• Kaynak menüsünden dosya indirebilmek istiyorsanız lütfen forum kullanım bilgisini okuyunuz

Şu an hangi kitabı okuyorsunuz?

kristal

Veliaht
Veliaht
Katılım
12 Mar 2009
Mesajlar
2,998
Beğeniler
70
Puanları
48
#2
padişahlar da ağlar kanuni

vakit bulup da bir bitirebilsem..
 

ayyıldız

Veziri Azam
Yönetici
Vezir-i Azam
Katılım
11 Mar 2009
Mesajlar
3,452
Beğeniler
220
Puanları
63
#3
Falih Rıfkı Atay

Zeytindağı
 
Moderatör tarafında düzenlendi:

Aslı

Usta Üye
Katılım
11 Mar 2009
Mesajlar
10,584
Beğeniler
393
Puanları
83
#4
İlber Ortaylı, Osmanlı Sarayında Hayat​
:read:
 

bal

Vezir
Yönetici
Vezir
Katılım
14 Mar 2009
Mesajlar
633
Beğeniler
6
Puanları
18
#5
Ahmet Yüksel Özemre
Galatasaray-ı Mekteb-i Sultanisinde Sekiz Yılım
 

tarihiasa

Kalfa Üye
Katılım
28 Eyl 2009
Mesajlar
70
Beğeniler
0
Puanları
0
#6
Nevzat Tarhan , İnanç Psikolojisi ( Ruh,Beyin ve Akıl Üçgeninde İnsanoğlu ) ,Timaş Yayınları
 

munutu

Usta Üye
Katılım
14 Mar 2009
Mesajlar
2,470
Beğeniler
114
Puanları
63
#7


Roman, müzayededen alınan elyazması bir kitabın hikâyesi olarak başlıyor. Okurlar, bu elyazması kitabın açtığı kapıdan içeri giriyor, bir devre adını veren lalenin izinde İskender Pala'nın yarattığı etkileyici ve büyüleyici bir atmosferin içinde yol alıyor.

İstanbul bu romanda, karmaşası, heyecanı, isyanları, kalabalığı ile lalelere bürünüyor. Öyle ki lale sadece bir çiçek değil, bir yaşayış tarzı, estetik bir tavır, kültürel ve tarihsel bir birikim olarak İstanbul'u, hatta tüm Osmanlı'yı çevreliyor. İstanbul, doğal tüm güzelliklerinin, mimari şaheserlerinin tarihî debdebesi ile beraber lalezarlara, lale yarışlarına, lale şiirlerine bezeniyor; lalelerin şehri, renklerin şehri, yaprakların şehri haline dönüşüyor.

İskender Pala, Katre-i Matem'de usta kalemiyle lalelere bezediği İstanbul'da kavuşup doyulamayan, kavuşulamayıp yakan aşkların elemli ve Osmanlı hallerini de tüm ıstırap ve coşkularıyla anlatıyor. Sevdiğini, aşklarının ilk gecesinde kaybeden Şahin'in macerasını anlatan roman, bu kaybın ardındaki esrarı çözmek için külhanlara, tomruklara, lalezarlara ve hatta Osmanlı sarayına kadar gidiyor. İşte bu yolculuk, okuru hiç ummadığı yerlerde hiç ummadığı maceralarla karşılaştırıyor.

Cinayetlerin gölgesiyle giderek gizemli bir hal alan olaylar Lale Devrine nihayet veren Patrona Halil İsyanının yakıcı siyasal çalkantılarıyla birlikte çözülmeye başlıyor.

Kalemimi hokkaya bandırdığım şu anda –ki Nevşehirli Damat İbrahim Paşa'yı canından; Sultan III. Ahmet'i de tahtından eden cehennemden nişan Eylül İhtilali'nin üzerinden henüz iki hafta geçti- şahit olduğum olayları yazıp yazmamakta kararsız sayılırım.

Bilemiyorum. Yazmak gerektiğini düşündüğüm şeyler bir bakıma devlete ait sırları ifşa etmek gibi bir ihanetin ağırlığını da vicdanıma yükleyecek. Öte yandan Şark'ın kutsal çiçeği laleye dair yorumlarda bulunacak ve belki şükufeciyan esnafını gücendirmiş de olacağım.

Ama birisi çıkıp yiğit Şehzade Ahmet'i, aşağılık isyancıların yaptıklarını, cennete benzeyen İstanbul'u ve Sadabat'ın laleye kattığı zarafeti anlatmazsa bu dahi tarihe ve şehre haksızlık sayılır
.​
 

nefset

Acemi Üye
Katılım
12 Mar 2009
Mesajlar
42
Beğeniler
16
Puanları
8
#8
Türkiye'de Geri Kalmışlığın Tarihi- İsmail Cem ve Türk Tarih Tezinden Türk -İslam Sentezine- Etienne COPEAUX.... İkisini birden götürüyorum. İkisi de çok iyi kitaplar tavsiye ediyorum...
 

hukumferma

Acemi Üye
Katılım
21 Eyl 2009
Mesajlar
11
Beğeniler
1
Puanları
3
Yaş
41
#17
Erhan AFYONCU ''Osmanlı İmparatorluğu'nda Askeri İsyanlar ve Darbeler''
 

nurdamla

Usta Üye
Katılım
16 Mar 2009
Mesajlar
437
Beğeniler
287
Puanları
63
Konum
kayseri
#18
en son okuduklarım,Katre-i matem,Kayıp Gül,okumak için aldıklarım,Kurtlarla Dans I,II,Muhafız,daha sonra inşallah Bu müslümanlar o dincilere benzemiyor,İki Darbe Arası ve diğerleri olacak inşallah.
 

