• Kaynak menüsünden dosya indirebilmek istiyorsanız lütfen forum kullanım bilgisini okuyunuz

Osmanlı’dan Cumhuriyet’e Tarih Dersi Müfredatı

ayyıldız

Veziri Azam
Yönetici
Vezir-i Azam
Katılım
11 Mar 2009
Mesajlar
3,465
Beğeniler
247
Puanları
63
#1
Osmanlı’dan Cumhuriyet’e Tarih Dersi Müfredatı

"Osmanlı'dan Cumhuriyet'e Tarih Dersi Müfredatı" başlıklı araştırma yazısı Toplumsal Tarih Dergisi'nin Nisan 2002 baskısından alıntıdır.

Osmanlı’dan Cumhuriyet’e Tarih Dersi Müfredatı
Osmanlı Devleti'nin geleneksel okul sisteminde tarih dersi diye ayrı bir ders yoktu. Tarih adına yalnızca Peygamber'in ve İslam büyüklerinin hayat hikâyeleri (siyer-i nebi) anlatılırdı.Tarih bir ders olarak ilk kez Tanzimat reformlarından sonra okul programlarına girdi. 1869 Maarif-i Umumiye Nizamnamesi ile ilk düzenli okul müfredatı hazırlanırken, tarih dersi bu müfredatın bir parçası olarak kabul edilmişti. Fransız liselerini örnek alan bu müfredat -hiçbir zaman tam anlamıyla hayata geçirilemese de- dönemin yöneticilerinin genelde eğitime, özelde tarih eğitimine bakışını göstermesi açısından önemlidir. Batıyı -o sıralarda Türkiye'de Batı denildiğinde ilk akla gelen Fransa'yı- aynen örnek almak, Nizamnamenin uygulanamamasında, kısa bir süre sonra tahta geçen II. Abdülhamit'in rolü büyüktür.1 II. Abdülhamit dönemi tarih müfredatlarına bakıldığında, müfredatın çok büyük bir bölümünü Osmanlı ve İslam tarihinin kapladığı görülür. Öğrenci ilkokul ve ortaokulda yalnızca Osmanlı ve İslam tarihi öğrenirdi. Dünya tarihine ancak lisenin son yıllarında yer verilmiştir. Diğer yandan, müfredatta yer alan bu tarih derslerinin tam anlamıyla nasıl okutulduğu konusunda da soru işaretleri vardır. Okul yılları II. Abdülhamit yıllarına rastlayan bazı kişilerin anılarına bakıldığında, bu dönemde tarih derslerinin özellikle ihmal edildiğine dair bir izlenim edinilir.2

1908 Devriminin Getirdikleri
1908 Jön Türk devrimiyle başlayan II. Meşrutiyet döneminin tarih müfredatında yaptığı en önemli değişiklik, dünya tarihinin -ki büyük oranda Avrupa tarihini içeriyordu- ağırlığını artırmış olmasıdır. O zamana kadar müfredat programlarında toplam sekiz saat olarak görünen dünya tarihi, on bir saate çıkarılmıştır. Ayrıca ilkokul programlarına da ilk kez dünya tarihi konuları alınmıştır.3 Jön Türk devriminin liberal ve evrenselci dünya görüşünün tarih eğitimine de yansımış olduğunu söylemek yanlış olmaz. II. Meşrutiyet'le birlikte tarih eğitiminin işlevine dönük yeni görüşler de ortaya çıkmıştır. Örneğin, dönemin en önemli tarih ders kitabı yazarı Ali Reşat'a göre. tarih eğitiminin işlevi, eğitim basamaklarına göre üçe ayırılabilirdi: İlkokulda pedagojik, ortaokulda siyasi ve lisede bilimsel işlev. İlkokulda öğrenci, tarih dersi sayesinde, hiç görmediği dünyaları hayal ederek kendi dar çevresi dışına çıkabilir; ayrıca neden-sonuç ilişkileri kurmayı öğrenerek anlama yeteneğini geliştirir. Ortaokulda öğrenci insanlığın nasıl vahşi bir dünyadan uygar bir dünyaya geçtiğini, ortaçağda tiranların elinde tutsak olan halkların nasıl özgürlük ve egemenliklerini kazandıklarını öğrenerek siyasi bilincini geliştirir. Liseye gelen öğrenci için ise artık tarih sadece hakikatlere dayanan bir bilimdir. Burada öğrenci sosyolojik olguları, insanlığın devrimlerinin ve ilerlemelerinin nedenlerini öğrenir. Ali Reşat'ta evrensel ilerleme inancı o derece güçlüdür ki, herhangi bir siyasi güç, hatta herhangi bir ülke lehine yazılan ve öğretilen tarihi reddeder.4

