• İletilerinizde "teşekkür" ifadeleri yasaktır. Lütfen teşekkür ederim ... vb ifadeler kullanmayınız.Teşekkür etmek istiyorsanız ilgili iletinin altında yer alan "beğen"ebilirsiniz.

Osmanlı Devleti Duraklama Devri-17.Yüzyıl Siyasi Olayları | Ders Notu | Konu Özeti

Tarih Öğretmeni

Sultan
Yönetici
Sultan
Katılım
11 Mar 2009
Mesajlar
7,701
Beğeniler
5,138
Puanları
113
Konum
Yeryüzü
Web sitesi
www.tarihbilinci.com
#1
OSMANLI DEVLETİ DURAKLAMA DEVRİ-17.YÜZYIL SİYASİ OLAYLARI

1579 Sokullu Mehmet Paşa’nın ölümünden 1699 Karlofça antlaşması’na kadar geçen döneme Osmanlı Devleti’nin Duraklama Devri denir.
Bu dönemde toprak kaybı olmamakla birlikte, kayda değer bir toprak kazancı da olmamıştır. Yeni yerler alınmasına rağmen 16. ve 16.yüzyıllardaki ilerleme hızına ulaşılamadı.


DURAKLAMANIN NEDENLERİ

16. yüzyılın ikinci yarısı ve 17. yüzyıllarda Osmanlı Devleti'nin durumuna kısaca bakıldığında devletin sorunlarının iç ve dış nedenlerden kaynaklanmakta olduğu görülür.


İÇ NEDENLER


Devlet idaresinin Merkezi yönetimin bozulması
a) Padişahların iyi yetişmemiş olması ve devlet adamlarının yetersizliği
b) Veraset sisteminin değişmesi ile Şehzadelerin sancaklara gönderilmemesine neden olması, devlet işlerinde yeterli bilgi ve tecrübeye sahip olmadan devletin başına geçmeleri
c) Padişahların tecrübesizliğinden yararlanan saray kadınlarının ve ağalarının devlet yönetiminde etkili olmaları
e) Yeni fethedilen yerlerde düzenli bir sistem kurulamaması
f) Devlet düzeninin bozulması ve kanunların tam olarak uygulanmaması
g) XVII. yüzyıldan itibaren tahta çıkan padişahların devlet işlerine ilgisiz kalmaları ve ordunun başında seferlere çıkmamaları h) Önemli makamların liyakate bakılmadan rüşvet ve iltimas yoluyla dağıtılması
h) Yeniçerilerin ve celali isyanların etkisi


Askeri teşkilatın bozulması

a) III. Murat döneminden itibaren kapıkulu ocaklarına kanunlara aykırı asker alınarak sayılarının artırılması
b) Yeniçerilerin geçim sıkıntısını ileri sürerek askerlik dışında işlerle uğraşmaları
c) Tımar sistemindeki adaletsizlik; Tımarlı ordusunun bozulmasına, Tımarlı sipahilerin sayısının azalmasına, buna karşılık devletin daha fazla maaşlı asker(kapıkulu) almasına sebep olması.
NOT: Bu durum sadece ordunun bozulmasına değil, ekonomik, sosyal ve idari alanda birçok problemin doğmasına sebep olmuştur.
d) İltizam sisteminin yaygınlaşması üzerine tımar sisteminin önemini kaybetmesi ve eyaletlerde asker yetiştirilmemesi
f) Denizcilikle ilgisi olmayan kişilerin donanmanın başına getirilmesi ve donanmaya gereken önemin verilmemesi.
NOT: Girit’in fethinden sonra da donanmaya önem verilmedi
g) Avrupa’da meydana gelen harp teknolojisindeki gelişmelerin takip edilmemesi h) Yeniçeri teşkilatında "OCAK DEVLET İÇİNDİR" ilkesinin yerini "DEVLET OCAK İÇİNDİR" ilkesine bırakmaya başlaması


İlmiyenin(eğitimin) bozulması
a) Osmanlı eğitim sisteminin temelini oluşturan medreselerin çağın gerisinde kalması ve Avrupa’da eğitim alanında meydana gelen yeniliklerin takip edilmemesi
b) Pozitif bilimlerin medreselerin müfredatından çıkarılması
c)Yeni doğmuş çocuklara müderrislik unvanının verilmesi ve beşik uleması diye adlandırılan bir sınıfın ortaya çıkması
NOT: İlmiye sınıfının bozulması, bu sınıfın denetimindeki adalet, eğitim ve belediye işlerinin de bozulmasına yol açmıştır. Kadılar rüşvetsiz iş yapmamaya başlamıştır.


