avusturya medyasını Türkler aleyhinde etkilemektedir.

      Ona göre “Asıl sorun Atatürk tarafından yaratılan bu uyduruk Türk milletindedir. Uyduruk bir dil ve kültür. Önce Ermenileri sonra Rumları katlederek uyduruk bir cumhuriyet kurdular. Kürtleri neden tamamen kesmediler, merak ediyorum.” (1998).

      –– Adı geçen kişi halen içinde Türk kelimesi geçen her faaliyette Avusturya ve Almanya başta olmak üzere pek çok ülkede konuk konuşmacı olarak, üstelik Türkler ya da Türk sempatizanı olarak kendini gösterenlerce (örneğin Avusturya-Türk Bilim Derneği) görevlendirilmektedir.


      İsveç

      İsveç’te, Türkler ve Türkiye Cumhuriyeti Devleti aleyhinde saptanan unsurlardan bazıları şöyledir:

      İlköğretim Coğrafya Kitabında;

      –– Haritada Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nin bir kısmı “Kürdistan” olarak gösterilmiştir.

      –– Atlasın Kültür ansiklopedisi bölümünde, çeşitli milletlerin tanıtıldığı kısımda, Kürtlerin hayvancılıkla uğraşan, Türkiye, İran ve Irak’ta yaşayan, baskı altında yaşadıkları iddia edilen Müslüman halk oldukları ifade edilmektedir.



      Danimarka

      Danimarka’da, Türkler ve Türkiye Cumhuriyeti Devleti aleyhinde tespit edilen konulardan örnekler.

      İlköğretim Coğrafya Kitabında;

      –– Sayıları 25 milyona ulaşan Kürtler (13–14 milyonu Türkiye’de), dünyadaki anavatansız halktır. Burada bulunan ve Türk olarak adlandırılan halkın çoğu aslında Kürt’tür.

      –– Türk Devleti Kürt halkının varlığını reddetmektedir. Kürtlerin demokratik hakları kısıtlanmaktadır. Parlamentoya seçilmiş bile olunsa Türkiye’de Kürtçe konuşmak hapis nedenidir.

      –– Türk polisi ve askerinin yargısız tutuklamaları, köyleri harap etmeleri, Kürtleri sürekli tedirginlik içinde yaşamaya itmektedir.

      –– Bölgedeki iç savaşta 37.000 kişi ölmüştür. Ayrıca 2.500 Kürt köyü yıkılarak boşaltılmıştır.

      –– Yapılan baskılar nedeniyle Batı Avrupa’ya gelen yabancıların büyük kısmını Kürtler oluşturmaktadır.

      Kıbrıs Türkleri’nin ‘Barış İçin’ Tarih yazmasını isteyenler ve Tarih Ders Kitaplarımızın içini boşaltanlar önce kendi kitaplarına bakmalıdırlar. Kendi kitaplarındaki Türk düşmanlığını temizledikten sonra Türk toplumuna Kitaplarınızı düzeltin demeye hakları olabilir.


      AB ülkeleri tarih kitaplarında var olan bu iddialara bakıldığında, bize “tarih dersini böyle öğreteceksiniz” diyerek sözde barışçılık, insanlık ve çağdaşlık dersi vermeye kalkışan AB yetkilileri ile içimize saldıkları çömezlerine “Gidin, bize söylediklerinizi önce kendi ülkenizin tarih kitaplarında yapın, sonra bize gelip konuşun” diyerek elimizin tersi ile itelemek dışında yapılabilecek hiçbirşey olmadığını göremeyenlere, AB direktifleri ile tarih kitabı yazmayı tarihçilik ve bilimsellik diye yutturmaya çalışanlara ithaf olunur.

      Yazımızı Ulu önderin iki sözü ile noktalamak istiyorum:

      “Yetişecek çocuklarımıza ve gençlerimize, görecekleri tahsilin hududu ne olursa olsun, en önce ve herşeyden önce, istiklaline, kendi benliğine, milli ananelerine düşman olan bütün unsurlarla mücadele etmek lüzumu öğretilmelidir.” (1922 M. Kemal Atatürk.)


