Tarihçi Prof. Karpat'tan Araplara karşı

'Tarih Haberleri' forumunda Ece tarafından 26 Mayıs 2009 tarihinde açılan konu

By Ece on 26 Mayıs 2009 19:15
  1. Ece Sultan Sultan

    Katılım:
    11 Mart 2009
    Konular:
    5,029
    Mesaj:
    14,123
    Alınan Beğeniler:
    19
    Ödül Puanları:
    0
    Tarihçi Prof. Karpat'tan Araplara karşı

    Tarihçi Prof. Dr. Kemal Karpat, bugün İslam dünyasına karşı batıda belirli olumsuz tavırlar alındığını belirterek, Türkiye ile birlikte Arap ülkelerine çağrıda bulundu.
    [​IMG]
    26 Mayıs 2009 18:56

    Tarihçi Prof. Dr. Kemal Karpat, ''İslam'ı kabul eden, Müslüman olan ülkeleri küçük görmek hatta kötü isimler altında tanıtmak alıp yürümüştür. Bunları önlemek, gerçeği anlatmak, hem bizim hem Arapların müşterek vazifesidir'' dedi.
    Marmara Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü ile Orta Doğu ve Afrika Araştırmacılar Derneği'nce düzenlenen ''Uluslararası Osmanlı Dönemi Arap Coğrafyası ve Türk-Arap İlişkileri'' sempozyumunun açılış konferansını veren Karpat, Türk kavimleri ile Arapların ilk buluşmasının İslamiyet'in doğuşundan sonra olduğunu belirtti.
    Arap, Türk ve İslamiyet kültürünü bir arada yaşatabilmenin önemine değinen Karpat, Osmanlı'nın da ilk devirlerden itibaren Araplarla iyi ilişki içinde olduğunu anlattı. Osmanlı'nın temelde bir İslam devleti olduğunu ifade eden Karpat, Osmanlı-Arap ilişkilerinin Suriye ve Mısır'ın fethiyle farklı bir aşamaya geldiğini söyledi.
    ''Araplarla Türkler tarihte hiçbir zaman çarpışmamışlardır'' diyen Karpat, Ridaniye ve Mercidabık zaferlerinin Türklerin Arap dünyasını işgali olarak görülmemesi gerektiğini dile getirdi. Karpat, Osmanlı'nın, Arapların dillerini, kültürlerini, dinlerini anladıkları şekilde korumaları ve yaymaları konusunda oldukça özgürlük tanıdığını kaydetti.
    Osmanlı'nın Arap dünyasına girmesinin aslında bir Arap birliğini ortaya çıkardığını anlatan Karpat, ''Halifelik zamanında bile görülmeyen Arap birliğini Osmanlı yarattı'' diye konuştu.
    Karpat, konuşmasını şöyle sürdürdü:
    ''Bazı kimseler, 'Türklerin Osmanlı zamanında İslam yoluyla Araplaştığı, benliğini kaybettiği' gibi manasız şeyler söylüyorlar. Aslında bunun tam tersidir. Bunlar bazılarınıza garip gelebilir, bize öğretilen tarih bu değil. Kanaatime göre, Arabistan'ın kültürünü, dilini tayin eden yarımada olmasıdır. Dış tesirlere, istilalara kısmen kapalı. Türkler, Orta Asya'da yaşarken bir yerde basit bir hayat kurarak benlik-kimlik geliştirememişlerdir. Büyük medeniyetler sabit unsurlar içinde emniyetli toprak parçalarında yaşarlar. Balkanlara gelen Türkler, sınırları belli, istikrarlı bir bölgede Osmanlı'yı kurdu. Osmanlı-Türk-Arap ayrı kimlikler tesis etmişler, karışmışlar, bazen de yeni sentezler yaratmışlardır.''
    Osmanlı ile Araplar arasındaki ilk ayrılıkların 3. Selim ve 2. Mahmut döneminde, yenileşme sürecinde başladığını belirten Karpat, ''İslam tarihinde ilk kez bir İslam devleti kendi içinden yenileşerek varlığını idame ettirme kararı vermiştir. Bu unutulmaması gereken temel bir meseledir. Bu da Osmanlı'dır. Bunlar, Arap dünyasında İslam'dan ayrılık hareketi olarak görüldü ve tepki aldı'' diye konuştu.
    ''Türklerin, Milli Mücadele sırasında Arap dünyasından büyük destek gördüğünü, Arap düşünürleri ve gençlerinin Atatürk'ü model olarak gördüğünü'' anlatan Karpat, Arap harflerinin değiştirilmesinin, hilafetin kaldırılmasının yanlış anlatıldığını, gerçek manasının anlatılmadığını söyledi.
    Karpat, konuşmasını, Türk-Arap ilişkilerinin bugünkü durumuna da değinerek, şöyle konuştu:
    ''Bugün neredeyiz? Bugün birçok gerçekleri anlamış durumdayız. Bizler, Türkler ve Türkiye olarak hiçbir zaman tarihi unutmadık. Gerçekleri görmeden yaşamak intihardır. Yüzyıllardır beraber işbirliği yaptığımız, alışverişte bulunduğumuz Arap dünyası ile çatışarak, yabancı durumuna düşerek yaşayamayız. Aynı durum Balkanlar için de geçerlidir. Türk-Arap dünyası olup bitenleri çok iyi anlamalı ve siyasetini bugün yaptığı gibi o dünyaya açmalı. Bu, NATO'dan çıkmamızı icap ettirmez. Türkiye, gerek AB gerekse NATO olsun çok büyük etki yapabilir. Arap-İslam dünyası ile ilişkileri geliştirmek ve bunlara daha somut şekiller vermek arada sırada düzenlenen konferanslarla olmaz.
    Bugün İslam dünyasına karşı batıda belirli tavırlar alınmıştır. Bunlar olumsuz tavırlardır. İslam'ı kabul eden, Müslüman olan ülkeleri küçük görmek hatta kötü isimler altında tanıtmak alıp yürümüştür. Bunları önlemek, gerçeği anlatmak, hem bizim hem Arapların müşterek vazifesidir. Beraber hareketle anlatıp kabul ettirebiliriz. Bugün atılan diplomatik adımları, Arap dünyası açılımlarını destekliyorum. Bu, hiçbir zaman batıdan kopmak, cephe almak olarak ifade edilmemelidir.''



    AA
     

Bu Sayfayı Paylaş

Yorumlar

'Tarih Haberleri' forumunda Ece tarafından 26 Mayıs 2009 tarihinde açılan konu

Bu Sayfayı Paylaş