Maliyenin(Ekonomi) bozulması
a) Coğrafi Keşiflerin etkisiyle ticaret yollarının yön değiştirmesi ve gümrük gelirlerinin büyük ölçüde azalması
b) XVII. yüzyılda Avusturya ve İran ile yapılan savaşların yüklü harcamalara yol açması
c) İhracatın azalması, ithalatın artması ve kapitülasyonların giderek Avrupalı devletlerin sömürü aracı haline gelmesi ile gümrük gelirlerinin azalması
d) Sömürgelerden Avrupa’ya yüklü miktarda altın ve gümüşün gelmesi, bu madenlerin bir miktarının Osmanlı ülkesine girmesi ve paranın değerini düşürerek enflasyonu artırması
e) Vergilerin yükseltilmesi üzerine köylerde yaşayan insanların vergilerini ödeyemeyerek tarımsal üretimi bırakmaları
f) Savaşların kaybedilmesi ile alınan vergilerin ve ganimetlerin azalması, bağlı devletlerin vergilerini ödememeleri
g)Saray masraflarının artması
h) Ulufe ve cülusun artması
ı) Avrupalıların Osmanlı piyasasına sürdükleri altın ve gümüşün Osmanlı parasının değer kaybına neden olması



Toplum yapısının bozulması
a) XVII. yüzyılda başta İstanbul olmak üzere büyük şehirlerin nüfusları hızla artması, bu durumun şehirlerde işsizliğe ve güvenliğin bozulmasına neden olması
b) Devletin çok uluslu ve çok dinli bir yapıda olması
NOT: Osmanlı toplumunun değişik din, mezhep ve uluslardan oluşması nedeniyle bu unsurlar merkezi otoritenin bozulmasıyla dağılma eğilimi içine girmişlerdir.
c) Anadolu’da çıkan Celâli isyanlarının halkın devlete olan güvenini sarsması
d) Köyden kentlere yapılan göçlerin etkisi,
e) Rüşvet ve iltimasın yaygınlaşması
f) Yönetim, ekonomi adaletteki bozulmaların Anadolu, Rumeli ve diğer eyaletlerde iç isyanların çıkmasına neden olması.


Eyalet yönetiminin bozulması
Eyaletlere iltimas (kayırma) ya da rüşvetle tayin edilen valiler, kadılar ve diğer görevliler bilgi ve tecrübe bakımından yeterli değillerdi. Bunlar gittikleri yerlerde halkı soyuyorlar, merkeze iyi görünmek için de bol bol hediyeler gönderiyorlardı. Her tarafta eşkiyalar türedi. Geniş ölçüde ayaklanmalar meydana geldi. Halkın can, mal ve namus güvenliğinin kalmaması Osmanlı yönetiminde yeni problemlere neden oluyordu.



DIŞ NEDENLER
  • Devletin doğal sınırlarına ulaşması, güçlü devletlerle komşu olması :(Doğuda İran, Kuzeyde Rusya, Batıda Avusturya). XVII. yüzyılda Osmanlı İmparatorluğu doğal sınırlarına ulaşmıştır. Sınırlarını çöllere, okyanuslara ve güçlü devletlere dayandıran Osmanlı Devleti duraklama sürecine girmiştir.
  • Avrupa da merkezi krallıkların kurulması: (Topun kullanılması, Feodalitenin çözülmesi)
  • Avrupa’da Rönesans ve Reform sonucu bilim ve tekniğin gelişmesi
  • Avrupa’nın coğrafi keşifle zenginleşmesi (Altın ve gümüş Avrupa’yı zenginleştirdi)
  • Avrupa devletlerinin Osmanlı Devleti'ne karşı birlikte hareket etmesi (Haçlı anlayışı).

Coğrafi Keşiflerle zenginleşen ve ekonomilerini güçlendiren Avrupa devletleri, Rönesans ve Reform hareketleriyle düşünce ve bilim hayatında önemli atılımlar yapmıştır. Osmanlı İmparatorluğu Avrupa’daki teknolojik ve bilimsel gelişmelere ayak uyduramamış, Avrupa’nın gerisinde kalmıştır.


17. YÜZYIL İÇ ÇALKANTILAR VE İSYANLAR

Nedeni: Duraklamaya sebep olan iç ve dış nedenlerin etkileri
Hedefi: Yöneticilerin değiştirilmesini sağlamak
1- İstanbul İsyanları: İstanbul isyanları kapıkulu askerlerinin özellikle yeniçeriler ve sipahiler tarafından çıkarılmıştır. Askeri isyanlarda denilen bu isyanlara bazen ulema, halk ve medrese öğrencilerinin de katıldığı görülmüştür.

Nedenleri:
1) Devlet yönetimindeki otorite boşluğundan yararlanan yeniçeri ağaları ve saray kadınlarının yönetimi olumsuz yönde etkilemeleri
2) Kapıkulu (devşirme) sisteminin değişmesi ve Yeniçeri Ocağı’na kanunlara aykırı olarak askerlikle ilgisi olmayan kişilerin alınması ve asker sayısının artması
3) Ekonominin bozulmasından dolayı Kapıkulu askerlerinin maaşlarının zamanında ödenmemesi veya ayarı düşük paralarla ödenmesi
4) Yeniçerilerin cülus bahşişi almak için sık sık padişah değiştirmek istemeleri
5) Devlet yönetiminde etkin olmak isteyen devlet adamlarının yeniçerileri kışkırtması
6) Yeniçeri ve sipahilerin çıkarları doğrultusunda hareket etmeyen padişah ve devlet adamlarını görevden uzaklaştırmak istemeleri
7) Kapıkulu askerlerinin disiplin altında tutulamaması
8) Yeniçerilerin askerlik dışı işlerle uğraşmaları
9) “Ocak devlet içindir “anlayışı yerine “devlet ocak içindir” anlayışı egemen olması.