      “Hangi millet vardır ki yabancıların sözleriyle yücelsin. Bunu tarih yazmamıştır.” (Kemal Atatürk.)
    19. taval
      taval
      Türk Dünyası Ortak Tarih Ders Kitabı Nasıl Yazılmalıdır?

      Türk dünyası kavramı geçen asrın son on yılında ülkemiz kamuoyunda gündemde olan kavramlardan birisidir. Türklerin yoğunlukta olduğu yerleri tanımlamak için kullanılan kavramın gündeme gelmesinin temel nedeni 1990’larla beraber Türk dünyasında yaşanan gelişmelerdir (Demircioğlu ve Demircioğlu, 2013). Bu süreçte Orta Asya ve Kafkaslarda Türk soylu devletler bağımsızlıklarını ilan etmişlerdir. Bu gelişmeler özellikle doksanlı yılların başından itibaren Türkiye ve bağımsızlığını yeni kazanan devletler arasında ortak bir kökene ve tarihsel geçmişe dayanan soydaşlık çerçevesince ekonomik, siyasi ve kültürel işbirliğini gündeme getirmiştir. Bu işbirliği çerçevesince Türk soylu toplulukları birbirine daha fazla yakınlaştırmak ve kaynaştırmak için 2009 yılında Azerbaycan, Kazakistan, Kırgızistan ve Türkiye arasında imzalanan Nahçıvan Antlaşması’yla birTürk Konseyi (Türk Dili Konuşan Ülkeler İşbirliği Konseyi) kurulmuştur (Türk Dili Konuşan Ülkeler İşbirliği Konseyi, 2015). Konseyin hedefi, Türk dünyasında her alanda kapsamlı işbirliğinin geliştirilmesidir (Kıdırali, 2015). Nahçıvan Anlaşması’nı imzalayan ülkeler, aralarında geleceğe yönelik iş birliğinin merkezine tarihi bağları, ortak dil, kültür ve gelenekleri koymuşlardır (Kıdırali, 2015). Türk dünyasında aktif işbirliğini esas alan Türk Konseyi farklı coğrafyalarda yaşayan Türk soylu toplulukları bir araya getirebilmenin temel yollarından birinin ortak dil, ortak kültür ve ortak gelenekler olduğunu kabul etmektedir. Bu çerçevede konseyin hedeflerinden birisi de ortak bir tarih ders kitabı hazırlanmasıdır. Ortak tarih ders kitapları aracılığıyla Türk dünyasının ortak değer, norm, simge, sembol ve tarihsel süreç bilgisinin öğrencilere aktarılması amaçlanmıştır. Başka bir deyişle iyi hazırlanmış ortak tarih ders kitapları Türk soylu toplulukların öğrencilerini birbirine yakınlaştıracak ve ortak bir geleceğin inşasında anahtar rol oynayacak oldukça önemli bir araç olarak görülmüştür.

      Türk dünyası ortak tarih ders kitabı hazırlama çalışmalarının geçmişi 1992 yılına kadar inmektedir (Turan, 2015). Kitapla ilgili çalışmalar 1992 yılına kadar inmesine karşın eser günümüze kadar hazırlanamamıştır. Bu eksikliğin giderilebilmesi adına Türk Konseyi’nin son yıllarda faaliyete geçtiğini görmekteyiz. Konseyin koordinatörlüğünde tarih kitabının hazırlanmasıyla ilgili çalışmalara başlanmış ve bu konuda belirli bir mesafe alınmıştır. Kitapla ilgili yapılan hazırlık ve çalışmalar neticesinde eserin Türk dünyasının 15. yüzyıla kadar olan tarihini kapsayacak şekilde oluşturulması kararlaştırılmıştır. Yapılan planlamaya göre kitap, 2016 yılında sekizinci sınıflarda okutulacaktır (Türk Dünyası Ortak Tarih Ders Kitabı Hazır, 2015). Tarih ders kitabıyla ilgili yapılan bu çalışmalara karşın, Türk dünyası ortak tarih ders kitabının hazırlanmasında bir dizi problemle karşılaşılmaktadır. Bu problemlerin başında, Türk dünyasında geçmişteki olayların tamamına yönelik ortak bir tarih anlayışının bulunmaması gelmektedir. Çok farklı coğrafyalarda devlet kurmuş olan Türk soylu toplulukların geçmişten bugüne aralarında yaşanan siyasi ve askerî problemler ortak tarih öğretiminin önündeki önemli sıkıntılarda birisi olarak görülmektedir. Örneğin, Timur Hanlığı-Altınordu, Yavuz-Şah İsmail ve Bayezid-Timur çatışmaları ortak tarih öğretimi ve ders kitabının hazırlanması sürecinde öne çıkan tartışmalı konulardır (Can, 2015). Bu konuların dışında Türk soylu topluluklar arasında geçmişin farklı bir biçimde algılanmasından kaynaklanan başka ihtilaflı konular da bulunmaktadır. Askerî ve politik tarihe dayalı bu konular, ortak tarih ders kitabının yazılmasının önündeki en önemli problemler arasında yer almaktadır. Türk dünyası ortak tarih ders kitabı, çatışmalara yol açmaktan ziyade Türk soylu topluluklardaki öğrencileri birbirine yakınlaştıracak bir tarih bilinci oluşturacak şekilde hazırlanmalıdır. Bunu yapabilmenin yollarından bir tanesi, ders kitabının kronolojik temelli siyasi tarihi merkeze almadan hazırlanmasıdır.