1915 tarihli bir müfredat programından II. Meşrutiyet'in sonlarına doğru tarih eğitiminin içeriğinin yeniden değişikliğe uğradığını anlıyoruz.5 Bu programda göze çarpan ilk değişiklikler, genel olarak tarih ders sayısının (artık tarih dersi ilkokul ikinci sınıftan itibaren her yıl okutulmaktadır) ve özel olarak da bu dersler içinde Türk ve İslam tarihinin oranının artmasıdır. Bu durum özellikle ilkokul için geçerlidir. O yıllarda bir şekilde eğitim olanağı bulan insanların çok büyük bölümünün yalnızca ilkokulu okuyabildikleri düşünülürse önemli bir değişiklikle karşı karşıya olduğumuz söylenebilir. Artık Osmanlı Devleti, vatandaşlarının kendilerini her şeyden önce Türk ve Müslüman hissetmelerini istiyor, küçük bir azınlığın Avrupa'dan ve dünyadan haberdar olmasını ve evrensel değerleri benimseme ihtimalini yeterli görüyordu. Bu değişiklikte o zamana dek hep örnek alınan belli başlı Avrupa devletleriyle savaş halinde olmanın bir etkisi var mıydı? Ya da bundan da önce artık İttihat ve Terakki Partisi'nin büyük ölçüde benimsediği Türkçülüğün rolü mü daha önemliydi? Bunu saptamak zor; ancak, şurası kesin: Osmanlı Devleti I. Dünya Savaşı'ndan yenilgiyle çıktığında, diğer bir deyişle fiilen son bulduğunda, okullarındaki tarih derslerinin içeriğinde Türk ve İslam tarihinin oranı artmıştı. II. Meşrutiyet'te dünya tarihi lehine değişen denge bu kez Türk-İslam tarihi lehine değişmişti.

1922 yılına kadar Türkiye'de tarih eğitimi 1915 programına göre yürütüldü. Bu tarihte ise hem İstanbul hükümeti hem de Ankara hükümeti yeni müfredat programları yürürlüğe koydu.6 İstanbul hükümetinin yeni programına bakıldığında 1915 öncesine dönüş çabası gözlenir. Buna karşın bu programda da Türkçülüğün izlerini görmek mümkündür. Beşinci sınıfta Osmanlı tarihine Türklerin kökeni ve İslam öncesi Türk hükümetleri ile başlanması ya da Osmanlılar yerine "Osmanlı Türkleri" ifadesinin kullanılması buna örnektir. Ankara'nın programı İstanbulunkine göre 1915 müfredatına daha yakındır; ancak, Türk tarihine vurgu ondan çok daha fazladır, İslamiyet öncesi Türklerle ilgili bölümler daha ayrıntılıdır. Bu programda göze çarpan en önemli yenilik, ilk kez başlangıcından şimdiki zamana kesintisiz bir biçimde gelen bir Türk tarihi anlayışının ortaya çıkmasıdır. Ayrıca Cengiz, Timur, Babür gibi tarihsel kişilikler artık Moğol değil Türk olarak anlatılmaktadır.

Cumhuriyet’in İlk Müfredatı
Türkiye Cumhuriyeti'nin ilk müfredat programı 1924 tarihlidir ve 1926 ve 1927 yıllarındaki küçük değişikliklerle 1930'lu yılların başında tarih eğitimi "Türk tarih tezi"ne göre yeniden biçimlendirilene kadar yürürlükte kalmıştır. Yapılan değişikliklerle birlikte bu programlara bakıldığında, değişen siyasi koşulların yansımalarını görmek mümkündür. Özellikle ilköğretim programları oldukça politize edilmiştir. Amaç öncelikle yeni rejimi, yani cumhuriyeti sevdirmektir. Bu yüzden eski rejim, yani padişahlık eleştirilir. Diğer bir amaç öğrenciye güçlü bir milli bilinç kazandırmaktır. Dolayısıyla, Türk tarihinin oranı özellikle ilköğretim düzeyinde artırılır (1926 ve 1927'de yapıldığını söylediğimiz değişikliklerin temel amacı da budur). Türk tarihinin ağırlığı artırılırken İslam tarihinin ağırlığı azalır. İslam tarihi hâlâ vardır ama artık İslam tarihi olmaktan çok bir Arap tarihi olarak ve daha siyasi bir bakışla ele alınmaktadır; Dört Halife-Emevi-Abbasi klasik dönemlendirmesine "İslam’da cumhuriyet-İslam’da mutlakıyet" dönemlendirmesi eklenmektedir. Cumhuriyetçilik ve milliyetçiliğin 1920'lerin tarih programlarına damgasını vurduğunu söyleyebiliriz. Ancak, en milliyetçi noktalarında bile, Cumhuriyet'in bu ilk programları evrensel ilerleme perspektifini korurlar. Birincisi, ilköğretimden sonra, özellikle de lise düzeyinde dünya tarihinin muazzam bir ağırlığı vardır. İkincisi, hem milli hem de evrensel tarih ilerlemeci bir tarih anlayışı ile ele alınmaya çalışılmaktadır. II. Meşrutiyet'te Ali Reşat'ın öngördüğü gibi, tarih ilkel toplumlardan modern toplumlara doğru evrilen bir çizgi halinde düşünülmektedir.