İstanbul isyanlarının başlangıcı Fatih dönemine kadar uzanır, ilk kez bu dönemde yeniçeriler cülus bahşişi için ayaklandılar, isteklerinin kabul olunması üzerine de bundan sonra her padişah değiştikçe askere, devlet büyüklerine ve memurlara cülus bahşişi vermek bir gelenek hâline geldi.
Yeniçeriler, II. Selim’in padişahlığı sırasında yine cülus bahşişi yüzünden isyan ettiler.


17. Yüzyılda Önemli Bazı Ayaklanmalar

III. Murat döneminde Yeniçerilerin ayaklanarak defterdar ve Beylerbeyi’ni öldürmeleri (1589)
II. Osman’ın Yeniçeri Ocağını kaldırarak Anadolu’dan yeni bir askeri birlik toplamak istemiş, bunu öğrenen yeniçeriler tarafından öldürülmüştür (1622).İlk kez bir Osmanlı padişahı yeniçeriler tarafından öldürülmüştür. İstanbul isyanlarının en önemlisidir.
IV. Murat döneminde saray kadınları ve devlet adamlarının etkisiyle Yeniçerilerin isyan ederek Veziri Azam Hafız Ahmet Paşayı öldürmeleri (1632). IV.Murat daha sonra aldığı sert önlemlerle otoriteyi sağlamıştır.
IV. Mehmet döneminde: Haremağaları ve saray kadınlarının devlet işlerine karışmasına kızan sipahiler ayaklandı. 30 saray görevlisini Sultan Ahmet meydanındaki çınar ağacına asmaları. Bu olaya Vaka-i Vakvakiye (Çınar Olayı) denilmektedir.(1656)
Avusturya savaşı sırasında Yeniçerilerin isyan ederek IV. Mehmet’in yerine II. Süleyman’ı tahta geçirmeleri (1687) .

Sonuçları:
İstanbul isyanları devlet düzeni değiştirmeye olmayıp, şahıslara karşı yapılmıştır.
1) İsyancılar, daima isteklerini yaptırmayı başarmışlar ve Osmanlı merkezi idaresi üzerinde kapıkulu (özellikle yeniçeriler) askerlerinin etkisi artmıştır.
2) İsyancılar, padişah ve devlet adamlarını görevden almışlar, hatta öldürmüşlerdir.
3) İsyanlar devlet otoritesinin zayıflamasına, İstanbul’da asayişin bozulmasına, halkın zor durumda kalmasına, şehirde yangınların çıkmasına ve yağmalamaların yapılmasına neden olmuştur.
4) 17. yüzyılda birbirini izleyen bu isyanlar, devletin huzur ve güveninin bozulmasına, merkezi otoritenin zayıflamasına neden oldu.

2- Celâli (Anadolu ) İsyanları : XVII. yüzyılda Anadolu’da çıkan isyanlara “Celali İsyanları” denilmiştir. Celâlî isyanlarının başlangıcı Yavuz Sultan Selim zamanında Bozoklu Celâl adında bir eşkiya, çevresine topladığı kişilerle devlete karşı ayaklandı. Ayaklanma bastırılmakla beraber, Bozoklu Celâl, halk arasında büyük ün kazandı. Bu olaydan sonra Anadolu'da çıkan isyanlara Celâlî İsyanları denilmiştir.

Sebepleri:
1) Merkezi otoritenin bozulması ve devlet adamlarının yetersizliği.
2) Devşirme kökenli devlet adamlarının Anadolu halkıyla kaynaşamamaları
3) Ekonomik durumun ve para ayarının bozulması
4) Anadolu’da adaletsizliğin yaygınlaşması
5) Dirlik sisteminin bozulması ve dirliklerin dağıtımında haksızlıkların yapılması
6) İltizam sisteminin yaygınlaşması sonucunda sipahilerin dirliklerinin kesilmesi
7) Vergilerin yükseltilmesi ve vergi toplamada adaletsiz davranılması
8) Köylülerin topraklarını terk etmesi
9) XVII. yüzyılda savaşların uzun sürmesi ve yenilgiyle sonuçlanmasından dolayı askerden kaçanların Anadolu’da eşkıyalığa başlaması
10) Kadı ve sancak beylerinin kanunlara aykırı davranarak halkı zor duruma düşürmeleri
11) Osmanlı – İran ve Osmanlı – Avusturya savaşlarının etkisi 12) ) Savaşlar nedeniyle tımarlı sipahilerin orduya katılmaları ile Anadolu’da asker kalmaması
13 ) Haçova Meydan Savaşı’ndan kaçan askerlerin Anadolu’da isyan çıkarmaları


Celâlî İsyanları içinde devleti en çok uğraştıranları; Karayazıcı, Deli Hasan, Canbolatoğlu, Kalenderoğlu, Kör Mahmut, Katırcıoğlu ve Gürcü Nebi isyanlarıdır.
I. Ahmet zamanında, Celâlî İsyanları giderek yaygınlaştı ve tehlikeli olmaya başladı. İsyancılar, Anadolu'nun büyük bir kısmını ele geçirdiler.
1606'da Avusturya Savaşlarının sona ermesi üzerine, Sadrazam Kuyucu Murat Paşa ve Kanije kahramanı Tiryaki Hasan Paşa, Anadolu'da zor kullanarak devlet otoritesini yeniden sağladılar.