      Bu çalışmanın amacı, Türk dünyasına hitap edecek ortak tarih ders kitabının nasıl yazılabileceği konusunda öneriler getirmektir. Bu çerçevede, ders kitabının genel hedefleri, içeriğin yapılandırılması ve ders kitabında yer alması gereken beceri ve değerlerin neler olması gerektiği konusunda tavsiyelerde bulunulacaktır. Bu öneri ve tavsiyelerin ders kitabını hazırlayacaklara ışık tutabileceği düşünülmektedir.

      Problem:

      Türk dünyası ortak tarih ders kitabı nasıl yazılmalıdır?

      Alt Problemler:
      • Türk dünyası ortak tarih ders kitabının genel hedefleri neler olmalıdır?
      • Türk dünyası ortak tarih ders kitabında içerik bilgisi nasıl yapılandırılmalıdır?
      • Türk dünyası ortak tarih ders kitabının kazandırması gereken beceriler neler olmalıdır?
      • Türk dünyası ortak tarih ders kitabında bulunması gereken ortak değerler neler olmalıdır?

      Yöntem:
      Araştırma nitel bir anlayışla gerçekleştirilmiş olup, veriler ilgili literatürün ışığında araştırma sorularına cevap verecek şekilde elde edilmiştir.

      Bulgular ve Yorum:
      Bu bölümde Türk dünyası ortak tarih ders kitabının dayanması gereken genel hedefler ve kitapta yer alması gereken içerik, beceri ve değerlerin neler olması gerektiği üzerinde durulacaktır.

      Türk Dünyası Ortak Ders Kitabının Genel Hedefleri Neler Olmalıdır?
      Sosyal bilimler alanında yazılan ders kitaplarının hedefleri hazırlandığı toplumun sosyo-ekonomik ve kültürel yapısından bağımsız değildir. Başka bir deyişle ders kitaplarının genel hedefleri okutulacakları toplumun kültürü, beklentileri ve ihtiyaçlarından bağımsız olamaz (Pellens, 1991). Bu çerçevede Türk dünyası ortak tarih ders kitabının genel amaçlarının bir kısmı, Türk dünyasının birlikteliğine hizmet edecek şekilde yapılandırılmalıdır. Türk dünyası birlikteliğini inşa edebilmenin temel unsurlarından birisi de Türk dünyası vatandaşlığıdır. Bu bağlamda ders kitabının dayanacağı hedefler arasında Türk dünyası vatandaşlığını geliştirecek kazanımlara yer verilmelidir. Başka bir deyişle eser, bir yönüyle vatandaşlık aktarımı olarak tarih öğretimini de desteklemelidir. Buna ilaveten, Türk dünyası ortak tarih ders kitabı, Türk dünyası vatandaşlığı bağlamında farklı coğrafyalardaki Türk soylu gençlerde ortak bir tarih bilinci oluşturmalı ve birbirine yakınlaştırmayı hedeflemelidir. Bu çerçevede eser, öğrencilere Türk dünyasının kültürel sürekliliği, ortak kültürel öğeleri ve tarihsel gelişimi hakkında genel bir bakış açısı vermelidir. Bunun dışında kitap, Türk dünyasının ortak değerleri, kültürü, yaşayışı ve evrensel uygarlığa katkıları konusunda da bir bilinç oluşturmalıdır. Ayrıca eser Türk dünyasıyla ilgili temel değerleri kazandırmanın yanında (Demircioğlu ve Demircioğlu, 2014), Türk dünyası birliğinin önemine inanma ve bu konuda faaliyet gösterme bilincini de geliştirmelidir.

