• Kaynak menüsünden dosya indirebilmek istiyorsanız lütfen forum kullanım bilgisini okuyunuz

Tarih ve Yorum Ders Notu

Yorgun

Veziri Azam
Yönetici
Vezir-i Azam
Katılım
13 Mar 2009
Mesajlar
13,959
Beğeniler
15,984
Puanları
113
Web sitesi
www.tarihsinifi.com
#1
1.6. TARİH VE YORUM

TARTIŞALIM Tarihî bilgiler öğrenilirken nelere dikkat edilmelidir? Tartışınız.

Tarih, millî kimliğin inşası ve değerlerin aktarımı için bir araçtır. Aile içinde yapılan sohbetlerden, okuldaki derslerden, televizyonda izlenilen programlardan, kitap, dergi ve gazetelerden tarihle ilgili pek çok şey öğrenilir. Kitaplarda, televizyonlarda, sinemalarda, Genel Ağ'da tarihle ilgili pek çok konu ve bilgi bulunabilir. Tarih dediğimiz zaman aslında iki farklı şeyden bahsetmiş oluruz: Birincisi geçmişte yaşanılanlardır ve bunlar tarihin olgular kısmıdır. İkincisi ise tarihçinin kanıtlara dayalı olarak geçmişi sorgulamasıdır ki burada tarihin içindeki yorum kısmı ortaya çıkar. Karşılaşılan tarihî bilgiler ya geçmişte yaşanılanların olduğu gibi aktarılması ya da tarihçinin olaylara kendi yorumunu katarak yansıtmasıdır.


ÖRNEK METİN

"Osmanlı Hanedanı'nın kapısında o vezir oluncaya kadar padişahın yüce eşiğine gelen ulemâya ve dervişlere padişahtan sadaka verilirdi. Kimisine sof, kimine çuha, kimine akça verirlerdi. Hemen ki Rum Mehmet geldi, vezir oldu, bu sadaka kesildi. Rum Mehmet Paşa son derecede akıllıydı ancak aklını Türklere ve devlete ihanet olarak kullanıyordu. Rum şeytanı Mehmet Paşa, İstanbul'un acısını almak isterdi. Görevlerini yaptı ama sonu çok kötü oldu (Atsız, 1992, s.169'dan düzenlenmiştir)."


Âşık Paşazade'nin, Fatih Sultan Mehmet Dönemi'nde vezir olan Rum Mehmet Paşa ile ilgili olarak yazdığı bu ifadelerde geçmişte yaşanan olay ve olguların yanında, Âşık Paşazade'ye ait yorumlar da bulunmaktadır. Tarihî kaynaklardaki bilgiler, bilimsel bilgi olmayabilir. Bunun yanında tarihçiler, eserlerine birtakım yorumlar katabilir. Böylece tarihte, bilgi ve olguların yanında yorumlar da yerini almış olur. Bu yüzden tarihçi, geçmişin aynası değil aynayı tutan kişi olarak karşımıza çıkar. Tarihçinin fikirleri, zihniyeti, hayata bakış açısı gibi durumlar ve kullandığı kaynağın güvenilirliği aynanın büyüyüp küçülmesinde etkilidir.

Tarihçi, bir kimyacı bir fizikçi ya da bir biyolog gibi olayları dışarıdan gözlemleyemez. Çünkü tarihî olaylar geçmişte kalmıştır, benzersizdir ve tekrar etmeyen olaylardır. Tarihçi geçmiş olay ve olguları ele alırken kendi değer yargılarından uzak değildir. Tarihçinin bakış açısını siyasi, sosyal, dinî, millî, kültürel ve yaşadığı çevresel unsurlar etkiler ve biçimlendirir. Buradan da anlaşılacağı gibi tarihçi eserini oluştururken; inançlarını, duygu ve düşüncelerini, dünya görüşünü eserlerine yansıtabilir. Bu yüzden bir tarihçi araştırmalarında ne kadar çok ve çeşitli kaynak kullanırsa gerçeğe o kadar yaklaşmış olacaktır.

XIII. yüzyılın sonlarında Söğüt ve çevresinde kurulmuş olan Osmanlı Uç Beyliği'nin, kısa sürede Devlet-i Âliyye (Görsel 1.27) hâline gelmesi Türk tarihinin olduğu kadar dünya tarihinin de ilgi çekici konularından birisi olmuştur. Dört yüz çadırdan oluşan bir aşiretin tesis ettiği küçük bir uç beyliğinin kısa sürede büyümesi ve yüzyıllar boyunca bir hanedan tarafından yönetilmesi dünya tarihinde özel bir yere sahiptir. Osmanlıların kuruluşu, yerli ve yabancı pek çok tarihçinin dikkatini çekmiş ve XX. yüzyılın ilk yıllarından itibaren bu konuyla ilgili pek çok tartışma yapılmıştır.