Sonuçları:
1) Anadolu’da devlet otoritesi sarsılmıştır.
2) Anadolu’da huzur ve güvenlik bozulmuş, birçok şehir ve kasaba harap olmuştur.
3) Vergiler toplanamamış ve devletin gelirleri azalmıştır.
4) İsyancılardan, askerlerden ve halktan yüz binlerce insan yaşamını yitirdi.
5) Güvenlik nedeniyle köylünün toprağını terk etmesi sonucu üretim azaldı, tarım ve hayvancılık geriledi, bunun sonucu ekonomi bozuldu, devlet gelirleri azaldı.
6) Avusturya ve İran savaşlarında istenilen neticelerin alınmamasına neden oldu.
7) Anadolu Askerlerinden oluşan Tımarlı Sipahiler düzenli ordu özelliğini kaybetmiş ve etkileri azalmıştır.
NOT: İstanbul ve Celali İsyanları’nın dini bir özelliği yoktur. İsyanlar, devlet adamlarına, padişaha, adaletsizliğe karşı olmuş, devlet düzeninin değiştirilmesi amaçlanmamıştır.


3- Eyalet İsyanları

Sebepleri:
1) Devlet otoritesinin zayıflamasıyla eyaletlerdeki yerel yöneticilerin devletten ayrılma istekleri,
2) Eyaletlerdeki devşirme kökenli yöneticilerin olumsuz tutum ve davranışlarına halkın tepki göstermesi
3) Vergilerin devlet denetimi dışında artırılmak istenmesi 4) Bağlı beyliklerin Osmanlı yönetiminden ayrılmak istemeleri
Yerli hanedanların önderliğinde çıkarılan bu isyanların bastırılması sırasında Osmanlı Devleti, zaman zaman Avrupa devletleri ile karşı karşıya gelmiştir.

Devletin uzak illeri olan Yemen, Bağdat, Kırım, Basra ve Trablusgarp’ta çıkan isyanlar sonucu, buralarda âdeta yarı bağımsız yönetimler kurulmuştur.
Yöneticilerin, kendi başlarına hareket etmeleri sonucu çıkardıkları isyanların başlıcaları,
Erzurum Valisi Abaza Mehmet Paşanın ve Sivas Valisi Vardar Ali Paşanın isyanlarıdır.
Devletten ayrılmak amacıyla eyaletlerde çıkan isyanlar ise Eflâk, Boğdan ve Erdel’de çıkmıştır.
NOT: Bu isyanları Fransız ihtilalinden sonra başlayan “Milliyetçilik” hareketleriyle karıştırmamak gerekir. Çünkü bu dönemde MİLLİ DEVLET kurma fikri ortaya çıkmamıştır.

Sonuçları:
1) Merkezden uzak yerlerde çıkan bu isyanlar İstanbul ve Celali isyanları kadar devlet otoritesini sarsmamıştır.
2) Devletin otoritesini sarsan bu isyanlar bastırılmıştır.

İsyanlarda Kesin bir Çözümün Bulunamamasının Nedenleri:

1) İsyanların şiddetle bastırılması
2) Sorunların asıl sebeplerine inilmemesi.



DURAKLAMA DEVRİ SİYASİ OLAYLARI

Duraklama Devrinde Savaştığı Devletler: Osmanlı Devleti 17.yüzyılda Doğuda İran, batıda Lehistan, Venedik, Avusturya; kuzeyde Rusya ile sürekli mücadele içindeydi.
Bu dönemin genel politikası; eldeki toprakları korumak, muhafaza etmektir.



İRAN İLİŞKİLERİ (1577-1639)

Osmanlı Devleti bu dönemde doğuda İran’la karşılaşmıştır. Bundan dolayı doğu siyasetinin temelini İran’la ilişkiler oluşturmuştur. Osmanlı Devleti'yle İran arasında ilk savaş Yavuz Sultan Selim döneminde (1514), ilk resmi antlaşma ise Kanuni döneminde yapılmıştır (1555). Ancak 1577 yılında ilişkiler bozulmuş ve Osmanlı- İran Savaşları yeniden başlamıştır. İlişkiler, bir önceki yüzyılda meydana gelen savaşların devamı niteliğindedir.


Sebepleri:

1) İran’daki taht kavgalarından Osmanlı Devleti’nin yararlanmak istemesi
2) İran’ın Anadolu’da Şiilik propagandası yapması ve İran'ın Sünni Müslümanlar üzerindeki baskısı uygulaması
3) Osmanlı Devleti’nin; İran'ı kuzeyinden kuşatmak, Rusya'nın Kafkasya'daki ilerleyişini durdurmak, Kırım ve Doğu Türk dünyasıyla bağlantı kurmak amacında olması
4) Osmanlı’nın batıda Avusturya ile savaşmasını ve Anadolu’daki Celali isyanlarıyla uğraşmasından yararlanmak istemesi.


I. DÖNEM İRAN SAVAŞLARI (1577 -1590) – III.Murat

Sebepleri: Şah II. İsmail’in Amasya Antlaşmasını bozarak, Anadolu halkını Osmanlılara karşı kışkırtması, 1576'da Şah Tahmasb'ın ölümünden sonra İran'da iç karışıklıkların çıkması üzerine Van Beylerbeyi durumun uygun olduğunu merkeze bildirdi.