      Ders kitabının hedeflerinin bir kısmı ise becerilerle ilgili olmalıdır. Günümüzde özellikle liberal demokrasiyle yönetilen ülkelerde tarih öğretimine yüklenen en temel görevlerden bir tanesi de tarihsel düşünme ve problem çözme becerilerinin öğrencilere kazandırılmasıdır (Wineburg, 2001; Demircioğlu, 2009; Demircioğlu, 2015). Eser, bu iki alandaki becerileri de öğrencilere kazandırmalıdır. Buna ilaveten ders kitabı tarihsel önem, kanıt değerlendirme, değişim ve süreklilik, tarihsel bakış açısı ve ahlaki değerlendirme gibi unsurları (Sexias and Morton, 2013) öğrencilere kazandıracak bir şekilde hazırlanmalıdır.

      Türk Dünyası Ortak Tarih Ders Kitabında İçerik Bilgisi Nasıl Yapılandırılmalıdır?
      Ders kitaplarındaki içeriği değişik şekillerde oluşturmak mümkündür. Farklı ülkelerdeki tarih ders kitapları incelendiği zaman, içeriğin kronolojik ve tema temelli olmak üzere iki şekilde inşa edildiği görülmektedir. Kronolojik temelli ders kitapları daha ziyade siyasi ve askerî olayların geçmişten bugüne sıralanması esasına göre hazırlanmaktadır. Bu tarz içeriğe sahip olan ders kitapları olgu temelli olup, kitapta toplumun önemli olay, başarı, simge ve kahramanları ön plana çıkarılır. Başka bir deyişle bu tür içeriğe sahip eserler aynı zamanda çatışma ve ihtilaf hâlinde bulunulan öteki toplumların başarısızlık ve mağlubiyetleri üzerine inşa edilmektedir. Bu bağlamda Türk soylu, devletler arasında geçmişten bugüne yaşanan çatışma ve anlaşmazlıklardan dolayı, siyasi ve askerî olaylara dayalı kronolojik temelli bir ders kitabının Türk dünyasının tamamına hitap etmesi mümkün görünmemektedir.

      Başka bir deyişle siyasi ve askerî konuları içeren kronolojik temelli bir ders kitabı, Türk dünyasında ortak bir tarih bilinci üretmekten ziyade bazı Türk soylu topluluklar arasında ihtilafa dahi yol açacaktır. Bu noktada yapılması gereken Türk dünyası ortak tarih ders kitabının siyasi ve askerî konulardan ziyade ekonomik, kültürel ve toplumsal yapıyla ilgili temalara dayalı olarak hazırlanmasıdır.

      Ders kitapları içeriğinin yapılandırılmasında takip edilen diğer bir yol ise içeriğin belirli temalar esas alınarak yapılandırılmasıdır. Bu anlayışta içerik belirli temalar üzerinden disiplinlerarası bir anlayışla oluşturulur. Geliştirilen temalar, ekonomi, sosyoloji, antropoloji, siyaset bilimi vb. sosyal bilim dallarının ürettiği bilimsel bilgilerden yararlanılarak yapılandırılır. Ders kitaplarındaki temalar diğer disiplinlerin ortaya koyduğu bilimsel bilgileri kullanarak öğrencilerin geçmişi bütüncül bir anlayışla görmesine zemin hazırlar. Tema temelli ders kitaplarının sağlıklı öğrenmeler ortaya çıkarabilmesi için zengin görsel materyaller ve birinci elden kaynaklarla desteklenmeleri gerekmektedir (Mahmood, Iqbal and Saeed, 2009).