Diğer taraftan, 1930'lann başında formüle edilecek "Türk tarih tezi"nin habercisi bazı işaretleri de bu programlara göre yazılmış ders kitaplarında bulmak mümkündür. Örneğin Ahmet Refik'in 1926 tarihli Türkiye Tarihi kitabında Altay Dağları'ndan göç eden bazı Türklerin iran'dan geçerek Mezopotamya'ya geldiklerini, burada Elam ve Sümer devletlerini kurduklarını, hatta bir kısmının da Anadolu'ya girerek Hitit devletini meydana getirdiklerini okumaktayız.7 1924 müfredatından bir yıl önce basılan ve Fuad Köprülü imzalı bir ders kitabında da, biraz daha bilimsellik kokan bir tonda da olsa, benzer ifadelere yer verilmektedir. Köprülü'nün yazdıklarına göre, binlerce yıl önce Orta Asya'da meydana gelen Türk göçlerinin nedenleri kesin olarak bilinmese de Asur uygarlığının temellerini atan Sümerlerin ve üç bin yıl önce Anadolu'da bağımsız bir devlet kuran Kumanların Türk kökenli oldukları neredeyse kesindir.

Orta Asya-Anadolu çizgisinde bir milli tarih sürekliliği, İslamiyet öncesi Orta Asya göçebe bozkır konfederasyonlarının müfredata girmesiyle daha Meşrutiyet döneminde kurulmuş gibiydi. Oysa Anadolu'nun 1071 öncesi tarihi, ilkçağ uygarlıkları ve Bizans olarak hâlâ milli tarihin dışında kalıyordu. Ahmet Refik'in ya da Köprülü'nün kitaplarında satır aralarında görülen ifadeler, bu durumdan duyulan rahatsızlığı gösteriyor. 1930'ların başında bu rahatsızlık resmi bir boyut kazanacak ve Türk tarih tezi olarak müfredata da girecektir; ancak, bu tez tarih eğitiminin içeriğinde çok önemli değişikliklere yol açmayacaktır. 1930'ların müfredatına bakıldığında tarih öncesi ve ilkçağ konularının başlarında ifadesini bulan tez eski içerikle birlikte var olacaktır. İlkçağ Sümer uygarlığının Türkler tarafından kurulduğu söylendikten sonra Sümerler eskiden anlatıldığı biçimiyle anlatılmaya devam edecektir. Aynı durum diğer ilkçağ uygarlıkları için de geçerlidir. Ne Avrupa ve dünya tarihinin müfredattaki payı azalacak, ne de Türk ya da İslam tarihininki artacaktır. Cumhuriyetin başındaki milli ama aynı zamanda evrenselci, ilerlemeci perspektif korunacaktır. Tarih eğitiminin içeriğinde asıl önemli değişim Türk tarih teziyle değil, çok daha sonra Türk-lslam sentezi teziyle ortaya çıkacaktır.

1976 ve 83, yani Milliyetçi Cephe ve 12 Eylül müfredatlarının Türk-lslam sentezci çizgisi yaşanacak, doğrultusunda "Bize kendi tarihimizi okutmuyorlar, Türk genci Roma ve Yunan medeniyetini öğreniyor" çığlıkları arasında, müfredatta Türk ve islam olmayan neredeyse hiçbir şey bırakılmayacak, 1993'te hazırlatılan müfredat da bu dengelerde önemli bir değişim yaratmayacaktır.

Hayrettin Kaya, tarih öğretmeni
1 H. Âli Yücel, Türkiye'de Ortaöğretim, Devlet Basımevi, İstanbul, 1938, s. 228.
2 Seraceddin, "Biz Nasıl Yetiştik?", Tedrisat Mecmuası, Mayıs 1919, n. 2/45, s. 96.
3 H. Âli Yücel, age, 1938, s. 155
4 Ali Reşat, "Mekteplerde Tarih Dersi", Tedrisat Mecmuası, n. 20, 10 Mayıs 1912, s. 50-55.
5 Mekatib-i Sultaniye Ders Programı, Matbaa-i Amire, İstanbul 1331 (1915).
6 Mekatib-i Sultaniye Ders Programı, Matbaa-i Amire, istanbul, 1338 (1922); ilk, Orta Tedrisat Mektebleri Müfredat Programı, Ankara, 1338 (1922).
7 Ahmet Refik, Türkiye Tarihi, İstanbul, 1926.
 
Üst Alt