Savaş: Bunun üzerine III. Murat, Sokullu Mehmet Paşa'nın karşı çıkmasına rağmen İran'a savaş açtı (1577). Osmanlı Devleti, savaşlarda başarılı olarak Hazar Denizi'ne kadar olan bölgeyi ele geçirdi Şah II. İsmail’in yerine geçen Şah Abbas barış istedi. İki devlet arasında Ferhat Paşa (I. İstanbul) Antlaşması yapıldı (1590): İran; Azerbaycan, Gürcistan, Dağıstan ve Lûristan'ın Osmanlılara ait olduğunu kabul etti.

Önemi:
1) Osmanlı Devleti bu antlaşma ile doğuda en geniş sınırlarına ulaştı.
2) Osmanlıların doğuda topraklarına toprak kattığı en son antlaşmadır.
3) Sınırlarını Hazar Denizine kadar genişletti.4) Hazar Denizi kıyısındaki ipek üretim merkezleri Osmanlı Devleti’nin eline geçti.



II. DÖNEM İRAN SAVAŞLARII (1603 – 1611): I. Ahmet

Sebebi: Osmanlı Devleti’nin Celali isyanları ile uğraşmasından ve Avusturya ile savaşmasından faydalanan İran'ın saldırıya geçerek daha önce kaybettiği yerleri ele geçirmesi.
Sonucu:
Nasuh Paşa (2.İstanbul) Antlaşması İmzalandı. (1611): 1- Osmanlılar Ferhat paşa ile aldıkları toprakları geri verdiler.2- İran 200 deve yükü ipek vermeyi kabul etti.

III. DÖNEM İRAN SAVAŞI (1617 – 1618) (I.Ahmet+I.Mustafa+II.Osman Dönemleri)

II. Osman zamanında İranlılar Nasuhpaşa anlaşmasının şartlarını yerine getirmediler. Osmanlı elçisini tutukladılar. Savaşlar yeniden çıktı. Osmanlı ordusu Revan’ı kuşatınca İran Şahı barış istedi. Serav Anlaşması imzalandı (1618)
Serav Anlaşması imzalandı (1618)

  • Nasuh Paşa Antlaşması’ndaki sınırlar kabul edildi.
  • İran’ın ödediği yılık 200 yük ipek, 100 yüke indirildi.
  • Kars ve Ahıska kaleleri Osmanlılarda kaldı.


IV.DÖNEM İRAN SAVAŞLARI (1622 -1639): IV.Murat

Sebebi: Şah Abbas'ın Şiilik propagandası yapması ve 1624'te Bağdat'ı işgal etmesi
Sonucu: Hüsrev Paşa komutasındaki Osmanlı ordusu Bağdat'ı kuşattı, fakat alamadı. IV. Murat'ın ilk dönemlerinde savaşlar iyi yürütülemedi. İranlılar, Musul ve Kerkük'ü aldılar. IV. Murat, devlet otoritesini ele geçirdikten sonra İran üzerine iki sefer düzenledi:

REVAN SEFERİ (1635): IV. Murat'ın ilk seferidir.

Sebebi: İran'ın Osmanlı topraklarına saldırması ve IV. Murat’ın Anadolu'yu eşkıyalardan temizlemek istemesi.
Sonucu: Revan, Ahıska ve Tebriz alındı.
NOT: IV. Murat bu seferde devlet adamları ve askerler üzerinde otorite kurmak için hata yapanları şiddetle cezalandırmıştır.

BAĞDAT SEFERİ (1638): Sebebi IV. Murat İran sorununa kesin bir çözüm bulmak istemesi, İran'ın Revan'ı geri alması

Sefer : Sefer sırasında Anadolu'daki asiler ve eşkıyalar temizlendi. Bağdat alındı.
Sonucu: İran’ın isteği ile KASR-I ŞİRİN ANTLAŞMASI imzalandı. (1639)
1- Bağdat, Musul ve Diyarbakır Osmanlı Devleti’nde; Azerbaycan ve Revan İran’da kalacak.
2) Zağros Dağları iki devlet arasında sınır olacak.

Önemi:
1) Bu antlaşma ile bugünkü Türkiye-İran sınırı büyük ölçüde belirlenmiştir.
2) Azerbaycan Türkleri ile Anadolu Türkleri arasındaki bağ koptu.
3)Duraklama Devri İran savaşları sona erdi

LEHİSTAN SEFERLERİ (1620-1676)

Lehistan Sokullu Mehmet Paşa’nın sadrazamlığı öneminde Osmanlı himayesine alınmıştır (1575) . III.Murat döneminde ise Osmanlı himayesinden çıkmıştır (1587).

I.DÖNEM: GENÇ (II.) OSMAN'IN HOTİN SEFERİ VE ANTLAŞMASI (1620-21)

Genç Osman, Lehistan'ın (Polonya) Erdel ve Eflak-Boğdan’ın (Romanya) içişlerine karışması üzerine sefer düzenlendi. Hotin kalesi kuşatıldı. Fakat yeniçerilerin disiplinsizliği yüzünden alınamadı. Lehistan barış istedi. HOTİN ANTLAŞMASI yapıldı (1621)

Maddeleri:
1- Lehistan Osmanlı Devleti’nin içişlerine karışmayacak.
2- Hotin Kalesi Osmanlı Devleti’ne verilecek
3- Kanuni dönemindeki sınırlar geçerli olacak
4- İki devlet birbirlerinin topraklarına saldırmayacak.
5- Lehistan Kırıma vergi vermeye devam edecek.