      Tema temelli ders kitaplarında temalarla ilgili kavramlar da yer almalı ve öğrenciler olgudan kavrama ve takiben genellemelere ulaşabilmelidirler. Seçilmiş temalar ışığında olgu, kavram ve genelleme ilişkisini gören öğrenciler daha sağlıklı ve bütüncül öğrenmeler meydana getirebilmektedirler (Martorella, 1996). Bu çerçevede Türk Konseyi’nin hazırlamayı planladığı ders kitabı, Türk dünyasında ortak kabul edilen temalar bağlamında hazırlanabilir. Tema temelli hazırlanabilecek bir ders kitabında yer alabilecek temaların bir kısmı aşağıdaki gibi sıralanabilir;

      • Türk Dünyası
      • Ortak Değerler
      • Spor
      • Ekonomi
      • Tarım
      • Ticaret
      • Eğitim
      • Bilim
      • Eğlence
      • Göç
      • Yerleşme
      • Sağlık
      • Hayvancılık
      • Din
      • Barınma
      • Ulaşım
      • Giyinme
      • Sanat • Aile
      • Günlük Yaşam
      • Türk Dünyası Bilgeleri
      • Dil-Edebiyat-Destanlar
      • Destanlar
      • Ordu
      • Göçebe Yaşam
      • Kültür

      Türk Dünyası Ortak Tarih Ders Kitabında Bulunması Gereken Beceriler Neler Olmalıdır?
      Tarih öğretimi bağlamında geçen asrın son çeyreğinde ön plana çıkan unsurlardan bir tanesi beceri öğretimidir.1970’lerin ortalarından itibaren özelikle İngiltere merkezli olmak üzere tarih öğretiminde becerilerin ön plana çıktığını görmekteyiz (Coltham ve Fines, 1971; Husbands, 1996; Demircioğlu, 1999). Bu süreçte becerilerin ön plana çıkmasındaki temel gerekçe bu ülkede tarih öğretiminin öğrenciye fayda sağlamadığı ve bu dersin olguların ezberlenmesinden öteye bir işlev görmediği yönündeki eleştirilerdir (Price, 1968). Bu eleştiriler neticesinde tarih dersleri için tarihçilerin bilim yapma sürecinde kullandıkları yöntemler esas alınarak araştırma, kanıt elde etme, sorgulama ve değerlendirme gibi ölçülebilir beceriler ortaya konulmuştur (Coltham ve Fines, 1971; Schools Council History 15-16 Project, 1976). Tarih derslerinde öğrencilere kazandırılabilecek beceriler aracılığıyla öğrenciler etkin, üretken ve yaratıcı bireyler olabileceklerdi. Başka bir deyişle gelişmiş ülkelerde tarih öğretimi için geliştirilen ölçülebilir beceriler sayesinde tarih dersleri bu ülkelerde öğrencilere günlük hayatlarında kullanabilecekleri bir dizi beceri sunar hâle getirilmiştir. Tarih öğretiminde öğrencilere kazandırılacak somut becerilerle ilgili çalışmalar teknolojik açıdan gelişmiş dünyada devam etmiş ve tarihsel düşünme becerileri ortaya konmuştur (Demircioğlu, 2009; Sexias and Morton, 2013; Demircioğlu, 2015; Historical Thinking Skills, 2015). Bu beceriler geliştirildikleri toplumlarda ders kitaplarına girmeye başlamıştır. Öğrencilerin bilimsel düşünmelerine katkı sağlayan bu beceriler tarih ders kitaplarına yansıtılmalıdır. Bu bağlamda Türk dünyası ortak tarih ders kitabı tarihsel düşünme becerilerini geliştirecek bir şekilde hazırlanmalıdır. Tarih ders kitabında yer alması gereken tarihsel düşünme becerileri aşağıdaki gibidir (Demircioglu, 2015; Historical Thinking Skills, 2015).