Aşağıdaki metinlerde "Osmanlı Devleti'nin Kuruluşu" ile ilgili farklı düşünceler ve kaynaklarda yapılan değerlendirmeler verilmiştir.


1. Kaynak

M. F. Köprülü'ye (Görsel 1.28) göre Türklerin etnik özelliklerinin arkasında yüzlerce yıllık bir "Türk teşkilat kültürü" vardır. O, XIII ve XIV. yüzyıl Anadolusu'nun sosyo-kültürel durumunu, Osmanlı Devleti'nin kuruluşundaki en önemli etken olarak görmüştür. Müslüman Türk toplumu içindeki meslekî ve dinî zümreler ile bunların oluşturduğu kültürel ortam devletin kuruluşunda etkilidir. Zira Anadolu Müslüman-Türk toplumunun maddi ve manevi dinamikleri, Osmanlı Devleti'ni besleyecek derecede gelişmiştir. XIII. yüzyılda Anadolu'nun batısına doğru meydana gelen nüfus hareketliliği bu dinamikleri etkin hâle getirmiştir (Köprülü, 1999'dan düzenlenmiştir).



2. Kaynak

H. A. Gibbons'a (H.A. Gibıns) göre Osmanlılar Anadolu'nun en uzak köşesine yerleştikleri için doğudan göçlerle gelen Türklerle temasa geçme fırsatları olmamıştır. Osmanlılar, Anadolu'ya geldikten sonra Müslümanlığı kabul etmişlerdir. Bizans sınırları yönünde genişleyen bu küçük grup, din değiştirme ve evlilikler yoluyla büyük kısmı Rumlardan oluşan yerli halk ile karışmıştır. Bunun sonucunda da tarih sahnesine Osmanlı adıyla yeni bir ırk çıkmıştır. Bu yolla Osman Bey'in 400 çadırlık aşiretinin yaklaşık on kat arttığını belirten Gibbons, Osmanlıların büyük bir güç olmasında doğudan gelen unsurların değil Rumlardan Osmanlılara sığınanların ve din değiştirenlerin önemli rol oynadığını söyler. Dolayısıyla Gibbons, Osmanlıları meydana getiren gücün Asya kökenli değil, tamamen Avrupa kökenli unsurlar olduğunu iddia eder (Gibbons, 1998'den düzenlenmiştir).



3. Kaynak

P. Wittek'e (P. Vitek) göre Osmanlı Devleti'nin ihtişamlı yükselişinin gerçek nedeni, İslam mücahitleri (gaziler) olan Türk göçebelerinin varlığıdır. Osmanlı Devleti'ni tarih sahnesine çıkaran dinamik ideolojik faktör, gazadır (Wittek, 2013'ten düzenlenmiştir).

Yukarıdaki metinlerden hareketle tarihsel olayların değerlendirilmesinde nelere dikkat etmeliyiz?

Günümüzde tarih bilimine insanların ilgisi artarak devam etmektedir. Yerli ve yabancı yazarların tarihî romanları, son zamanlarda "çok satanlar" listelerinde yer almaktadır. Ayrıca tarihî konuları işleyen belgeseller, açık oturumlar, tartışma programları, televizyon dizileri ilgiyle takip edilmektedir. Böylelikle başta yazılı-görsel medya olmak üzere, popüler tarih bilgileri giderek artmaktadır.


TARTIŞALIM Okunan, duyulan veya izlenen her tarihî bilgi doğru mudur? Neden?

Tarih araştırmalarında olaylar doğrudan doğruya gözlemlenemediği için tarihçi olayların ardında bıraktığı kanıt ve belgeleri kullanır. Kanıtların değerlendirilmesinde ise tarih, çeşitli bilimlerden faydalanır. Yeni bulunan kanıt ve belgelerle de tarihî bilgiler değişebilir.

Araştırmalar sonucunda bulunacak her yeni bilgi ve belge, mevcut bilgileri tamamlayabilir, daha anlaşılır hâle getirebilir veya tamamen değiştirebilir.

Şanlıurfa'nın kuzeydoğusunda bir dağ sırtında yer alan Göbeklitepe arkeolojik alanı, bilinen insanlık tarihini değiştiren önemli arkeolojik alanlardan birisidir. Dünya arkeoloji camiasının yeni gözbebeği 12 bin yıllık Göbeklitepe Tapınağı, bu zamana kadarki birçok kanıyı değiştirmiştir. İnsanlığın ilk tapınağı olarak kabul edilen Göbeklitepe, bugüne kadar bilinen Malta Adası'ndaki tapınaklardan 7500 yıl daha öncesine aittir.
 
Üst Alt