Önemi:
1) Boğdan üzerindeki egemenlik güvenlik altına alındı.
2) Lehistan ile ilk resmi antlaşmadır.
3) II.Osman bu sefer sırasında disiplinsizliğini gördüğü Yeniçeri Ocağı’nı kaldırmaya karar verdi.Ancak yeniçeri isyanı ile öldürülmüştür.

II.DÖNEM: IV. MEHMET'İN SEFERİ VE BUCAŞ ANTLAŞMASI (1672-1674)

Sebep: Lehistan’ın Ukrayna’yı işgali sonucu kaçarak Osmanlı topraklarına sığınan Kazaklara Lehlilerin saldırması. IV.Mehmet ve Köprülü Fazıl Ahmet Paşa birlikte sefere çıktılar.IV. Mehmet'in yönettiği seferde Lehistan topraklarına girildi. Lehistanlılar barış istedi. BUCAŞ ANLAŞMASI imzalandı (1672):
  • Lehistan Podolya bölgesini Osmanlı Devleti’ne verecek.
  • Lehistan Osmanlı Devleti’ne yıllık vergi (22 bin altın) verecek.
  • Ukrayna Osmanlı korumasına alındı.

Lehistan Diyet Meclisi’nin vergi maddesini kabul etmemesi üzerine savaşlar yeniden başladı. Osmanlılar vergiden vazgeçti. Bucaş ikinci defa imzalandı (1676).
Önemi:

1) Bucaş, Osmanlı’nın topraklarına yeni topraklar kattığı son antlaşmadır (Avrupa'da devlete toprak kazandıran en son anlaşmadır).
2) Osmanlı, Batıda (Avrupa’da) en geniş sınırlarına ulaşmıştır.


OSMANLI –VENEDİK SAVAŞLARI (1645- 1669)

Osmanlı- Venedik ilişkisinin temel sebebi denizlerdeki üstünlük mücadelesidir.17.Yüzyılda Osmanlı-Venedik savaşı, Girit adası yüzünden başladı.
Sebepleri:
1) Girit Venediklilerin Akdeniz’deki üssü olması.
2) Girit’in Osmanlıların doğu Akdeniz’deki üstünlüğüne gölge düşürmesi.
3) Osmanlıların Kuzey Afrika ile ilişkilerine engel oluşturuyordu.
4) Girit, Hıristiyan korsanların yatağı durumundaydı.
5) Saraydan kovulan Sümbül Ağa’nın mallarının Malta korsanlarınca yağmalanması ve korsanların bu malları Girit’e satmaları.


Savaş: Osmanlı donanması Sultan İbrahim'in padişahlığı Girit’i kuşattı (1645) ve Hanya Limanı’nı aldı. Ardından Kandiye kalesi kuşatıldı, fakat alınamadı. Kuşatma yıllarca devam etti. Venedikliler de Ege adalarına ve kıyı limanlarına saldırdılar. Venedikliler 1648,1651 ve 1656 yıllarında Çanakkale Boğazını ablukaya aldılar. Venedik Donanması İnebahtı'dan sonra ilk kez Osmanlı Donanmasını Çanakkale'de ağır bir yenilgiye uğrattı (IV. Mehmet Dönemi). Köprülü Mehmet Paşa ablukayı kaldırdı. Girit’e asker ve cephane göndermeyi başardı. IV.Mehmet Döneminde sadrazam olan K.Fazıl Ahmet Paşa’da Girit’i fethetti (1669). Bunun üzerine Venedik ile KANDİYE ANTLAŞMASI imzalandı. Bu antlaşma ile Girit Osmanlıların oldu.
NOT: Avrupalı devletlerin Venedik'e yardım etmesi ve Osmanlı Devleti'nin eski gücünden uzak olması nedeniyle uzun süre ele Girit’i ele geçirememiştir.

Önemi:
1) Denizlerdeki son başarıdır.
2) Girit’in fethi ile Ege adalarının fethi tamamlanmıştır.
3)
Girit’in fethi sonrası donanmaya gereken önem verilmedi.
4) Girit’in fethi ile Akdeniz, Sicilya adasının doğusundan itibaren 19.yüzyıl sonlarına kadar Türk gölü özelliğini korudu.
Osmanlı Devleti’nin Girit’i fethetmesinin uzun sürmesinin nedenleri: Ada’nın iyi savunulması, Osmanlı Devleti’nde iç karışıklıkların olması, Osmanlı Denizliği’nin Avrupa’nın gerisinde kalması.


OSMANLI- RUSYA İLİŞKİLERİ

Rusya’nın Osmanlı himayesindeki Dinyeper Kazakları’na saldırması üzerine IV. Mehmet döneminde Vezir-i Azam Merzifonlu Kara Mustafa Paşa, Ruslara karşı sefer yaparak Cehrin Kalesi'ni aldı (1678). Rusya’nın isteği ile BAHÇE SARAY ANTLAŞMASI (1681) yapıldı:

Özi (Dinyeper) nehri sınır kabul edildi. Kiev Ruslarda, Dinyeper'in sağ tarafı Osmanlılarda kaldı.
Rusya, Kırım Hanlığı'na vergi ödemeyi kabul etti
NOT: Ruslar ile ilk barış antlaşmasıdır.

AVUSTURYA İLİŞKİLERİ (1593-1699)
Duraklama döneminde Osmanlı Devleti'nin en çok savaştığı ülke Avusturya'dır.