      • Kronolojik Düşünme
      • Tarihsel Kavrama
      • Tarihsel Analiz ve Yorum
      • Tarihsel Araştırma Becerileri
      • Tarihsel Konular, Analiz ve Karar Verme
      Kronolojik Düşünme (Chronological Thinking)
      Tarihsel düşünme becerilerinin ilki olan kronolojik düşünme, geçmişten bugüne tarihlendirmenin nasıl yapıldığı üzerine odaklanmaktadır. Kronolojik düşünme becerisine sahip öğrenciler tarih derslerinde geçmiş, bugün ve gelecek ayrımını yapmanın yanında, tarihlendirmenin de nasıl yapıldığını bilmektedirler. Kronolojik düşünme aynı zamanda öğrencilerde zaman algısı, zamanla ilgili kavramlar olan MÖ, MS, yüzyıl, asır, çeyrek asır, dönem, takvim çeşitleri, takvim vb. kavramları bilme ve kullanmayı da gerekli kılmaktadır (Demircioglu, 2015; Historical Thinking Skills, 2015).
      Tarihsel Kavrama (Historical Comprehension)
      Tarihsel kavrama geçmişin derinlemesine ve her yönüyle öğrenilmesi esasına dayanır. Geçmişin derinlemesine ve farklı yönleriyle öğrenilmesi geçmişe ait olgu, terim, kavram, genelleme ve bunlar arasındaki ilişkileri anlamayı gerektirir (Demircioglu, 2015; Historical Thinking Skills, 2015). Tarihsel kavrama bağlamında Türk dünyası ortak tarih kitabı, ilgili temaların ışığında olgu, kavram ve genellemeler arasındaki ilişkiyi net bir biçimde ortaya koymalı ve geçmişin farklı yönleriyle öğrenilmesine zemin hazırlamalıdır.
      Tarihsel Analiz ve Yorum (Historical Analysis and Interpretation)
      Tarihsel analiz ve yorum geçmişe ait olduğu iddia edilen bilgilerin geçerliliğini, güvenirliliğini test etmeyi gerekli kılan bir eylemdir. Bu aşamada öğrenciler tarihsel materyallerin güvenilir olup olmadığını test ederek bu materyalleri yorumlamalıdırlar. Bunun dışında tarihsel analiz ve yorum, tarihçilerin geçmişe yönelik farklı yorumlamalara neden sahip olduklarını da anlamayı gerekli kılmaktadır (Demircioglu, 2015; Historical Thinking Skills, 2015). Bu çerçevede Türk dünyası ortak tarih ders kitabı öğrencilere içerdiği bilgilerin dayandığı kanıt ve verileri inceleme ve değerlendirme imkânı sunmalıdır. Buna ilaveten, ders kitabındaki içerik ve etkinlikler öğrencileri tarihsel olgu, kavram ve genellemeler arasındaki ilişkiyi görmelerine yardım etmelidir.
      Tarihsel Araştırma Becerileri (Historical Research Skills):
      Tarih derslerinde geçmişi öğrenmenin yollarından birisi de araştırmaya dayalı öğretim faaliyetleridir (Demircioglu, 2015; Historical Thinking Skills, 2015). Bu bağlamda tarih derslerinde araştırmaya dayalı etkinliklere daha fazla yer verilmeli ve öğrenciler bilim adamlarının kullanmış olduğu problem çözme yöntemi kullanılmalıdırlar. Türk dünyası ortak tarih ders kitabının öğrencilerde geliştirmesi gereken bir diğer beceri ise tarihsel araştırma becerileri olmalıdır. Ders kitabında yer alacak etkinlikler öğrencileri problem çözmeye dayalı tarihsel araştırmaya yöneltmelidir.
      Tarihsel Konular, Analiz ve Karar Verme (Historical Issues--Analysis and Decision-Making)
      Tarihçilerin ilgilendiği temel konulardan bir tanesi geçmişte yaşanan olaylardır. Geçmiş, insanoğlunun almış olduğu kararlar neticesinde meydana gelmiştir. Tarihin sağlıklı bir biçimde öğrenilebilmesi için,geçmişte meydana gelen olaylar, nedenleri, sonuçları ve farklı bakış açıları incelenmelidir. Bu çerçevede, geçmişteki insanların problemleri, aldıkları kararlar, bu kararları etkileyen faktörler, alınan kararların sonuçları ders kitaplarında ön plana çıkarılmalıdır (Demircioglu, 2015; Historical Thinking Skills, 2015). Bu bağlamda Türk dünyası ortak tarih ders kitabı ve etkinliklerine tarihsel konular, analiz ve karar vermeye dayalı beceriler de yansıtılmalıdır.
      Türk Dünyası ortak tarih ders kitabında bulunması gereken değerler neler olmalıdır?
      Duyuşsal öğrenme alanı içinde yer alan değerler sağlıklı bireylerin yetiştirilmesinde anahtar niteliğindedirler.Eylem ve davranışlarımızda belirleyici rol oynayan değerler sağlıklı bir toplum oluşturmak için eğitim kurumlarında öğrencilere kazandırılması gereken temel unsurlar arasında yer almaktadır. Eğitim kurumlarımızda değer eğitimini destekleyebilecek temel derslerden bir tanesi tarih dersleridir (Demircioğlu ve Demircioğlu, 2014). Tarih dersleri yapısı gereği özelikle model alma yoluyla öğrenme etkinlikleriyle değer eğitimine destek verebilir. Bu bağlamda ders kitabında Türk dünyasının ürettiği temel değerlere yer verilmelidir. Ders kitabında yer alması gereken değerlerin bir kısmı aşağıdaki gibi sıralanabilir;

