Mükrimin Halil Yinanç (1900-22.12.1961)

  • Konuyu Başlatan Konuyu Başlatan atahoca
  • Başlangıç tarihi Başlangıç tarihi

Konu Görüntülenme İstatistikleri

Şu an görüntüleyenler
Misafir: 1

Toplam: 8
Mükrimin Halil Yinanç (1900-22.12.1961)

atahoca

Vezir-i Azam
Yönetici
Vezir-i Azam
Yeniçeri Ağası
Reputation: 1%
Son görülme
Katılım
30 Ekim 2025
Mesajlar
8
Tepkime puanı
1
Puan
3
Mükrimin Halil Yinanç, 1900 yılında Elbistan’da doğmuştur. Babası, Kadı Halil Kâmil Efendi; annesi Ayşe Hanım’dır. Ailesi, bölgenin köklü ulema ve eşraf zümresine mensuptur. Küçük yaşta babasından Arapça ve Farsça dersleri almış; bu dilleri klasik metinleri şerh edebilecek düzeyde öğrenmiştir. Ortaöğrenimini Malatya ve Mardin idâdîlerinde tamamlamıştır.

Mükrimin Halil Yinanç, 1916’da İstanbul’a gelmiş, Mekteb-i Mülkiyye’nin (Siyasal Bilgiler) yüksek kısmına devam ederken aynı zamanda Darülfünun Edebiyat Fakültesi Tarih Şubesi’ne kaydolmuştur. 1919 yılında Tarih Bölümü’nden mezun olmuştur. Mezuniyetinden sonra Millet ve Bayezid kütüphanelerinde görev yapmıştır. Bu süreç, onun nadir yazma eserler üzerindeki vukufiyetini artırmış ve muazzam hafızasını beslemiştir. 1933 Üniversite Reformu ile İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Ortaçağ Tarihi Doçentliği’ne atanmıştır. 1941’de Profesör, 1957’de ise Ordinaryüs Profesör unvanını almıştır. Selçuklu tarihini, sadece hanedan odaklı değil; sosyal, kültürel ve coğrafi bir bütünlük içerisinde (Anadolu merkezli) ele almıştır.

Yinanç'ın tarihçiliği şu sacayakları üzerine kuruludur:
Anadoluculuk (Türkiye Tarihi):
Türk tarihinin sürekliliğini, 1071 sonrası Anadolu coğrafyasında kurulan yeni medeniyet sentezi üzerinden okumuştur.
Kaynak Çeşitliliği: Sadece İslâm kaynaklarıyla yetinmemiş; Ermeni, Süryani ve Bizans kroniklerini de mukayeseli bir eleştiri süzgecinden geçirmiştir.
Filolojik Titizlik: Metin neşirlerinde (özellikle Düsturname-i Enverî gibi) dilsel doğruluğu ve terminolojik kesinliği ön planda tutmuştur.

Temel Eserleri ve İlmî Mirası:
Türkiye Tarihi:
Selçuklular Devri I (Anadolu'nun Fethi): Anadolu’nun Türkleşme sürecini askeri ve stratejik açıdan inceleyen başvuru eseridir.
Düsturnâme-i Enverî: Aydınoğulları ve Ege havzası tarihine dair önemli bir kaynağın ilk bilimsel neşridir.
Ansiklopedik Maddeler: İslâm Ansiklopedisi’ne (MEB) yazdığı "Akkoyunlular", "Danişmendliler", "Dulkadırlılar", "Eretnaoğulları" gibi maddeler, bugün dahi aşılması güç birer monografi niteliğindedir.
Kütüphanesi: Ömrü boyunca topladığı ve bir kısmını Avrupa'daki kütüphanelerden istinsah ettirdiği 15.000 ciltlik kütüphanesi, bugün İstanbul Üniversitesi Tarih Bölümü Kütüphanesi’nin çekirdeğini oluşturur.

Mükrimin Halil Yinanç, hayatı boyunca bekâr yaşamış ve kendisini tamamen ilmî çalışmalara vakfetmiştir. 21 Aralık 1961'de Haseki Hastanesi’nde vefat etmiş, naaşı Merkezefendi Mezarlığı’na defnedilmiştir.
 
İlgili Konular
Patrona Halil İsyanı Kullanıcı Talebe,
Hoca'nın belki en çok öne çıkan özellikleri hafızası, ders anlatım tarzı, tarihi gerçekleri sunmadaki dik duruşudur. Bu bağlamda bunlara birer misal verelim.

Hafızası: Küçük yaşta Kur’an’ı ezberlemiş olan tarihçimizin bir defa okuduğunun aklında kaldığı nakledilir. Konu hakkına çok örnekler olmakla beraber, Paris’te iken Fransız Millî Kütüphanesi’nde tesadüf ettiği ve istinsah etmesine izin verilmeyen Enverî’nin Düsturnâmesi’ni günlük beş-on sayfa ezberlemek ve daha sonra yazıya dökmek suretiyle kopyasını çıkarması delil olarak gösterilebilir. Nitekim daha sonra İzmir Millî Kütüphanesi’nde ortaya çıkan yeni nüshasıyla, Yinanç’ın istinsah nüshası karşılaştırıldığında en küçük bir fark olmadığı görülmüştür.

Ders Anlatım Tarzı: Hoca derslerini olayları yaşar gibi anlatmaktadır. Gerek derslerini dinleyenler gerekse mesai arkadaşları olayları adeta sahnede sunuyor gibi ders anlattığını nakleder.

İlmi Duruşu: Mütebahir bir tarihçi olmasına rağmen doğru olmadığını ve kaynaklara yeteri seviyede erişemediğini düşündüğü konularda sözlü birikimine ters orantılı olacak sayıda eser kaleme almıştır. Yinanç, milli duyguları güçlü olmakla birlikte ilmi gerçeklere uymadığı için Türk Tarih Tezi’ni savunan ve açılımını yapan aydınlar arasında yer almamıştır. Bu münasebetle Güneş-Dil Teorisi müzakereleri için Ankara’ya davet edildiğinde gitmemiştir. Hoca, kanaatleriyle ve tabii ki ilmi gerçeklerle tam bir tezat teşkil eden bu teoriyi savunma, hatta fikir beyan etme sıkıntısından kurtulmak için çare aramaya başlıyor. Hemen tanıdığı bir dişçiye gidip, kuzum, bir insana konuşamaz raporunun verilmesi için kaç dişinin çekilmesi gerekir diye soruyor. Dişçinin sayıyı belirtmesi üzerine derhal koltuğa oturup birkaç dişini çektirtiği nakledilmektedir.
 

Cevap yazabilmek için lütfen kayıt olun ya da giriş yapın.

Foruma giriş yaparak veya kayıt olarak tüm özelliklere erişebilirsin.

Kayıt ol
Ücretsiz hesap oluştur, konulara katıl ve paylaşım yap.
Kayıt ol
Kayıt olarak kuralları kabul etmiş olursun.
Bilgi
Yükleniyor...
Sosyal Medyada Takip Edin:
Geri
Üst Alt