I.DÖNEM AVUSTURYA SAVAŞLARI (1593 -1606) (III.Murat, III.Mehmet ve I.Ahmet ): Sebepleri: Avusturya ile 1568 yılında yapılan antlaşma; Avusturya’nın vergi vermemesi, Osmanlı sınırlarına saldırması, Bosna beylerbeyi Telli Hasan Paşa’nın pusuya düşürülerek öldürülmesi (1593) ile bozuldu..

Savaş: Savaşların ilk dönemlerinde Osmanlı orduları başarılı olamadı. Erdel,Eflak ve Boğdan beyleri Avusturya ile işbirliği yaptılar. III. Murat zamanında Osmanlı kuvvetleri SISKA’DA yenildi III. Mehmet, Kanuni'den sonra ilk kez ordunun başında sefere çıktı. Eğri Seferi ile Eğri kalesi alındı. Bu yüzden III. Mehmet'e "Eğri Fatihi" unvanı verildi. Haçova Savaşı (1596) zaferle sonuçlandı.

NOT: Haçova meydan Savaşı Osmanlı tarihinde zaferle sonuçlanan SON büyük meydan savaşıdır. Kanije ve Estergon Kaleleri ele geçirildi (1600). Tiryaki Hasan Paşa, Kanije’yi geri almak isteyen Avusturya ordusuna karşı büyük bir savunma yaptı (1601). Avusturya’nın isteği ile Zitvatoruk Antlaşması yapıldı (1606):

Eğri, Kanije ve Estergon kaleleri Osmanlı Devleti’ne verildi.
Avusturya'nın her yıl ödediği vergi kaldırıldı. Bir defaya mahsus savaş tazminatı alındı.
Avusturya İmparatoru, Osmanlı padişahına protokol bakımından denk kabul edildi.

Önemi:
  • Osmanlı Devleti'nin 1533 İstanbul Antlaşması ile kazandığı Avusturya karşısındaki üstünlüğü ve yaptırım gücü sona erdi.
  • Avusturya, Osmanlı Devleti ile eşit duruma geldi. Böylece Osmanlı Devleti'nin Avrupa ülkeleriyle hukuki eşitliği başladı.
  • Savaşların uzamasında doğuda İran'la savaşların başlaması (160 -1612), içeride Celali isyanlarıyla uğraşılması ve Avusturyalıların hafif ateşli silahlar kullanmaları etkili oldu.
  • Osmanlı Devleti, bir kısım topraklar kazanmışsa da askeri ve malî alanlarda sarsıntıya uğramıştır.
  • Osmanlı Devleti ilk kez bir antlaşma ile savaş tazminatı almıştır.


II.DÖNEM AVUSTURYA SAVAŞLARI (1662 -1664) -(IV.Mehmet )

Erdel Beyi Rakoçi,Eflak ve Boğdan beyleriyle anlaşarak Osmanlı devletine karşı isyan etti. Rakoçi Avusturya’ya sığındı. Rakoçi’nin kışkırtması ile Avusturya Erdel sorununa karıştı. Fazıl Ahmet Paşa sefere çıkarak Uyvar'ı fethetti. Zerinvar’da Avusturya’yı yendi. Avusturya’nın isteği ile Vasvar Antlaşması imzalandı (1664):

Erdel Beyliği (Transilvanya), eskiden olduğu gibi Osmanlı Devleti'ne bağlı olacak. Ancak her iki tarafta askerlerini çekecek.
Uyvar ve Novigrad Osmanlı Devleti'nde, Zerinvar Avusturya'da kalacak.
Avusturya Osmanlı Devleti’ne savaş tazminatı ödeyecek.
NOT: Bu antlaşma ile Duraklama Devrinde Osmanlı Devleti, Avusturya'dan son kez toprak ve savaş tazminatı alınmıştır.


III.DÖNEM İKİNCİ VİYANA KUŞATMASI (1683) (IV.Mehmet )

Nedeni: Avusturya, Vasvar Antlaşması sonrasında Orta Macaristan'da siyasi etkisini artırmak, Macar halkını zorla Katolik yapmak istedi. Ancak Orta Macaristan'ın Protestan halkı buna karşı çıkarak İmre Tökeli liderliğinde Osmanlı Devleti'nden yardım istediler. Osmanlı Devleti yardım isteğini kabul ederek, Avusturya'ya savaş açtı (1683).

Savaş: Avusturya’ya karşı seferin hedefi Yanıkkale'nin alınması olmasına rağmen Merzifonlu Kara Mustafa Paşa, Viyana üzerine yürüdü. Ona göre Viyana şehri alındığı takdirde Osmanlı eski gücüne kavuşacaktı. Avusturya İmparatoru şehri terk ederek Avrupa'dan yardım istedi. Merzifonlu, şehrin tahrip olmasını önlemek ve teslim olmasını sağlamak için kuşatmayı uzattı (60 gün). Kuşatmanın uzaması üzerine Lehistan ve Alman kuvvetleri yardıma geldi. Kırım Hanı,bu kuvvetlerin Tuna’yı geçmesi önlemedi. Osmanlı Ordusu iki ateş arasında kalınca "Viyana Bozgunu" denilen olay gerçekleşti ve ordu Belgrat’a geri çekilmek zorunda kaldı.