      • Birlik
      • Ortak Hareket
      • Cesaret
      • Bilimin Değeri,
      • Özgür Düşünme
      • Yaratıcılık, • Merhamet,
      • Şefkat,
      • Halka Saygı
      • Aceleci Olmama
      • Öfkeye Hâkim Olma
      • Dayanışma
      • Çalışkanlık
      • Kişisel Ahlak,
      • Cömertlik,
      • Alçak Gönüllük,
      • Hoşgörü

      Sonuç ve Öneriler
      Bu çalışma, Türk dünyası ortak tarih ders kitabının nasıl hazırlanması gerektiği konusunda bir dizi öneri içermektedir. Araştırma ilk bölümünde SCCB’nin dağılmasının ardından yaşanan gelişmeler ve Türk Konseyi’nin kurulma süreci hakkında bilgi vermektedir. İkinci olarak, hazırlanacak olan ortak ders kitabının dayanması gereken genel hedefler ve içeriğin nasıl yapılandırılması gerektiği açıklanmıştır. Bu bölümde eserin Türk dünyası gençlerini yakınlaştırma ve birlik anlayışı geliştirmenin yanında, öğrencilerin düşünme becerilerini geliştirecek genel hedefler üzerinde odaklanması gerektiği vurgusu yapılmıştır. Buna ilaveten, ders kitabı içeriğinin politik ve askerî tarih ağırlıklı geleneksel kronolojik anlayışın dışında tema temelli hazırlanması gerektiği önerisi yapılmıştır. Bu çerçevede eserde kullanılabilecek temel temalar hakkında bilgi verilmiştir. Çalışmada üzerinde durulan diğer bir konu ise, Türk dünyası ortak tarih ders kitabında yer alması gereken beceri ve değerlerdir.

      Araştırmada Türk dünyasında var olan ve ders kitabında yer alması gereken temel değerler ortaya konmuştur. Bunun yanında tarih ders kitabında yer alması gereken beceriler hakkında bilgi verilmiştir.

      Bu çalışmaya dayalı olarak aşağıdaki önerileri yapmak mümkündür;

      • Türk dünyası ortak tarih ders kitabının içeriği Türk dünyasında ortak kabul edilen temalara dayalı olarak hazırlanmalıdır.
      • Türk dünyası ortak tarih ders kitabının içeriğinde Türk dünyasının temel değerleri yansıtılmalıdır.
      • Türk dünyası ortak tarih ders kitabı öğrencilerin üst düzey düşünme becerilerini geliştirici ve tarih biliminin yapısını öğrenciye gösterecek şekilde yapılandırılmalıdır.
      • Türk dünyası ortak tarih ders kitabı Türk dünyası vatandaşlığını geliştirecek bir yapıda hazırlanmalıdır.