munutu

Usta Üye
Katılım
14 Mar 2009
Mesajlar
2,470
Beğeniler
114
Puanları
63
#19
Moğol İstilası - H. Ahmet ÖZDEMİR

Moğol istilâsı, Dünya tarihinin gelmiş geçmiş en büyük istilâ hareketlerinden birisi sayılır. Bu istilânın İslam topraklarına ilişkin kısmı, İslâm Tarihi'nin son derece önemli ve en ilgi çeken olaylarındandır. Moğol istilâsını sadece Cengiz devrine tahsis etmek yanlış olur. Cengiz'in ölümünden çeyrek asır sonra torunlarından Hülâgû tarafından gerçekleştirilen ve Cengiz devrinde istilâ edilen toprakların yeniden işgali anlamına gelmekle birlikte, aynı zamanda Bağdat'ın zapt edilmesinin, Abbâsîler gibi uzun soluklu bir hanedanla, meydana çıktıkları andan itibaren Müslüman camia arasında korku salan marjinal bir grup olan İsmâilîlerin tarihe gömülmesinin, söz konusu Moğol istîlâsının ikinci ayağını teşkil ettiği veya ilkinin mütemmimi mahiyetinde olduğu hatırdan çıkarılmamalıdır.

Maalesef bu sahada müstakil bir çalışma yapılmamıştır. İşte bu eserde Moğolların İslam topraklarını istila ettikleri her iki devir ayrı ayrı ele alınmaktadır. Belki sadece bir devrin istilâsı bile başlı başına yeterli iken her iki devrin bir arada incelenmeye çalışılmasının sebebi, Moğolların tarih sahnesine çıkışlarından İslâm ülkelerine doğru yürüyüşlerini başlatan etkenlere, Hârizmşâhlar Devleti'ni yıkışlarından, bu devletin zengin şehirlerini yerle bir edişlerine ve Moğolistan'a çekildikten çeyrek asır sonra istilâyı yeniden başlatıp Abbâsî Devleti'ni tarihten silerek Bağdat'ı ele geçirişlerine kadarki olaylara belli bir uyum içinde, istilâ hareketinin seyrinde kopukluğa meydan vermeden bütün halinde bakma isteğidir.
Eser iki bölümden oluşmaktadır. Cengiz Devri Moğol İstilâsı'nı ele alan birinci bölümde, Moğolların tarih sahnesine çıkışları, nasıl bir millet oldukları, yaşadıkları çevre, iklim ve hayat şartları, Cengiz'in ataları, çocukluğu, yetişmesi ve bozkırın bağrında sağa sola dağılmış durumdaki bölük pörçük Moğol kabilelerini buyruğu altında toplayışı, onlara itibarlarını iade edişi, Tatarların ve diğer bozkır boylarının karşısında ezilmekten kurtarışı, kurultayda han seçilmesi ve ardından çevresinde kümelenen bu insanları, sistemli, planlı biçimde yağma ve çapul yapma, servet elde etme gibi amaçlar etrafında birleştirerek dünyanın o zamandan bu zamana tanıdığı en yıkıcı, en acımasız ve amansız istilalarından birini, belki de en başta gelenini başlatışı incelenmektedir. O, bütün bunları yaparken
efsanevi bir kişilik ve kimlikten ve yine efsanevi bazı söylentilerden yararlanmıştır. Fakat onun fevkalade dirayetli ve otoriter bir şahsiyet, katı kurallara bağlı bir siyasi ve kurnaz bir yönetici olmasının başarısındaki payını unutmamak gerekir. Seyhun havzasını, Maveraünnehir bölgesini ve Harizm ülkesini bünyesinde barındıran İslam âlemi, göz kamaştırıcı zenginliğinin yanı sıra iç ve dış çekişmelerin girdabına boğulmuş yapısıyla seçilmiş millet inancına ve dünya devleti düşüncesine sahip Moğollara ve Cengiz'e adeta istilâ davetiyesi çıkarmıştır.

Hülâgü Devri Moğol İstilâsı'na yer verilen ikinci bölümde ise Ögedey, Güyük ve Mengü devirlerinde Moğol İslâm âlemi ilişkilerinin seyrine temas edilmiş, Mengü'nün genişleme isteği, İsmaililerle ve Abbasi Halifesi ile ilgili istihbaratlar üzerine harekete geçişi incelenmiş, Hülâgü İstilâsı'nın başlangıcı, hazırlık dönemi, yolculuk sırasında meydana gelen olaylar irdelenmiş, İsmâilîlerin ortadan kaldırılışı anlatılmıştır. Halife Müsta'sım'la Hülâgü'nun yazışmaları, Abbâsî Devleti'ndeki mezhep çatışmaları, bunun saraya yansıması, Bağdat'ın kuşatılması, şehrin düşüşü, Müsta'sım'ın teslimi ve öldürülmesi de yine ikinci bölümün konuları arasındadır. Bu bölümün dikkat çekici iki konusu ise, istilânın arkasında yer aldığı iddia edilen Hıristiyan tahriki ile Bağdat kütüphanelerinin Moğollarca yok edilmesi meselesidir.

Eser, İslam tarihinin hakkında çok konuşulan fakat henüz yeterince aydınlatılmamış bir kesitini ana kaynaklar ışığında, bilimsel araştırmaları da ihmal etmeksizin sunmaya çalışmaktadır.
 
Üst Alt