İkinci Viyana Kuşatması’nın Başarısız Olmasının Sebepleri
1) Kuşatma için gerekli topların götürülmemesi
2) Viyana önlerine gelmeden önce, geride kalan Avusturya kalelerinin alınmaması,
3) Merzifonlu Kara Mustafa Paşa'nın, şehrin kendiliğinden teslim olmasını beklemesi
4) Avrupalı devletlerin Viyana'nın yardımına gelmeleri
5) Kırım Hanı’nın Alman ve Lehistan kuvvetlerinin Tuna’yı geçmesini engellememesi
6) Şehrin güçlü surlarla çevrilmiş olması
7) Devletteki iç çekişmelerin orduya yansıması etkili olmuştur
.

Yenilginin Sonuçları
1) Merzifonlu idam edildi. Fazıl Mustafa Paşa sadrazamlığa getirildi.
2) II.Viyana Kuşatması,Avrupa’yı telaşa düşüren son sefer oldu.Avrupa’dan geri çekilme süreci başladı. Osmanlı Devleti savunmaya çekildi ve bu gerileyiş 1683'ten 1921 Sakarya Savaşı'na kadar sürdü. 3)Papa’nın girişimiyle Osmanlı Devleti’ne karşı Avusturya, Lehistan, Venedik, Malta ve Rusya devletlerinin oluşturduğu “Kutsal İttifak” kuruldu.



KUTSAL İTTİFAK İLE SAVAŞ (Malta, Avusturya, Lehistan, Venedik, Rusya) (1683 - 1699)

Kutsal İttifakı kuran Avrupa devletleri Türkler'i Avrupa'dan atmak için saldırıya geçtiler. Avusturya, Macaristan ve Erdel’e,Lehistan Podolya ve Boğdan’a, Venedik Mora ve Dalmaçya kıyılarına, Rusya ise Azak çercesine saldırdı.Malta ise ittifakı denizden destekledi.Kutsal İttifak'la yapılan savaşlar 16 yıl sürdü (1683 - 1699). Tüm cephelerde yenilgi alındı. Bu sırada merkezde çıkan isyanla IV. Mehmet tahttan indirildi; II.Süleyman padişah oldu. Daha sonra II.Ahmet tahta geçti. Salankamen Savaşı kaybedildi. II.Mustafa sefere çıktı. Zenta yenilgisinden sonra İngiltere ve Felemenk (Hollanda) elçilerinin arabuluculuğu ile barış yapıldı.


KARLOFÇA ANTLAŞMASI (1699) : Avusturya, Venedik ve Lehistan
Avusturya’ya: Banat yaylası ve Temeşvar ili hariç tüm Macaristan (Erdel dahil)
Venedik’e: Dalmaçya kıyıları ile Mora Yarımadası
Lehistan’a: Podolya ve Ukrayna verildi. Ödediği vergi kaldırıldı.
Antlaşma 25 yıl süre ile yürürlükte kalacak ve Avusturya'nın garantisi altında olacaktı.

Önemi:

1) İlk kez uluslararası bir antlaşmada Osmanlı toprakları paylaşıldı.
2) Osmanlı Devleti Gerileme Dönemi'ne girdi
3) Osmanlı ilk kez büyük toprak kaybına uğradı.
4) Lehistan Bucaş ile kaybettiği yerleri geri aldı.
5) Osmanlı’nın Avrupa’daki üstünlüğü sona erdi.
6) Savaşların uzun sürmesi ekonomiyi daha da zayıflattı. 6)Batı karşısındaki II. Kosova Savaşı ile kazanılan asker üstünlük sona erdi. Osmanlı taarruzdan savunma durumuna geçerken Avrupalı devletler saldırıya geçtiler.
7) Osmanlı’nın Avrupa karşısında askeri gücünün zayıfladığı ortaya çıktı.
8) Osmanlı Devleti kaybettiği toprakları geri almak için 18.yüzyılda Avusturya, Rusya, Venedik ile savaşlar yapmıştır.

Karlofça'da ateşkes yapılan Rusya ile barış antlaşması, bir yıl sonra İstanbul'da imzalandı.


İSTANBUL ANTLAŞMASI (1700) :
1- Azak Kalesi Rusya'ya verildi.
2- Rusya, İstanbul'da sürekli elçi bulundurabilecekti.
3- Ruslar, Dinyeper çevresinde işgal ettikleri kaleleri Osmanlılara bıraktı.
4- Ruslar Serbestçe Kudüs’ü ziyaret edebilecek.


Önemi:

1) Rusya Azak Kalesi’ni almakla ilk kez Karadeniz’e inme imkanı elde etti.
2) Azak’ın elden çıkması Kırım Tatarlarını Rus tehdidi altına soktu.
4) Osmanlı Devleti ilk kez Rusya'ya toprak ve ayrıcalık vermiştir.
5) Rusya’ya tanınan ayrıcalıklar,Rusya’nın Ortodoks Hıristiyanlar üzerindeki nüfuzunu artırmak üzere çalışmalara başlamasına zemin hazırladı.



NOTLAR
:
Kutsal İttifak ile sefere çıkan II. Mustafa Ordunun başında sefer çıkan son Osmanlı padişahıdır.
Rusya Kutsal İttifak ile ilk kez uluslararası bir platformda yer almıştır.
Osmanlı Devleti kaybettiği toprakları geri alma siyaseti gütmeye başlamıştır.
 
Üst Alt