      Kaynakça
      Can, T. (2015). “Türk Dünyası Ortak Tarih Problemi”, https:// güney turkistan. wordpress. com/ 2011/01/28/turk-dunyasi-ortak-turk-tarihi-problemi/ [Erişim Tarihi: 1042015]
      Coltham, J. B. and Fines, J. (1971). Educational Objectives for the Study of History, London: The Historical Association.
      Demircioğlu, İ. (1999). Educating Secondary School History Teachers in Turkey and England: a comparative approach, published Ph.D. Thesis, The University of Birmingham.
      Demircioğlu, İ. H. (2009). “Tarih Öğretmenlerinin Tarihsel Düşünme Becerilerine Yönelik Görüşleri”, Milli Eğitim, 184, s. 228-239.
      Demircioğlu, E. ve Demircioğlu, İ. H. (2014). “Türk Dünyası Bilgeleri ve Değer Eğitimi”. Türk Dünyası Bilgeler Zirvesi: Gönül Sultanları Buluşması. 26-28 Mayıs 2014. Eskişehir 2013 Türk Dünyası Kültür Başkenti Ajansı (TDKB). Eskişehir, ss.339-343, (Türk Dünyası Bilgeler Zirvesi - Gönül Sultanları Buluşması). [Erişim Tarihi: 1042015]
      Demircioğlu, İ. H. ve Demircioğlu, E. (2013). Çağdaş Türk Dünyası Tarihi Hakkında Tarih Pedagoji Programı Öğrencilerinin Görüşleri, C. Bayram, K. Özçetin ve A. Vurgun (Ed.). Avrasya’da Türk Dili ve Tarihi Eğitimi Sempozyum Bildirileri, (s. 268-278) İstanbul, Şen Yıldız Yayıncılık.
      Demircioğlu, İ. H. (2015). Tarih Öğretiminde Öğrenci Merkezli Yaklaşımlar, 5. Baskı, Ankara, Anı Yayıncılık.
      Historical Thinking Skills (2015). https://www.historians.org/teaching...ing-up-the-project/historical-thinking-skills [Erişim Tarihi: 1042015]
      http://www.turkkon.org/assets/dokuman/MarmaraUniversitesiOrtaktarih.pdf [Erişim Tarihi: 1042015]
      Husbands, C. (1996). What is History Teaching, Buckingham, Open University Press.
      Kıdırali, D. (2015). Türk Dünyasının Ortak Tarih Ders Kitabının Yazılması Projesi Hakkında,http://www.turkkon.org/assets/dokuman/MarmaraUniversitesiOrtaktarih.pdf [Erişim Tarihi: 1042015]
      Mahmood, K, Iqbal, M. Saeed, Z. (2009). Textbook Evaluation Through Quality Indicators: The Case of Pakistan, Bulletin of Education and Research, Vol. 31, No. 2 pp 1-27
      Martorella, P. H. (1996). Teaching Social Studies, New jersey, Merrill.
      Pellen, K. (1991). History: Educational programs. Bulunduğu Eser Lewy, A. (Ed.) International Encyclopedia of Education, (s.743–45). Oxford: Pergamon Press.
      Price, M. (1968). History in Danger, History, 53, s.342-347
      Seixas, P. and Morton, T. (2013). The Big Six Historical Thinking Concepts, Toronto,Nelson.
      Schools Council History 15-16 Project (1976). A New Look at History. Edinburgh: Holmes-McDougall.
      Turan, R. (2015). ‘Türk Dünyası Ortak Tarih Ders Kitabı Meselesi’, Türk Yurdu, sayı 332, s. 62-66.
      Türk Dili Konuşan Ülkeler İşbirliği Konseyi, (2015). Http://Www.turkkon.org/tr-TR/genel_bilgi/1/10= [Erişim Tarihi: 1042015]
      Türk Dünyası Ortak Tarih Ders Kitabı Hazır (2015). Türk dünyasının ortak tarih kitabı hazır - Memurlar.Net [Erişim Tarihi: 1042015]

      Alıntıdır. TÜRK YURDU DERGİSİ
      Türk Dünyası Ortak Tarih Ders Kitabı Nasıl Yazılmalıdır?

      Ekli dosyalar:

      En son bir moderatör tarafından düzenlenmiş: 20 Nisan 2016

    Bu Sayfayı Paylaş

Bu Sayfayı Paylaş