1. Üniversiteye Girişte Yeni Sistem ve Tarih Dersi konusunda görüşlerinizi paylaşır mısınız ? http://www.tarihbilinci.com/konular/universiteye-giriste-yeni-sistem-ve-tarih-dersi.33734/
    Duyuruyu Kapat

Öğretmen Yürektir…

'Belirli Gün ve Haftalar' forumunda munutu tarafından 23 Kasım 2009 tarihinde açılan konu

Bu Sayfayı Paylaş

  1. munutu Usta Üye

    Katılım:
    14 Mart 2009
    Konular:
    520
    Mesaj:
    2,470
    Alınan Beğeniler:
    87
    Ödül Puanları:
    48
    Bu sözü bir seminerde duymuştum ve çok etkilenmiştim. Yürek bedende ne ise öğretmen de toplumda o denli değerli idi. Eğitim ve öğretim, toplumun en önemli meselesiydi. Çünkü öğretmen topluma can veren, hareket katan çocukları ve gençleri yetiştirendi. Yüreğimde yer verdiğim öğretmenlerimi hatırladım, neydi onları yüreğime kazımama sebep diye düşündüm. Ne yapmışlardı da kalbimde yer etmişlerdi?

    Onlar aşkla, insan sevgisiyle yüreği dolu olanlardı ve öğrencilerine ilk öğrettikleri şey de koşulsuz sevmekti. Yaratanı tanıyan ve tanıtanlardı bana. Yaratılanı da yaratandan ötürü seven, Yunus gönüllü insanlardı. Bin kere yaramazlık yapsam, tembellik etsem de başımı okşayan gel diyen geniş yürekli canlardı. Sevmek emek vermekti, fedakârlık yapmaktı, tercih etmekti bazen de affetmekti, hoş görmekti.

    Herkes ayrı bir dünyaydı, bir insanı tanımak yeni bir keşifti. Her insandan öğrenilebilecek şeyler vardı. Değersiz insan yoktu, ondaki değeri göremeyen insan vardı. Hiç kimse bütünüyle kötü ya da iyi değildi. Hayatta siyah beyazın dışında da renkler vardı.
    Hatalarımın benim için bir fırsat olduğunu, her şeyden bir şeyler öğrenebileceğimi bana gösterenlerdi. Mükemmel olmak, yanlış yapmamak değildi, yanlışları doğruya çevirebilmekti.
    Öğretmek için yaşamak gerekirdi, sadece sözle değil halleriyle de ders verenlerdi. Bal yemeden bal yemeyi öğütlemekten utananlardı. Okumadan okutmaya çalışan, kötü alışkanlıklara sahipken sakın siz yapmayın demekten çekinenlerdi.

    Öğretmen, bilginin kıymetini bilendi. Bilgi insanın yitiğiydi, onu aramak insanı değerli kılardı. Her türlü bilgiye aç olan ve bu açlığı da öğrencisine aşılayandı. Öğrenmek çok zevkliydi, öğrenirken ve öğretirken içindeki coşkuyu bize de geçirirdi.

    Öğretmen idealleri olandı. İdealleri için zevklerini, isteklerini erteleyebilen ve hedefleri için yaşayanlardı. Mevlana’nın dediği gibi “ Kişinin değeri aradığı şey kadardı.”
    Öğretmen umut verendi, umut kaynağıydı. Herkesin içinde, uyandırılmayı bekleyen bir devin olduğuna inanandı. Karanlığın en çok bastırdığı zaman, sabahın bize en yakın olduğu andı. İnsanı güçlü kılan pes etmemesi, ümidini kesmemesiydi kendinden, hayatından ve rabbinden. Ne de olsa kışın sonu bahardı.

    Yaşam mükemmeldi aslında doğru bakmasını bilene. Mutluluk şartlara bağlı değildi, o bizim olayları algılamamızla ilgiliydi. Bardağın dolu tarafına bakmasını bilen ve gösterenlerdi.
    Öğretmen öğrencisine hayat yolunda yürümeyi öğretendi. Hayat yolunda düşmemek değildi maharet, hemen toparlanıp ayağa kalkabilmekti ve hayat uzun soluklu bir koşuydu.
    Öğretmen her zaman iyi bir öğrenciydi. Sınavdaki bir öğrenci hassasiyetiyle hayatı yaşayandı. Her anının muhasebesini incelikle yapandı.

    Onlar çok isteseler de her derdimize deva olamadılar ama dertlerle dost olmamızı sağladılar. Acıların bizi büyüttüğünü, güçlü kıldığını öğrettiler.

    Başarılı bir öğretmen olmak öğrencilerinin sınavlarda en yüksek notları alması ya da iyi okullara yerleşmesi değildi. Onların kişilikli, mutlu, ahlaklı ve inançlı bireyler olarak topluma katılmasıydı.
    Burada hayalimdeki öğretmeni anlattım sizlere ya da olmak istediğim kişiyi. Biz de insanız mükemmel değiliz biliyorum ama bu yolda hedefimizi bilmek, tayin etmek ulaşmakta birinci basamak. Her şeyin içini madde ile doldurduğumuz bu günlerde bizim mesleğimizi de parayla ölçenler, değersiz bulanlar var. Peki, bizler, biz öğretmenler mesleğimizin kıymetini biliyor muyuz? Ne kadar önemli olabiliriz bir öğrencinin dünyasında, bunun farkında mıyız? Onun kişiliğinde ne izler bıraktığımızı önemsiyor muyuz? Yoksa kendi gelişimimizi tamamlamadığımız, kendi sorunlarımızı çözemediğimiz için yaralar mı açıyoruz o canların yüreğinde. Onlar belki başka bir anne babanın çocukları ama bize Tanrının emanetleri. Ve aramızdaki bağ çok özel!

    Münib
    Eğitimci
     
    En son bir moderatör tarafından düzenlenmiş: 23 Kasım 2009

Bu Sayfayı Paylaş